Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
ABDULLAH AYATA

GÜZ SEVDASI-2

Bu haber 01 Nisan 2019 - 11:36 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.
GÜZ SEVDASI-2

Sabrının uzatma saniyelerini de zorlanarak bitirdikten sonra her şeyi göze alıp numaraları çevirdi.

“Alo… Orası kimin evi?”

“Halis Yıldız’ın evi, nereyi aramıştınız?”

“Neriman Hanım siz misiniz? Ben Kâmil, Yahya’nın babası.”

Heyecanlanan Neriman Hanım hafif titreyen bir sesle,

“Buyurun Kâmil Bey, bir arzunuz mu vardı?”

“Evde yalnız mısınız?”

“Evet, gelin güne gitti.”

“Bizim gelin de gitti. Ben de öylesine arayıp bir halinizi hatırınızı sorayım dedim. Nasılsınız?”

“İyiyim şükürler olsun, sesinizi duyunca daha iyi oldum.”

“Rahatsız etmiyorum ya?”

“Ne demek olur mu aksine çok sevindim.”

“Şey diyecektim… Şey yani… Sağlığınız sıhhatiniz yerindedir inşallah…”

“Ben iyiyim, siz nasılsınız?”

“Ben de iyiyim de… Aslında… Neyse…”

“Söyleyiniz, söyleyiniz, galiba önemli bir şey diyeceksiniz.”

“Diyeceğim ama diyemiyorum.”

“Sizi dinliyorum çekinmeyiniz.”

“Neyse boş verin. Belki de çocukça, aptalca bir şey. Hata yapmış olabilirim. Söylemeyim daha iyi.”

“Kırmayınız beni lütfen, utanmanıza gerek yok, anlayışlı insanımdır…”

“Sonra kızmak yok ama.”

“Vallahi kızmam.”

“Neriman Hanım, galiba size karşı ilgi duyuyorum.”

“Ay gerçek mi?”

“Hem de nasıl, geceleri sizi düşünmekten gözüme uyku girmiyor.”

“İlahi Kâmil Bey!”

“Doğru söylüyorum.”

“Vallahi ne diyeyim… Bu yaşta?”

“Sevdanın yaşı olmuyormuş, bunu sizi görünce anladım.”

“Aman yapmayın biri duyar falan…”

“Rahatsız ettiysem telefonu kapatayım?”

“Yoo… Yooo… Ne güzel konuşuyoruz işte.”

“Ne kadar güzel sesiniz var öyle.”

“Beni baştan çıkarmaya çalışma… Azgın! Çapkın!”

“Siz beni nasıl buluyorsunuz?”

“Bilmem…”

“Bana karşı siz de ilgi duyuyor musunuz?”

“Eh biraz.”

“Öyleyse uygun bir zamanda müsait bir yerde buluşup konuşup dertleşmeye ne dersiniz?”

“Olmaz.”

“Neden?”

“Birileri görürse âleme rezil oluruz.”

“Bizimkilerin uğramayacağı tenha bir yerde buluşuruz.”

“Belli mi olur Kâmil Bey, yerin kulağı var.”

“Anlaşıldı siz benimle pek ilgilenmiyorsunuz.”

“Acele etmeyin canım, bir şeyler düşünürüz…”

Birkaç hafta süreyle fırsat buldukça gizli gizli telefon görüşmesi yaptılar. Birbirlerine hayranlıklarını açıkça belirtmeye başladılar. Sonunda kararlaştırdıkları bir pazartesi günü Almer Alışveriş Merkezi’nin kafeterya bölümünde saat on ikide gizlice buluşma kararı aldılar. Birer bahane ile evden çıkıp randevu yerlerine varacaklardı. Buluşma günü olarak pazartesinin seçilmesi haftanın ilk iş günü oluşundandı. O gün lokantalara, kafeteryalara fazla uğrayan olmazdı.

Nihayet sabırsızlıkla bekledikleri gün gelebilmişti. Kâmil Bey bayramlık elbisesinin pantolonunu kendi elleriyle ütüleyip kravat ve gömlek seçiminde epeyce zorlandıktan sonra giyinip kuşandı. Önceden tıraş olup oğlunun tıraş losyonundan da sürünmüştü. Eski arkadaşlarla buluşacağız bahanesi ile evden çıktı. Neriman Hanım gündelik giyindiği koyu renk elbisesini çıkarıp açık renkli bir elbise yakıştırdı kendine. Yeni eşarp ve mantosunu takındı. Yüzüne hafif allık sürüp gözlerine sürme çekti. O da, ahretliğim Hatice Hanım’a gidiyorum bahanesiyle evden çıktı. Birbirlerine hayran iki kafadar kararlaştırdıkları yerde buluştular. İlk karşılaştıklarında çok heyecanlandılar. Fazla sürmeden kendilerine gelip uygun bir masaya oturdular. Hatırası olsun düşüncesiyle hatır gönül içeceği kahve siparişi verdiler. Kahvelerini içerlerken,  daha önceden düşünüp hazırladıkları iltifat sözcüklerini karşılıklı birbirlerine sundular. Sonra eller dokundu birbirlerine  yavaşça… Usta yapımı duvar tuğlaları misali üst üste konuldular. Soğuk damarlar içerisinde uyuklamaya çalışan kanlar silkinip ayaklandı. Orada burada oyalanarak mektup dağıtım işini mesaisinin son saatine bırakan posta dağıtıcıları gibi hızlandılar. Eller tuttu birbirini, resmi bir törende flama tutan öğrenci ciddiyetinde, sağlamlığında… Eller ısıttı birbirini sevgi sıcaklığında, bedenler yanıp fırınlaştı, içinde yürekler kor ateş… Baygın, yorgun gözlerin bu yangına müdahale etme niyetleri yok. Bir müddet dillerini susturup kalplerini konuşturarak öylece kaldılar.

Bu buluşma ısınma turuydu. O gün konuşup yalnızlıklarından, ilgisizlikten yakınarak karşılıklı duygularını da ifade etmiş oldular. Her hafta aynı yerde, aynı zamanda buluşma kararı alıp ayrıldılar. Kâmil Bey evine döndü. Neriman Hanım ise durumunu açıp olanları anlatmak için sırdaşı, ahretliği Hatice Hanım’m evinin yolunu tuttu.

Kararlaştırdıkları gibi, her hafta aynı mekânda buluşmaya devam ettiler. Üçüncü hafta sonunda birbirlerini iyice tanıyıp, birbirlerine ısınarak anlaşmışlardı. Evlilik kararı da almışlardı almalarına ama, çok büyük bir engelleri vardı. Bu durumu çocuklarına nasıl açıklayıp kabul ettireceklerdi? Tepkilerinin çok sert olacağı belliydi. Diğer taraftan, çevrenin ahlak kuralları baskısı da çıkılması güç bir labirentti. Aşağılanacaklar, horlanıp yıpratılacaklardı: “Şuna bak, adam yaşından başından da utanmıyor, oğlunun arkadaşının anasını ayartmış. Tüüü!… Kalıbına yazık, yaşıtları üçer defa hacca gidip gelmiştir… Vaziyetine bakan da adam sanır. Herif sapık mı ne? Böylelerinin evine kadınla kızla da gidilmez arkadaş.

Manyak bu herif!.. “Veya, “Vay elekçi vay!…” Biz de ağır, oturaklı bir kadın sanırdık. Kim bilir nasıl edalanıp, kaş göz

süzerek yoldan çıkardı elin herifini. Adama acırım adama!… Onun gibi daha çok erkek eskitir arsız karı… Aman karaltısı  gözümüzün önünden gitsin de, hangi cehenneme varırsa varsın kösnük… Ya bizim heriflere musallat olsaydı ne yapacaktık?… Zaten bizim adam acık kırık göz… Tövbe tövbe Yarabbi… On sekizlik kızlar bile yapmıyorlar bu kaltağın  yaptığını anam!… Dünya çok değişti çook!… İyi ki başımıza taş yağmıyor,” şeklinde çok sözler söylenecekti arkalarından.  (Devem Edecek)

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA