Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
ABDULLAH AYATA

GÜZ SEVDASI-4

Bu haber 03 Nisan 2019 - 11:48 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.
GÜZ SEVDASI-4

“Başkalarına hoş görünmek için kendimizi niye yıpratıyoruz, bırak kim ne derse desin. Kendi hayatımızı, kendi  koyduğumuz kurallara göre, kendi gereksinimlerimizi karşılayarak yaşayalım.”

“Ama baba, bizler senin her ihtiyacını karşılamak için seferber olmuyor, seni başımıza taç yapmıyor muyuz?”

“Kızım sen beni anlamak istemiyorsun. Biz, iki yaşlı insan yavrularını büyütüp yuvalarından uçuran kuşlar gibi güz  mevsiminde havalandık. Ortak bir meçhule doğru uçabildiğimiz kadar uçup gitmek istiyoruz. Birbirimizden kuvvet alarak, sevgimizi, hoşgörümüzü birleştirmek niyetindeyiz. Bize engel olmaya çalışmayın. Önümüze set, sırtımıza yük  olmayın.”

Kayınbabasının kesin tavrını gören Aysun, çareyi arkadaşı Nurgül’ün, kayınvalidesini ikna etme becerisine bırakarak,  vakit geçirmeden Nurgül ile buluşup olanları gizlice anlattı. Şaşkınlığından üzerine fil basmış döşeğe dönen Nurgül,  kendine gelince kaynanasının yüzüne karşı kızıp köpürmeye başladı. Hiç yapmadığı bir şekilde ağzına geleni sayıp  söyledi. Birbirlerine bağırıp çağıran gelin kaynananın şamatasını duyup gelen komşular durumdan haberdar oldular.

Kısa zamanda Kâmil, Neriman aşkını mahallede duymayan öğrenmeyen kalmadı. Dile düşüp alay konusu olmaya  başladılar. “Yaşı küçük diye kızın babası vermek istemiyormuş, göreceksiniz kız bohçasını alır kaçar. Kâmil oğlan  sevdiğini başkalarına yar etmez, gerekirse birkaç kişiyi vurur, on beş yirmi sene de yatar vallahi!… Helal olsun, Leyla ile  Mecnun’un Kayseri versiyonu…” gibilerden alaycı sözler, günlerce güncelliğini korudu.

Halis, annesine göz koyup taciz ettiği gerekçesi ile Yahya’nın babasına küfretti. Yahya, babasının Halis’in annesi  tarafından baştan çıkarıldığı iddiası ile Halis’in annesine hakaret etti. İki arkadaş dövüşüp birbirine girdiler. Komşu  esnaflar, onları zor ayırdılar. Küstüler. Arkadaşlıkları bıçak gibi kesildi.

Çarşı esnafı, olayı yorumlarken, kimisi Halis’i haklı buldu, kimisi Yahya’yı… Tüm girişimler sonuçsuz kaldı. İki arkadaşı  barıştırmaya bir türlü muvaffak olamadılar.

İşlerin sarpa sarıp, durumun çıkmaza girdiğini gören Kâmil ile Neriman, çocuklarını birbirlerine kinlendirip düşman  yapmamak için bir süre ortalığın sakinleşmesini bekleme kararı aldılar.

Uzun süre Neriman Hanım evden çıkamadı. Kâmil Bey de kimsenin yüzüne bakamadı. Aradan bir yıl geçti. Azimlerinden,  kararlarından, sevgilerinden hiçbir şey kaybetmediler. Aksine, özlemlerini artırıp, tutkularını kuvvetlendirdiler. Böyle  olmuyordu. Başka bir plan denemeye karar verdiler. “Size yük oluyorum” bahanesi ile önce Kâmil Bey başka bir şehirde  huzurevine gidecek, birkaç ay sonra da aynı bahane ile Neriman Hanım yanına varacaktı. Kâmil Bey’in planı tutmadı.

Niyeti hemen anlaşılıp, sert tepki gördü oğul evinde. Hareketleri kısıtlanıp, yeni sorumluluklar verildi. Sıkı takibe alındı.

Neriman Hanım olanlara çok üzülüp hastalandı. İki ay, yatak döşek yattı. Kâmil Bey, çok arzu ettiği halde ona geçmiş  olsuna gidemedi. İçin için kendini yedi bitirdi.

Neriman Hanım iyileşip ayağa kalkınca, Kâmil Bey’e telefon edip, pazar günü Beştepeler Parkı’nda buluşma teklifinde  bulunarak, “Artık, kimseden korkup çekinmiyor, utanmıyorum. Kalabalık bir günde herkesin görebileceği bir yerde el  ele, göz göze bir gün geçirelim bari… Hiç olmazsa, birbirimizi görerek, hissederek, özlemimizi gidermiş oluruz,” önerisini  getirdi. Kâmil Bey bu teklifi sevinerek kabul etti. Belirtilen pazar günü kimseye danışıp hesap vermeden, kararlaştırdıkları  yerde buluştular. Bir çay bahçesine oturup el ele tutuştular. Dillerinin konuşma haklarını gözlerine devrederek, sevda, hasret sözcüklerini sıraladılar birbirlerine karşılıklı… Dünya umurlarında değildi. Her şeyi göze alarak kendilerine  ayırdıkları tek günü doyasıya yaşamak istiyorlardı.

Yakınlarından gelip geçmekte olan kalabalık insan grupları tarafından, iki yaşlı insan dikkat çekiyordu. Başlarını sallayıp  alaycı tebessümlerle geçiyorlardı yanlarından. Gezintiye çıkmış, tek çocuklu bir çift tarafından da fark edildiler.

Eşlerden kadın olanı, “Görüyor musun şunların el ele tutuşup birbirlerine bakışlarını, şu yaşa gelmişler hâlâ aşkları  bitmemiş. Bizde bunların iştahlarının yarısı yok,” dedi.

“Doğru söylüyorsun.”

“iddiaya girerim, evlilikleri boyunca bir defa olsun kavga ederek, bir gece bile ayrı yataklarda yatmamışlardır.”

“Boşuna iddia etme, onlar hiçbir zaman aynı yatakta yatmadılar. Zira evli değiller.”

“Vay canına! Nereden biliyorsun?”

“Adamı tanıyorum. Bizim çarşıdan bir arkadaşın babası.”

“Ya kadın kim?”

“Ne yapacaksın, fazla meraklı olma. Bazı şeyleri görmemek, duymamak, duyurmamak çok daha iyidir. Ben onların  medeni cesaretlerine hayranım. Bu yüzden ikisine de sonsuz saygı duyuyorum.” (SON)

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA