ERÜ’DE 14. GELENEKSEL JAPON KÜLTÜR GÜNÜ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

ERÜ’DE 14. GELENEKSEL JAPON KÜLTÜR GÜNÜ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

KAYSERİ ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’NDE JÜRİLER BELLİ OLDU!

KAYSERİ ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’NDE JÜRİLER BELLİ OLDU!

UYUM İÇİNDE ÇALIŞMA VURGUSU

UYUM İÇİNDE ÇALIŞMA VURGUSU

SPOR’DA VEFA GECESİNİN 6.’SI 4 MAYISTA YAPILACAK

SPOR’DA VEFA GECESİNİN 6.’SI 4 MAYISTA YAPILACAK

ERÜ BASKETBOL TAKIMI NAMAĞLUP ŞAMPİYON

ERÜ BASKETBOL TAKIMI NAMAĞLUP ŞAMPİYON

HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN…
  • İBRAHİMPEKBAY
    • İBRAHİM PEKBAY
    • ibrahimpekbay@kayserihakimiyet2000.com
    • 22 Şubat 2018 - 12:56:10

Bugünün “Son dakika” haberini, haber kaynakları şöyle veriyor…

“TSK’nın terör örgütleri PKK, PYD/YPG ve IŞİD’e yönelik Zeytin Dalı Operasyonu’nun birinci ayı tamamlanırken Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi bugün Suriye’de 30 günlük ateşkes öngören tasarıyı oylayacak. Eğer tasarı geçerse, Suriye’ye insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve yaralıların tahliye edilmesi için silah bırakılacak. Ankara kulislerinde bu tasarının geçmesi durumunda nasıl bir yol izlenileceği konuşuluyor.”

Cevabı, yine bir soru…

Şimdi n’olacak?

“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, devletleri, bireyleri ya da özel hukuk hükümleri çerçevesinde faaliyet gösteren kuruluşları hedef alan ekonomik yaptırım kararları almasının önünde herhangi bir hukuki engel bulunmamaktadır. Zira Konsey, BM Andlaşması’nın VII. Bölümü uyarınca uluslararası barış ve güvenliği koruyabilmek için askeri olan ya da olmayan her türlü önlemi alma yetkisine sahiptir.” (Berat Lale AKKUTAY’ın makalesi… TBB Dergisi 2014)

Makalenin “Sonuç bölümünden bir paragraf aktardım.

“Sonuç” bölümünden benim anladığım, BM Güvenlik Konseyi, eğer “Ateş kes” kararı alırsa, tarafların bu karara uyma zorunluluğunun olduğu yönünde. Ancak bundan da çok emin değilim.

Eğer böyle ise Türkiye, bu operasyon “Ateş kes” kararına uyarak durduracak mı?

Bu soru, benim kafamı çok kurcalıyor. Neden kurcalıyor, bakın anlatayım…

Şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi harekatı, bir ülke ile, yani Suriye devleti ile savaş değil. Uluslararası hukuka uygun olarak sürdürülen ve ülkeyi tehdit eden terör örgütlerine yapılan operasyon…

BM Güvenlik Konseyi, “Ateş kes” kararı alırken hangi kuralı uygulayacak? Türkiye’nin Suriye ile bir savaşı yok. Sınırlarını ve ülkesini tehdit eden terör örgütlerini temizleme operasyonu yapıyor. Terör örgütleri ile “Anlaşma” mı olur?

Bana göre olmaz olmasına da, ya bu yönde karar çıkar ve uygulamazsak sonuç nereye varır, mesele bu. Aslında günlerdir söylediğimiz gibi, bir taraftan terör örgütlerini bitirme operasyon yapılırken, diğer taraftan da diplomatik görüşmelerin yapılmasının faydalarını söylememize rağmen, iktidar ve özellikle saray buna karşı çıkıyor “Eli kanlı diktatör ile görüşmeyiz” de ısrar ediyor.

Önceki gün Esad’a bağlı güçlerin Afrin’e girmesinin ardından Şam yönetimi ile resmi bir temasta bulunmadığını belirten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Bunlar Halep’ten geldikleri yere geri döndüler. YPG ile birlikte attıkları her adım, bizim açımızdan meşru hedef haline geldiklerini gösterir. Olağanüstü şartlarda istihbarat örgütleriyle görüşmeler yapılabilir” dedi.

Yani, Suriye’nin “Devlet” yapısı ile “Görüşmeyiz” ısrarı devam ediyor. İsteseniz de istemeseniz de şu andaki Suriye’de rejim, Esad yönetiminde ve cumhurbaşkanlığı makamı, bundan evvel söylediği diplomatik söylemlerin dışındaki ifadelerinden geri dönemediği için görüşme yapılamıyor. Oysa Esad ile Erdoğan’ın bire bir görüşmesi gerekmiyor ki…

Diğer bir düşüncem, BM Güvenlik Konseyinin alacağı karar ile Türkiye’nin köşe sıkıştırılmak istendiği, terör örgütlerinin korunmaya çalışıldığı yönünde.

Karar gereğince “Ateş kes” e uyulduğunda, verilen süreç içinde ki biz bunu Cizre ve Silopi’de, iktidarın yanlış politikası nedeniyle bir kez yaşadık, terör örgütlerinin yeniden yapılanma ve toparlanma sürecine girmeyeceğinden nasıl emin olacağız?

Ya da iyimser düşünelim, “Ateş kes ” uygulaması ile terör örgütleri bölgeden tası tarağı toplayıp geri çekilecek ve dağılacaklar mı?

Bu konuda “Güldürmeyin adamı” derim ben…

O terör örgütlerinin arkasında, dünyanın belli başlı ülkeleri, yani emperyalist güçleri duruyor. Biz millet olarak, Osmanlı’dan beri böylesi filmleri çok izledik. Hiç bir zaman Avrupa ülkeleri bizimle “Dost” olmadılar. Dost göründüler, ülkelerinin çıkarları kadar yanımızda oldular. Son bilgilere göre de YPG, Halep’de elinde bulundurduğu bölgeleri Suriye rejim güçlerine bırakarak, Afrin’e doğru çekiliyorlar. Anlamı şudur, Suriye rejimi ile YPG anlaştı ve Türkiye’ye karşı işbirliğine giriştiler. Tarih içinde de hep böyle olmuştur. Düşmanlarımız birleşmiş, karşımıza çıkmıştır. Ve biz onları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğine perişan etmiş, vatanımıza sahip çıkmışızdır. Şimdi de çıkacağımızdan tüm dünyanın kuşkusu olmasın.

Onun için hep diyoruz ki, tarih bilgisine sahip olun, okuyun, ders alın diye…

Asırlardan beri süregelen devlet geleneğini bir taraf bırakmayın.

Son olarak bu konuda Cumhurbaşkanı ve Tillerson görüşmesinden söz etmek istiyorum

Erdoğan ile ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson arasındaki görüşmede tercüman ve katip bulundurulmamasıyla ilgili muhalefetin eleştirilerine Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın cevap verdi ve şöyle dedi: “Görüşmeye verilen önemden dolayı Dışişleri Bakanı tercümanlık yapmıştır. Devletin Başkanı, Başkomutan ve Dışişleri Bakanı bu görüşmeyi yaparken ‘Devlet devre dışı bırakılmıştır’ eleştirisi yapanlar, devlet geleneğini bilmeyen kişilerdir.”

Vay be…

Kalın kafamız demek ki almamış, şimdi öğrendik…

Gelişmeleri izlerken, “Hadi bakalım kolay gelsin” demekten başka bir söz bulamıyorum…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz