TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE BOYUTLARI
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 21 Ekim 2015 - 17:35:02

Düşünen ve yaratan bir varlıktır insanoğlu. Düşünsel etkinliklerinin, yaratılarının en soylusu da bir bakıma edebiyattır. Yaşamı anlamlı kılma; kafalarda ve yüreklerde sevgiyi, iyiliği ve güzelliği çiçeklendirerek dünyayı değiştirme özleminin ürünüdür. Çağlar boyunca değişmemiştir bu özlem. Sürüp gelmiştir. Her çağ bu özlemden kalkarak edebiyat kavramını açımlamaya, değişik boyutlar getirmeye çalışmıştır ona. Tanımı, işlevi, kapsamı ve sınırları üzerine kitaplar yazılmıştır. Bu konuda birbirleriyle emişen ya da çelişen kuramlar, varsayımlar, düşünceler atılmıştır ortaya. Sorular yanıtlar, savlar karşısavlar birbirini izlemiştir. Ne ki değişmemiştir durum. Değişeceğe de benzemez. Çünkü edebiyatın doğasından, yapısından gelen bir özelliktir bu.
Yaşanılanın, olduğu gibi yansıtımı değildir edebiyat. Böyle olsaydı yaşamın kendisi olurdu edebiyat. Oysa yaşam edebiyat değil, edebiyatı besleyen bir kaynaktır ancak. Sözgelimi yaşanılanı başka bir deyişle yaşam gerçeğini değiştirmeden yansıtmak sanat olsaydı, yargılama tutanaklarının en soylu romanlar olması gerekirdi. Nitekim M. Parkhomenko ve A. Myasnikov bu noktaya değinirken şunları söylüyorlar: “Sanat çoğu kez aynaya benzetilir. Bu benzetmenin yanlışlığı, on dokuzuncu yüzyıl klasiklerinin bile gözünden kaçmamıştır. Ayna, karşısında duran nesneleri donuk biçimde yansıtmaktan öte bir şey yapmaz, oysa sanat gerçeğin özü- ne doğru çok inebilmek için gerçeği seçer, çözümler ve yeniden biçimlendirir.” Edebiyatın yaşamı anlamlı kılan yönü de gerçek karşısındaki tutumundan gelir. Yazar ya da ozan algıladığı gerçeği kendi iç dünyasında değiştirir, onu yeniden yaratır bir bakıma.

Boris Suchkov’un gözlemiyle belirtelim: “Sanat ve edebiyat yapıtlarının çizdiği dünya, gerçekliğin körü körüne bir kopyası değildir, ama dünyanın rengini ve kokusunu kendinde muhafaza eder, şu basit nedenle ki, sanat her zaman için doğanın ve insan hayatının en özlü yanlarını ele almıştır. Her hakiki sanat yapıtının bir bildirisi olması gerekir; bu bir sanat yapıtının var olabilmesinin temel koşulu ve hayatî öğesidir. Sanat, gerçekliğin büyük disiplinine ancak boyun eğebilir, ona yardım edemez…”

Yaşamı, yaşanılanı ya da düşleneni yansıtma edebiyatın en belirleyici niteliğidir. Yansıtmanın güzelduyusal bir tat kazanması da sanatçının dili kullanma gücüne, yeteneğine bağlıdır. Çünkü bir dil sanatıdır edebiyat. Müzisyenler için sesler, ressamlar için renkler, yontucular için mermer ve bronz neyse bir romancı, bir ozan, bir öykücü, bir oyun yazarı için de sözcükler odur. Romancı, ozan, öykücü ya da oyun yazarı, sözcüklerin gizli evrenine uzanarak, onların kendisine sunduğu olanakları iyi değerlendirerek özgünlüğü olan yaratılara ulaşabilir ancak. Yaratılarının okuruna haz vermesi, güzelduyusal bir tat duyurması, coşkulandırması çokluk dili kullanma gücüne bağlıdır. Demek oluyor ki edebiyatla çağı arasında doğrudan bir etkileşim vardır. Her toplumun edebiyatında bunu açıkça görebiliriz. Sanatçının toplumdaki yeri, sınıfsal kökeni, yaşadığı dönem ve toplumsal ortamı da bu etkileşim olgusu içinde düşünebiliriz. Homeros’tan Soljenitsin’e; Jack London’dan Vassili Vassilikos’a; Tevfik Fikret’ten; Nazım Hikmet’e; Recaizade Mahmut Ekrem’den Yaşar Kemal’e değin böyledir bu. Gerçekte ulusların edebiyatlarındaki gelişim evreleri de bu olgunun doğal bir sonucudur. İster ozan olsun, ister romancı olsun her sanatçı bir yandan çağından etkilenir bir yandan da onu etkiler.. Edebiyat dönemleri ya da evreleri dediğimiz de bu etkileşim ve etkilenişlerin sonunda oluşur…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz