ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

“HAÇLI – SİYON İTTİFAKI”NIN DOLAYLI SAVAŞLARI VE “KÜRT SORUNU”
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 6 Ocak 2015 - 17:19:05

  Haçlı – Siyon İttifakının Dolaylı Savaşları

Günümüzde, Batılıların  “Yeşil Hilal” dedikleri İslam Medeniyetinin beşiği Ortadoğu coğrafyası tarihinin en karalık günlerini yaşıyor. Bunun milat başı, 11 Eylül 2001’de Amerika- Newyok’ta ikiz kulelerin  “İslamcı terör öğürü El- Kaide’nin operasyonu” denilerek, bunun doğruluğu tam olarak ispatlanamadığı halde havaya uçurulması oldu. Olayın büyük yankısı, Amerika’da kendisini, eski kıdemli Dışişleri Bakana Henry Kıssınger’in demeçlerine “Müslümanlardan intikamlarını almak” amacıyla, “Müslümanları birbirine kırdıracağız” şeklinde yansırken,  ”Amerika’da yükselen Neo-comların yörüngesine girdi” denilen Başkan  Busch’un  demeçlerine ise, “Ortadoğu’da siyasi coğrafya değişecek” şeklinde yansıdı.

Amerika’da “Evangelistlerve  Neo-Conların yükselişi”,  işin esasına bakılırsa, Müslümanları, Balkanlar, Anadolu ve giderek  Ortadoğu coğrafyasında yok etmeye yönelik, tarihteki “Klasik Haçlı Seferleri “ geleneğinin, bu sefer  de Avrupa ekseninden kayıp büyük ölçüde Amerikan ekseninde “modern” anlamda yeniden ortaya çıkmasıdır.  Özellikle, Amerika’nın “Petrol Dini” nden kaynaklanan,  “Ortadoğu’da Amerikan çıkarlarını korumak” adı altında bir de buna “İsrail’in güvenliğini sağlamak” vetiresi eklenince, “Modern Haçlı Seferleri” nin günümüze yansıması  “Haçlı – Siyon İttifakı” şeklinde olmuştur.

Bugün Ortadoğu coğrafyasında, dün Müslümanları yok etmeye çalışan “Aslan Yürekli Richard kahramanlığı” nın yerini, Haçlı – Siyon İttifakının piyonu olarak kullandığı “Aslan Yürekli Ahmetler” almıştır.  “ Aslan Yürekli Richardlar yaparsa ancak  bu kadar ve hatta bundan daha az yapabilirler”  denilen Ortadoğu’da, “İslamiyet’i  bütün insan ve kültür varlığı ile yok etmeye çalışan  Siyon – Haçlı İttifakı bunu piyonları Aslan Yürekli Ahmetler  yapıyor” statüsü bütün açıklığı ve hızı ile kendisini göstermiştir.

Ortadoğu İslam coğrafyasının çeşitli bölge ve ülkelerinde değişik statülerde ve adlarda,   bilerek veya bilmeyerek Haçlı –Siyon ittifakının ortakları olarak ortaya çıkan bir sürü “Aslan Yürekli Mehmetler”, Kabil’i, Bağdat’ı, Musul’u, Kerkük’ü, Selahattin’i,  Kobani’yi,  Şam’ı, Halep’i, Gazze’yi,  Diyarbakır’ı, Cizre’yi, Hakkari’yi  ve bu gidişle, giderek belki de  Medine’de Peygamberimizin  kabri ve Mekke’de  Kabe’yi bile yıkacak, kendi elleri ile İslam nüfusu ve  kültür mirasını yok etmeye  çalışmaktadırlar.

Artık, “tarihi düşmanlarımız” bizi kendileri kırmaktan ziyade, “Bizi bize “ kırdırıyorlar. Hatta, şehirlerde kendilerinin bile yapamayacağı veya yapmaya cesaret edemeyecekleri “Büyük kıyım ve yıkımlar”ı kendi elimizle bize yaptırıyorlar. İslam coğrafyasındaki farklı ırk, mezhep ve sınıf unsurlarına hulul edilerek yürütülen “iç savaşlar” la farklılıkların  soykırımlar ve göçe zorlamalarla yerlerini değiştirmek suretiyle “Müslümanları azaltmaya ve yok etmeye yönelik nüfus operasyonları” devam ederken, camilerin, türbelerin, mezarların  tahribi, müzelerin yağmalanmasına  kadar varan “ İslam kültür mirasının da yok edilmesi” ne yönelik operasyonlar, giderek  adı geçen coğrafyada Müslümanları her alanda  iyice zayıflatıp olgun bir armut gibi kendiliğinden Siyon –Haçlı İttifakının ağzına atmayı hedef alıyor.

                  Tarihte Türklerle Kürtler Arasında Kurulan 5 Kader Birliği

Günümüzde, Haçlı –Siyonİttifakının bütün Ortadoğu coğrafyasında  yaşanan “Dolaylı Savaşı” nın bir tezahürü de  Anadolu yarımadasında Türkiye’de yaşanmakta, adı geçen coğrafyanın diğer bölge ve ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de bir ”iç savaş” tezgahlayarak (Hatta, 1984’den beri bu savaş “düşük yoğunluklu”  olarak devam ettiği halde)  Anadolu’daki  Müslüman nüfusunu ve kültür mirasını da yok etme projeksiyon planını esas alan bu planın kademe kademe uygulanmaya çalışılması karşısında   Milletimiz bugün  “Tarihinin en karanlık günlerinden birisini yaşıyor” statüne içine  sokulmuştur.

Küresel emperyalizm, yarım asra yakın zamandan beri, özellikle “Türkiye’nin farklılıkları” dan olarak 1000 yıllık bir kader birliği içinde bir arada yaşadığımız Kürt kardeşlerimize istinat ederek oyunun sahneye koymuş görünmektedir.

Son günlerde Cizre’de “Kurtarılmış Mahaller” statüsünde yaşanan ve  “Terör Örgütü” denilen örgüt elemanlarının kendilerine destek vermeyen Müslümanlara saldırmaları karşısında, bu olup biten olayların, saldırıya uğrayan Kürt örgütlerinden olarak Hür Dava Partisi  (HÜDA -PAR )Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun, “İçerinde provokasyon ve paralel yapılanma var demekle izah edilemeyeceği”, bölgedeki Müslümanların Seküler ve Marksist, bölge halkına yabancılaşmış  Kürt örgütlerine yok ettirilmek istenilmesinin  “perde arkası sebepleri” nden olarak “İsrail ve ABD’den İhaleli”  teşhisini koyarak, “Haçlı – Siyon İttifakı” nı adres göstermesi boşuna değildir.

Tarihte, Türkler ve Kürklerin,  özellikle Kürtlerin,  “Kendilerini Türk – İslam  koruyuculuğu” ana ekseninde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da varlıklarını  sürdürebilmeleri, 1000 yıllık bir zaman diliminde kendisini gösteren şu 5 kader birliği sonucu olmuştur:

1-İlki, Ortadoğu ve Anadolu’da kurulan Büyük Selçuklu  Devleti zamanında ortayla çıkan kader birliğinin esası, zayıflayan Abbasi Devleti ve Halifeliğinin 1058’de Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’e 1058’de Bağdat’ta taç giydirip kılıç kuşandırarak kendi siyasi ve askeri hakimiyetini, İslam Dünyası’nın merkezine Orta Asya’dan Müslüman olarak taze ve zinde bir  güç  olarak  gelen Müslüman – Türklere bırakmasının bir diğer tezahürü, Güney Doğu Anadolu’da Abbasilere tabi olarak yaşayan Kürtler üzerinde de görülmüş, onlar da, Müslüman Araplar gibi Müslüman kardeşleri Müslüman Türklerin siyasi ve askeri hakimiyetine girmeyi kendilerine uygun bulmuşlar, hatta, “İlay -ı  Kelimetulluh” emeli ile Anadolu’yu fethe başlayan Selçuklu ordularına Kürtler de yardımcı bir unsur olarak katılmışlar, bunun ilk tezahürü, 1071 Malazgirt Muharebesine 10 bin kişilik gönüllü birlikleri ile katılmak olmuştur.

2-Kürtlerin  Müslüman – Türklerle, ikinci kader birliği, Selçuklu Devleti yıkılıp yerine Osmanlı Devleti kurulunca olmuş,  hakimiyetine aldığı toplumları zorla  “Şialaştırma ve Farsileştirme” politikası  güden İran Şahı Şah İsmail’in  Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Sünni ve kendi mahalli yönetim geleneklerine bağlı   Kürtleri, kendi emelleri doğrultusunda tehdidi karşısında, Kürtlerin ileri gelenlerinden İslam alimi  İdris Bitlisi ve çevresi, Osmanlı  Sultanı Yavuz Sultan Selim’e bir mektup göndererek kendilerinin “Şia –Fars tehdidinden  kurtarılması” nı istemeleri üzerine, Sultan’ın İran’a karşı savaşa çıkarak 1512 Çaldıran Meydan Muharebesinde  Şah İsmail’i mağlup edince, hem Güneydoğu Anadolu’nun Osmanlı’ya bağlanmasını sağlamış  hem de Kürtleri “Şialaşmak – Farsileşmek” ten kurtarmıştır.

3- Kürtlerle üçüncü büyük kader birliği, kendisini Sultan II. Abdülhamid zamanında 1892- 1900 zaman diliminde İngiltere’nin, Rusya’yla  sınır olduğumuz Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde, sömürgecilikte rakibi  Çarlık Rusyası’nın “Sıçak Denizler” e inmesini önlemek amacıyla bölgede  kendi nüfuzunda, üstelik de,  başta Kürtler olmak üzere bölge Müslümanlarını katliamlar ve göçe zorlamalarla  yok edilmek suretiyle % 20 Ermeni azınlığa   “Bağımsız Ermenistan Devleti” kurdurmak emeli karşısında harekete geçen II. Abdülhamid, bölgedeki Kürt Aşiretlerine kendi adıyla anılan “Hamidiye Alayları” nı kurdurarak İngiliz – Ermeni işbirliği senaryolarını etkisiz hale getirmek suretiyle, Ermenilerin, “Birinci Defa” olarak “ Müslümanlardan arındırılmış vilayetler” de denilerek Ermeni devletinin kurulmasını engelleyerek  Kürtlere yaşama sansı ve hakkı tanınmıştır.

4-Türklerle Kürtler arasında  “İkinci Defa” olarak, I. Dünya Harbi yıllarında, İngilizlerden sonra  bu sefer de Rusya’nın yayılmacılık ve sömürgecilik aleti olarak kullanılmaya başlanan Ermenilerin,  Rusya’nın himayesinde  bölgede giriştikleri soykırım ve göce zorlamalarla “Müslümansızlaştırılmış” bir Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da “Bağımsız Ermenistan Devleti” kurmaları emeli,  24 Nisan 1915’de çıkarılan Ermeni Tehciri ile,  Kürtlere ve diğer bütün yerleşik Müslümanlara yeniden kendilerini korumak hakkı sağlanmıştır ki, 1000 yıllık Türk –Kürk Kader birliğinin en büyük tezahürlerinden  birisi belki de bu olmuştur.

I.Dünya Harbi’den Rusya’da  Komünist  ihtilal olamasa ve Rusya harpten çekilmese ve Ermeni Tehciri olamasa idi, onun yerini  Rus – Ermeni işbirliği ile  “Müslüman Tehciri” alacak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi, bugünkü Ermenistan devletçiği bünyesinde olduğu gibi Müslümanlardan tamamen arındırılmış bir bölge durumuna düşecekti.

5- Beşinci olarak, Türk – Kürt kader birliği, İstiklal Harbimiz (1918 – 1923) yıllarında kurulmuş, yurdumuzu dört bir tarafından düşman işgali karşısında, Anadolu’nun bütün Müslüman unsurlarıyla birlikte “Saltanat, Şeriat ve Hilafet, Vatanı kurtarmak” için Kürtler de Türklerle omuz omuza mücadele vererek vatanı birlikte kurtarmışlar, Sevr Antlaşmasını parçalayarak yeni bir kader birliğine imza atmışlardır. Sevr gerçekleşse idi,   Doğu Anadolu’nun altı vilayetini de içine alacak şekilde Bağımsız Ermenistan kurulacağından, bundan en büyük zararı bölge Müslümanları görecekler, bugünkü  Ermenistan devletçiğinde nasıl ki neredeyse  hiç Müslüman bırakılmamışsa, bu altı vilayette  de Müslüman bırakılmayacak, “Ermenisiz Ermenistan” denilen  Doğu ve Güneydoğu Anadolu, safi Ermenileştirilerek başta Kürtler olmak üzere bölgeye yerleşik bütün Müslüman unsurlara yaşa hakkı verilmeyecekti.

Yeni Bir Kader Birliğinin Kurulması

Girdiğimiz yeni yüzyılın başlarında, “Küresel Emperyalizm” veya “Haçlı –Siyon İttifakı” nın Türkleri de Kürtleri de yok edecek yeni senaryolara soyunmaları karşısında, bu topraklarda 1000 yılda yaşadığımız gibi ilelebet bir arada varlığımızı ve farklılıklarımızı koruyarak yaşamak uğrunda Türkler ve Kürtler,  “6’ıncı kader birliği” ni kurmak zorundadırlar.

Hükümetimizin başlattığı, “Açılım politikaları ve süreci”, taraflar arasında birlikte  yaşama iradesini esas alan iyi bir ortak akıl ve sağduyu sergilenirse  6’ıncı kader birliğinin kurulması uğrunda “büyük bir şans” gibi görünmektedir. Bu süreç,  günümüzde de yeni bir Tuğrul Bey, Yavuz Sultan Selim, II. Abdülhamid vb. rolünü üslenecek liderlerin de çıkabileceğini  ortaya koymaktadır ki, burada Türklerle Kürtlerin bir arada yaşamaya yönelik yeni kader birliğini büyük ölçüde  Kürtler ve Kürt örgütlerinin ortak akıl ve sağduyuda birleşecek veya birleşmeyecek iradeleri ortaya koyacağından bütün dikkatlerin onların üzerine çevrildiği bir  durumdayız.

6’ıncı kader birliğinin kendi makul sınırları içinde getireceği birlikte yaşama  entegrasyonunu istemek yerine, şimdiden Güneydoğu Anadolu Bölgesinde “Terör Örgütünün alan hakimiyeti kurmak” adı altında “Kurtarılmış bölgeler” kurmaya  kalkışması ve bu bölgelerden Türklerle 6’ıncı kader birliğini kurmak  isteyen Müslüman unsurları, Stalinist ve Faşist  metotlarla “Bağımsızlıktan ve benden yana olmayanlar düşmanındır” zihniyetiyle   baskı  altına alarak, esasında kendisinden korkulan “Doğu’da bunlara yönelik tehcirin erken başlaması” emareleri ve Haçlı – Siyon ittifakının piyonu olabilecek, “Marksist, Seküler, Stalinist ve Faşist” denilen emelleriyle bölge halkına yabancılaşmış Kürt unsurların,   zaten   “Kürt İslami hassasiyetlerinin yüksek olduğu” denilen bölgede, “Yeşil hilali” “İslamiyet’ten tecrit ve Müslümansızlaştırma” uğrunda bir alet olarak kullanabileceği senaryosunun da varolabileceği göz önünü alınırsa, bu eylemler, 1000 yıllık  kader birliğine “büyük bir darbe” olarak görülmektedir ki, yarın “İç harbe yol açsın ve bu yolla Suriye ve Irak’taki gibi bütün Anadolu’da   ve özellikle Doğu ve Güney Anadolu’da  (Büyük İsrail ve Büyük Ermenistan emellerin kolayca yayılacağı alan hakimiyeti  açmak için) Müslüman nüfusu azaltılsın ve  İslam kültür mirası yok edilsin” statüsü ortaya çıkar ki, buna  aklı başında hiçbir Türk ve Kürt kabullenemez.

Gün, Türkler için de Kürtler içinde  üzerlerinde oynanmak  istenilen  “Küresel Emperyalizm” ve “Haçlı – Siyon İttifakı” nın oyunlarını birlikte bozarak, Türkler ve Kürtler birbirlerinden ayrı yaşayamayacakları,  ayrılırlarsa  “kolay bir lokma” gibi yutulacakları için bu topraklarda ilelebet birlikte yaşamaya yönelik yeni ve 6’ıncı  kader birliklerini kurmaları günüdür.

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz