Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
ALİ RIZA NAVRUZ

G E Ç M İ Ş T E  S I R A   O D A L A R I

Bu haber 15 Kasım 2018 - 11:33 'de eklendi ve 21 kez görüntülendi.
G E Ç M İ Ş T E  S I R A   O D A L A R I

Harmanlar kalktı da, kapıyı da kar çevirdi mi; bu noktadan başlayan ve bâdem çiçeklerinin açmasına kadar geçecek olan zaman dilimi köy halkımızın dinlendiği, dinlenirken eğlendiği, eğlenirken öğrendiği bir an’ı içerirdi köyümde…

Sıra odası; sıra kendisine gelen bir ailenin mütevâzî evidir.

Genelde bu evin odası iki yönlü tahta sedirlidir.

Duvarın bir köşesinde aile büyüğünün bir zula dolabı mutlaka vardır. Kapı girişine yakın odun sobasının kömürü tezektir, çırası saman… Kapı da bir kangal köpek yaman mı yaman/dı…

Yatsı namazı çıkışından sonra gelinir birer ikişer bu bildik hâneye.

Hocadan hacıya, büyükten küçüğe düzenli bir oturum şekli kendiliğinden sağlanırdı.

Bu oturumların belli bir gündemi kesinlikle olmazdı, ya da önceden belirlenmezdi diyebilirim.

Ya ajanslardan edinilen haberlere yorumlar getirilir veyahut şahsi, toplumsal sorunlar irdelenirdi.

Şahit olduğum kadarıyla bu tür oturumlarda; ağzı olan konuşmazdı, aklı yeten konuşurdu…

Böylece bilmeyen de bilenden feyz almış olurdu… Konu bu noktaya gelmişken Seyrâni’nin şu dizelerini es geçemeyeceğim dostlar:

 “Câhil sohbetinin encâmı ziyan,

Ariflerin ziyân sözü kâr gibi.”

 Tüten sobanın dumanı, sanki yaman hâlimizin aynasıydı bir yerde… Gelsin çay, gitsin kahve…

Derken; arabaşının hamuru titrerdi ağaç kaşıklar üstünde çorbaya dalarken. Söz, sohbet sonuçta halk edebiyatımıza gelir dayanırdı ilerleyen saatlerde. Kerem ile Aslı, Tâhir ile Zühre, Leylâ ile Mecnun gibi sevdâlıların harı ile tutuşurdu yürekler. Zaloğlu Rüstem ve  Koç Köroğlu yiğitlik damarlarımızı ayağa kaldırırdı âdeta… Kesikbaş’ın başıyla ruhumuz sükun bulurdu diyebilirim. Hele bir de ev sahibinin, kolla kurulan bir gramofonu varsaaaaa,  değme keyfine gitsiiiiiiiin!..

“Karlı dağlar karanlığın bastı mı?

Kahpe felek ayrılığın dostumu?”

Çok yazık diyorum. O yıllarda bile yaşatılmaya çalışılan kültürümüzün kayboluşuna çooooooook yazık!… Şimdiler de;

“Kimse bilmez oldu sözü sohbeti,

Bozuldu sikkenin tuncuna kaldık”

-.-

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA