BAKAN HULUSİ AKAR: “HEPSİ BİTECEK”

BAKAN HULUSİ AKAR: “HEPSİ BİTECEK”

SEVR YA DA LOZAN ESARET YA DA BAĞIMSIZLIK

SEVR YA DA LOZAN ESARET YA DA BAĞIMSIZLIK

MİLLİ SAVUNMA BAKANI AKAR BÜYÜKŞEHİR’DE

MİLLİ SAVUNMA BAKANI AKAR BÜYÜKŞEHİR’DE

TOBB KADIN GİRİŞİMCİLER KURULU, HİSARCIKLIOĞLU’NU ZİYARET ETTİ

TOBB KADIN GİRİŞİMCİLER KURULU, HİSARCIKLIOĞLU’NU ZİYARET ETTİ

FETÖ OPERASYONUNDA 3 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

FETÖ OPERASYONUNDA 3 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

HABER ALMA VE HABER YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜ
  • MUSTAFACENGİZ
    • MUSTAFA CENGİZ
    • mstcengiz@mynet.com
    • 8 Nisan 2018 - 15:05:45

07.04.2018 TÜRKİYE KÜÇÜK MİLLET MECLİSİ TÜRKİYE MEDYASINDA HABER
ALMA VE HABER YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜ KONULU KONFERANS KONUŞMA METNİM
**
TÜRKİYE MEDYASINDA HABER ALMA VE HABER YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜ
Medya masraflı bir yatırım.
Medya bir çok kişi ve kurumlar tarafından zararı göz önüne alınarak hayata geçirilen ve diğer yan kuruluşlar tarafından zaman zaman finanse edilen bir mesleki yapı.
Böylesine bir kar-zarar dengesinin neden kurulduğunu konuyu biraz daha açarak sizlerle paylaşacak, Türk Medyasının ve bunun bir parçası olan Kayseri Yerel medyasının durumunu gözler önüne sermeye çalışacağım.
Öncelikle Medya nedir ve işlevi nedir? sorusuna bakmak lazım.
Yaygın kullanımıyla medyayı kitle iletişim araçları (gazete, dergi, radyo, televizyon, teletext ve internet) olarak tanımlamak mümkündür.
Görülüyor ki ciddi ve geniş çaplı bir tanımlama.
MEDYANIN İŞLEVLERİ
1. Haber ve Bilgi Verme, 2. Kamuoyu Oluşturma, 3. Eğitim, 4. Eğlendirme, 5. Kültürel Değerlerin Korunması, 6. Toplumsallaştırma ve 7. Tanıtım
Eskiden sadece gazeteler için kullanılan bu terim şimdilerle, TV’ler, Radyolar, İnternet siteleri ve gazeteleri de içine alan genel bir kapsama kavuşmuştur.
2012 Yılı sonu itibarı ile Türkiye’de karasal yayın yapan 247 televizyon ve 1057 radyo, uydu üzerinden yayın yapan 205 televizyon ve 63 radyo, kablo üzerinden yayın yapan 101 televizyon olmak üzere toplam 553 televizyon ve 1120 radyo ve Türkiye’de 55 yaygın, 23 bölgesel, 2.381 yerel olmak üzere toplam 2.459 gazete varken, 27 Temmuz 2016 OHAL kapsamında Resmi Gazete’de yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan yayın kuruluşlarının sayısı 131. 20 Temmuz 2016- 31 Aralık 2016 tarihleri arasında toplam 178 medya kuruluşu kapatıldı.
Kayseri’de ise 6 TV, 14 Gazete ve 24 radyo bulunuyor.
19 Aralık 2017 Rakamlarına göre Türkiye’de 100’ün üzerinde gazetecinin cezaevinde olduğu ve sıralamada da ülkemiz 5. durumda bulunuyor.
Johann Gutenberg tarafından matbaanın icat edildiği 1440 tarihinde, Osmanlı İmparatorluğu en parlak dönemlerini yaşadığı halde ilk Türk matbaası yaklaşık 300 yıllık gecikmeyle 1727 tarihinde İbrahim Müteferrika tarafından kurulur.
Türkiye’de ilk gazeteyi 1795 Fransız devrimini izleyen yıllarda Fransızlar yayınladılar.
ilk Türkçe Arapça gazete, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından 20 Kasım 1828’de Kahire’de çıkarılan Vakayi-i Mısriye gazetesi ve İlk Türkçe gazete, 11 Kasım 1831’de yayımlanan Takvim- i Vakayi’dir.
Gazetecilerin 24 Temmuz 1908’de gerçekleştirdiği direniş sonucu kalkan sansür, aradan geçen süreçte yapılan çeşitli yasal düzenlemelerle ve baskılarla yeniden gündemde.
10 Ocak 1961’de gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştiren, ileri haklar getiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği günden bu yana geçen süreçteki tablo malum.
1971 yılındaki 12 Mart müdahalesinden sonra ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar tavan yaptı.
Medya’daki tüm ilişkiler Arz-Talep dengesi üzerine kurulmuştur.
Medya sahipleri, genellikle; özel şahıslardır.
Muhabirler ve program yapımcıları, programın veya yayının biçimine ve formuna uygun olduğu sürece, istedikleri gibi görev yapabilirler.
Gelişmeler ve sonuçlar benim lehimde ve rakiplerimin aleyhine ise ‘iyi, hoş, oh olsun` ne de olsa basın ve medya özgürdür mantığı hep ön planda oldu.
İktidar dahi olsan basına müdahale edemezsin, yoksa sansür olarak değerlendirilir.
Medyanın görevi doğruları halka ulaştırmaktır.
Özgür bir haber alma ve buna paralel olarak ta özgür yayın yapmak her zaman en önemli (SÖZDE) mesleki ilkelerdir.
Gerek Türkiye genelinde, gerekse de yerel bazda habere ulaşmak, haberi kaynağından doğrulatmak ve hele hele de bunu yayınlamak ve yayınlatmak başlı başına bir maharettir.
Bunu bir engelli koşu gibi algılamak gerekir.
Haberi bulmak, haberi kaynağından doğrulatmak, belgelemek, basın kanunun ihlal etmemek, yazı işleri ya da genel yayın yönetmenini veya patronu ikna etmek ve yayınlayabilmek…
Haberdeki öncelik kamu çıkarları olmalıdır.
Ancak burada en önemli etken patronun ve siyasi yapının durumudur.
Bu da doğal olarak farklı ilişkileri de beraberinde getirir.
Basının güçlü olma arzusu iktidar erki ile birleşince doğaldır ki bir takım kirli çıkar ilişkileri kaçınılmaz olur.
Nitekim İktidarın hizmetine kendisini adayan ve bu uğurda, küpünü doldurmak isteyen bir medya halkın doğru haber alma hakkını kaynağından kısarak, sadece iktidarın sesi olur ve her şey toz pembe görülür.
Hele hele 3. Dünya ülkelerinde bu tür olumsuzluklar hortlar.
Türkiye’de Kayseri’de 110 yıllık süreçte ve 1839’dan bu yana Tanzimattan bu yana ülkemizde hizmet veren medya faaliyetlerinde bunun bir çok olumsuz örneğini görmek mümkündür.
Bir dönemler Medya’nın İstanbul Baronları ve TRT’nin Altın makası vardı…
Gazete patronlarının evinde kurulan hükümetleri de unutmadık.
Şimdilerde ise düzen değişti.
Medya’nın içerdeki Politik dizaynı kadar dışarıdan dizaynı ile birlikte ortayla çıkan hainler ordusu dün vardı, bugün de var, maalesef yarında olacaktır.
Doğal olarak Patronların sistem içerisinde palazlandığı büyük çaplı rakamları gören gazetecilerde hiç kuşku yok ki Milyon dolarlık maaşlarla bu sistemin çökmesine hizmet ettiler, küpü doldururken, mesleğe de ihanet etmiş oldular.
Şimdilerde bir Ana AKIM MEDYA terimi var.
Bir ülkede hiçbir şey yolunda gitmiyor olabilir.
Fakat Ana Akım Medya’daki genel durum gidişatı normal olarak yansıtıyorsa, ülkenin geneli sorunların ciddiyetinin farkında olmayacak, dolayısıyla herhangi bir rahatsızlık hissetmeyecektir.
Oysaki anlaşılması giderek zorlaşan modern dünyadan çok ihtiyacımız olan şey; “GERÇEK VE DOĞRU” haberciliktir.
Siyasi iktidarlar kendi basınını oluşturuyor.
Merhum Özal’ın 2.5 medyasından bu güne gelene kadar çok şeyler değişti.
Çok sesli’den, tek sesliye, halkın sesinden, İktidarın borazanına gelindi.
Toplu manşetler dönemi başladı.
Avrupa fonları ile yayınlanan dış güdümlü gazeteler Türkiye gündemini allak bullak etti.
Fetö’nün türevleri, TV’leri ile birlikte gazetesi ile olayın boyutları daha da farklılaştırıldı.
Belli bir amaca hizmet eden, beyin yıkayan, asparagas haberlerle gündemin yoğunlaştırıldığı, paravanın arkasından malın götürüldüğü bir dönem inşa edildi.
Yerel gazetelerin canına ot tıkamak istercesine İstanbul medyasının her ilde o ile özel ekleri ile yerel basının ayakta kalmasının en önemli araçlarından birisi özel reklam pastası hep İstanbul Hegemonyasına peşkeş çekildi.
Eskilerde hükümetler SEKA gibi yerel basına kağıt bağlamında destek verirlerdi.
Şimdilerde bu işin yolu yöntemi de değişti maalesef.
Açılış ve tören giderleri adı altında birçok farklı uygulama yapılıyor.
Her dönemde YANDAŞ MEDYA olmuştur.
Dün vardı, bugün de var. Yarında muhtemelen medya’nın ciddi manada kartelleştiği gerçeğini inkar etmez isek olacaktır da.
Türkiye medyasının genel tablosu içerisinde YEREL MEDYA’ya da bir parantez açmak gerekiyor.
Medya masraflı bir yatırım.
TV’ler izlenmiyor.
Gazeteler satmıyor.
Radyolar dinlenmiyor.
İnternet siteleri ise meçhul.
Haberi yapmak kadar sorumlulukları da ağır.
Tazminat rakamları çok çok yüksek.
Son olarak yıl sonuna kadar ötelenen bir Borcu Yoktur kağıdı talebi oldu yerel basından…
Demokles’in kılıcı her zaman basının tepesinde sallanıyor.
Değişik dönemlerde Türkiye’de İstibdad dönemi, sıkı yönetim idareleri oldu.
Şu anda Türkiye’de OHAL var.
Bu görevini yaparken, tarafsız olmak, objektiflik, sağlam haber kaynağı gibi önemli özelliklerin ön plana çıkartılması gerekir.
Türkiye tartışmaya açık şekilde Cezaevlerindeki gazeteciler bağlamında Dünya sıralamasında önemli bir yerdedir.
Bunları Vatan haini, Terörist, Fetö’cü diye tasnif edebilir, başka yaftalar yapıştırabilirsiniz.
Burada önemli olan gerçek gazeteci ile başka amaçlara hizmet edenlerin iyi etüd edilmesi ve ayrıştırılmasıdır.
Nasıl ki haksızlıklara uğrayan medya mensuplarının haklarını savunmak durumunda isek, hiç kuşku yok ki bir basın mensubu olarak vatanına, milletine ihanet edenlerin de gazeteci adı ile Basın hürriyeti bağlamında birileri tarafından korunup kollanmaları da tasvip edilebilir bir şey değildir.
Türkiye medyasında haber alma ve haber yapma özgürlüğü var mı sorusunun cevabına gelince.
Elbette ki var.
Ancak İktidarın, Patronların, kanunların, Cezaların sizi sınırladığı kadar.
Paranıza güveniyorsanız, basın yolu ile hakaret bile serbest aslında.
Yüreğiniz yetiyorsa, paranız varsa her şey ama her şey haber olabilir.
Yeter ki sonuçlarına katlanmaktan çekinmeyin…
Sonuçta ne mi oluyor?
Güzel konuşmak, ince düşünmek, halden anlamak, sevmek, düşeni kaldırmak bedava olmasına rağmen yozlaşmış medya nedeni ile daha da yoz, değerlerinden uzak, saygıyı, sevgiyi unutmuş, kendine bile yabancı bir toplum ortaya çıkıyor.
FERNANDO PESSOA Diyor ki;
Vicdan azabı değil,
Bilinç azabı çekiyorum.
Son söz, Medya Hakkın ve Halkın sesi olması gerekirken, iktidarların, şahısların sesi oldu ve maalesef hep birlikte kaybettik.
Eğer bir ülkenin kendi insanlarını aldatan bir medyası varsa, o ülkenin başka bir düşmana ihtiyacı yoktur.
Güçlü bir iktidar ve çok sesli bir medya ülkenin emniyet sübabıdır.
Karşılıklı Otokontrol sayesinde çalmazlar, çaldırmazlar.
Vatandaş daha kaliteli hizmet alır…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz