Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
MUSTAFA ACAR

EGO ( HİKAYE)

Bu haber 09 Kasım 2018 - 12:08 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.
EGO ( HİKAYE)

“Kuruntu, kasıntı” benzeri bir kelime arıyordu.

Zihninde büyük çaplı bir sözlük, taklalar atıyor, uygun kelimeye bir türlü ulaşamıyordu.
Bir kaç gün önce yazmış olduğu “ŞARK KURNAZI” isimli şiiri yakın çevresinde bulunan “şuara taifesi” nezdinde, bayağı ilgi görmüş, bu kez uğraştığı şiire dair şevk ve heyecan yaratmıştı.
Yeni şiirin ilk dörtlüğü yazılmış, ancak ikinci dörtlüğün,üçüncü mısraında kullanacağı ve şiirin bel kemiğini oluşturmasını düşündüğü kelime, sunturlu ve gösterişli olsun, kafasında teşekkül eden “Ego su yüksek, kibirli tiplere” dair düşünceyi yansıtsın istiyordu.
Aslında şiirine konu olan zevat; pek de öyle alelade her mekanda, rastlayıp tanışılacak, ayak üstü görüşülecek sıradan insanlar değildi.Hani görürsünüz ya; her hangi bir sahada,”bu edebiyat olur, musıki olur, resim olur ,hatta siyasi ve ticari bile olabilir” iyi kötü nam yapmış,ünlenmiş birilerinin, daha ilk kez tanıştığı birine ” bey veya efendi gibi” takıları eklemeden, hatta “siz” ifadesinin dahi kapısını çalmadan direk “sen” diye veya çıplak isminizle hitap eden kişiler söz konusu idi.
Bir süre daha kafa yormanın ardından anladı ki;aradığı, kendisini tatmin edecek kelimeyi en azından bu gün bulamayacaktı. Kalemi arasına itinayla yerleştirdiği defterini kapatarak, üzerinde intizamsızlığın cirit attığı, şifonyerden bozma yazı masasının uzak kenarına itiverdi.

Soner YALÇIN ın “SAKLI SEÇİLMİŞLER” isimli,haytımızla ilgili, beslenmemize dair, geleceğimizle ilişkin müthiş gerçekleri açıkladığı, yoğun gayret ürünü kitabını okuyalı beri, sallama çaydan uzak duruyor, dökme çayı demlemek ise gücüne gidiyordu.
Her neyse buna da alışırız, nelere alışmadık ki diye söylenerek mutfağa geçti. Yüz kısmı muhtelif çiçek desenleri ile süslü çay kutusundan aldığı bir fincan dolusu dökme çayla, demlikdeki kaynar suyu demledi. Aklında olan şeyin, sigaranın eksikliği olduğunu fark edince ,devamlı pantolonunun sağ cebinde taşıdığı küçük kırtasiye makasını çıkararak, paketinden aldığı bir çubuk sıgaranın uç kısmından, göz kararı ile üçte birlik bölümünü keserek itina ile yerleştirdi ağızlığına. İki de bir gazı tükenen çakmağı çakması ile çok sevdiği kırk yıllık tanıdığı nikotinli rayihayı içine çekmesi bir oldu. İşte hayat buydu! Tanju Okan ın “Benim en iyi dostum içkim sigaram” şarkısının yüzde ellisine itiraz eder tavırla ” Benim en iyi dostum çayım sigaram” diye mırıldanmaya başladı.
Çayı birazdan demlenmiş olacaktı. Oyalanacak bir şeyler bulması gerekiyordu. İki gün önce bir kaç şair arkadaşı ile uğradığı gezdiği;Ülke içerisinde büyüklük babından 17. sırada olduğu övünülerek dillendirilen yaşadığı kentte ,ne hikmetse henüz ikincisi açılmış olan, kitap fuarından satın aldığı hikayeci Mustafa KUTLU nun kitabını eline alarak incelemeye başladı.
Bazı yazar şair arkadaşlarının, takıntı halinde bıkmadan bahsettikleri, yoğunlaştıkları; kağıt kalitesi imiş,yok mizanpaj mış, dizgi, baskı v.s. umurunda değildi.Onun için vazgeçilmez olan, ana omurga “Muhteva” idi.Yani içerik. Herhangi bir mesaj içermeyen, çilesi, kavgası, itirazı olmayan, çözüm üretmeyen, yol göstermeyen hasılı aydınlatmayan bir metin; şiir olsun nazım yani düz yazı olsun ,hikaye, roman, anı veya deneme olsun, bir kıymet ifade etmiyordu.
Yarım asrı bulmuş okuma serüveninde, her zaman bu düşünce paralelinde davranmış, nice yaldızlı kapakların içinin boşluğuna, nice parlatılmış şöhretlerin ise kofluğuna şahitlik etmiş, bu vesile ile zaman ayırıp okuyacağı kitapları artık daha bir dikkatle seçer ayıklar olmuştu.

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA