Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
ABDULLAH AYATA

GÜZ SEVDASI-1

Bu haber 31 Mart 2019 - 14:24 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.
GÜZ SEVDASI-1

Kayseri Yeraltı Çarşısında karşılıklı dükkânları olan Halis ile Yahya iki iyi esnaf arkadaştı. Halis ayakkabı satıyordu,

Yahya konfeksiyoncu. İyi anlaşıyorlar, karşılıklı dayanışma gereği zaman zaman birbirinin çek, senet ödemelerine  yardımcı da oluyorlardı. Hürriyet Mahallesinde yakın binalarda oturduklarından son zamanlarda aile olarak da  birbirlerine gider gelir olmuşlardı. İki arkadaş arasındaki bu yakınlaşma aile bireylerine de yansımıştı. Halis’in on iki yıl  önce babası ölmüş, dul kalan annesi Neriman Hanım o günden beri oğluyla oturuyordu. Yahya ise üç sene önce annesinin vefatıyla birlikte yalnız kalıp, Esenyurt Mahallesindeki evinde tek başına yaşayan babası Kâmil’i bir türlü kendi  evinde birlikte yaşamaya ikna edemiyordu. Torunları ile gelininin samimi, “Ne olur bizimle kalsan, yalnız başına  yapamıyorsun,” ısrarlı tekliflerini kıramayan Kâmil Bey, sonunda dayanamayıp onlarla beraber yaşamaya razı oldu.

Oturduğu evi kiraya verip yerleşti oğlu Yahya’nın evine. Olayı duyan Halis ve ailesi “hoş geldin” bahanesi ile bir gün  ziyaret etmek istediler, baba Kâmil Bey’in de katılmasıyla daha şenlenen arkadaşlarının evini…

Kâmil Bey’le Neriman Hanım birbirlerini tanımıyorlardı. Hem de iki ihtiyar tanışmış olurlar diye düşündüler.

Kâmil Bey altmış sekiz yaşında eli yüzü düzgün, yaşına göre sıhhatli bir memur emeklisi, Neriman Hanım sempatik, güler  yüzlü, hoşgörülü, etliye sütlüye karışmayan, terki dünya etmiş emekli bir işçinin dul hanımı…

O akşam Yahya’nın evinde konuklar karşılanıp güler yüzle oturacakları yerlere buyur edildiler. Karşılıklı tanıştırıldı iki  yaşlı insan, “Babam Kâmil,”, “Bu da benim annem Neriman,” şeklinde. Önce kahveler ikram edildi sohbet koyulaşır  düşüncesiyle. Bir müddet sonra oğullar, gelinler, çocuklar kendi aralarında buldukları ortak konular üzerinde  konuşmaya daldılar. Yaşlı adamla yaşlı kadın sessiz… Adeta unutuldular ötekiler tarafından. Onlar da yavaş yavaş  birbirlerini süzüp incelemeye başladılar.

Yaşlı Adam, “Ne kadar güzel bir hanımefendi. Hâlâ zinde, hayat dolu görünüyor. Kim bilir gençliğinde ne müthiş bir  afetti, kimlerin yüreğini yakıp peşinden koşturdu Allah bilir… Kocası nasıl biriydi, layık mıydı bu ihtişama acaba? O  zamanlar tanıyıp peşine düşeydim, benimle evlenmeye razı olur muydu? Yoksa umursamaz, yüzüme bakmaz mıydı,”  diye geçirdi içinden.

Yaşlı Kadın, fena adam değilmiş, daha gücü kuvveti yerinde görünüyor. Eskiden çok yakışıklı olduğu yüz hatlarından  belli. Karısı mutlu edebiliyor muydu bu babayiğidi acaba? Keşke genç kızken bana talip olanlardan biri olsaydı, herhalde  içlerinden bunu seçerdim, diye düşündü.

Yaşlı Adam, deli misin oğlum Kâmil, şu yaştan sonra elin kadınına mayışıyorsun. Saçından başından utan. Fark ederse  rezil olursun vallahi. Allah vere de düşündüklerimi anlamasa. İyisi mi kaçamak bakışlarla arada göz atayım. Duvar  kerpici gibi şap diye suratına yapışmayayım, diye düşüncelerine devam etti.

Yaşlı Kadın, vallahi bir hoş oldum adamı görünce… Tövbe tövbe… Bari ilgilenmiyormuş gibi yapıp bir şeylerle oyalanayım.

Maazallah adam fark ederse hafif kadın zanneder… Hakkımda hiç de iyi not olmaz, diye geçiriyordu aklından o sıra.

Ve karşılıklı düşünceler devam etti bir süre daha.

Kendisi ile ilgilendiğimi fark etti galiba. İlgisiz davramyormuş gibi yapıp kazak örer numarası yapıyor. Dikkatini çekmiş olmalıyım.

Bana ilgi duydu herhalde. Ah!… Ahh!. Sen beni eskiden görmeliydin. Vallahi evden çıktığımı bir dakika görüp  izleyebilmek için sokak köşelerinde saatlerce pusuda beklerdin…

Şu güzel yüzün, anlamlı anlamlı bakan mavi gözlerin davetkâr haline bak yahu… Eğer gençliğimde tanımış bilmiş  olsaydım seni kimselere kaptırmazdım Neriman Hatun. Kollarıma bir aldım mı bir daha benden vazgeçemezdin. Keyiften  yılan gibi dolanırdın bedenime… Ne oluyor bana… Sapıttım mı ne?…

Ne kadar asil bir duruşu var. Şu ihtiraslı bakışlara bak, seni cilveden, nazdan çıldırtır aslan tavırlarını eteğimin dibinde  miyavlayan kediye çevirirdim ama o zamanlar geçti yiğidim… Hem yaşım hem ortam uygun değil…

Deli gönül diyor ki, yaşını başını, gelini, torunu unut, yüzsüzlüğü ele al. Senden çok hoşlandım Neriman Hanım, çoluğu  çocuğu boş verelim. Kalk gidelim. Nikâhsa nikâh, takıysa takı, evlenip biz de hayatımızı yaşayalım, mutlu olalım. Şunun  şurasında kaç günlük ömrümüz kaldı ki diye harbiden kadına talip ol… Delirdin mi be oğlum Kâmil, adama ne derler  sonra? Bunak herif kadınsızlık senin başına vurdu galiba…

Eğer utanmasam, herkesin evi yuvası var, biz niye çocuklarımızın yanında ezile büküle yaşıyoruz. Sen de beni al. Kendi  evimizde birbirimizi sürükleyip gidelim. Aman! Kim ne derse desin… Umurumda mı, yeter ki birlikte olalım, diyesim  geliyor. Ya Rabbim nereden rastladım şu adama… Deliriyor muyum ne?… Gevşeyip iç geçirdiğimi fark etmeseler bari…

Yok yok bu kadını gördükten sonra artık eskisi gibi normal davranamam. Birazcık yüz bulayım her türlü deliliği, çılgınlığı  yaparım billahi… Hiç kimseyi de takmam. Bana karşılık vermezse iflah olmam gibi geliyor. Sabrım taşmak üzere, milletin  içinde kendimden geçip çılgınlık yapmaktan korkuyorum. Sakin ol Kâmil, sakin ol… Her şeyi berbat etme…

Artık bu adamı görmeden duramam gibi geliyor, içimin yağı eridi birdenbire. Ne yapsam ne etsem bilmem ki… Ya boşa  hevesleniyorsam, ne ederim o zaman. Yok yok içime düşecek gibi gizli gizli bakışlarından hoşuna gittiğim belli…

Yaşlı adam ve yaşlı kadının karşılıklı düşünceleri birbirlerinin iyi taraflarını görüp hayranlıklarının zirveye çıkmasını  sağladı. Geç saatlere kadar süren gece misafirliğinin sonunda Halis ve ailesi kalkmak için izin istedi. Konukları yolcu  etmek için ayaklanan Yahya ailesi fertleri kapı önüne dizildiler.

Neriman Hanım, Kâmil Bey’le vedalaşırken anasının  yanından zorla alınıp götürülen emlik kuzu çaresizliğinde gözlerini adamdan alamadı. O gece Kâmil Bey Neriman Hanım’la düşlediği yeni bir hayatın hayalleriyle ancak sabaha karşı uykuya dalabildi. Neriman Hanım ise hiç uyuyamadı.

Güneş doğuncaya kadar “olmayacak duaya amin demenin” olabilme ihtimallerini düşünüp durdu.

Aradan birkaç gün geçti. İkisi de oğullarının evinde birbirlerine özlem duymaya başlamışlardı. Ve ikisi de duygularının  karşılıklı olup olmadığından kuşkulu… (Devam Edecek)

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA