BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

HAFTA SONU GÜZELLEMELERİ…
  • İBRAHİMPEKBAY
    • İBRAHİM PEKBAY
    • ibrahimpekbay@kayserihakimiyet2000.com
    • 19 Ekim 2017 - 15:39:36

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhtarları 40. Kez topladı ve onlara hitap etme görüntüsü altında, gündeme dair görüşlerini ortaya koydu.

Aslında kimseyi toplamasa da, her gün akşam TV kanallarına çıkıp, ellerin böğrüne doğru koyarak, arada “Eyyyy…” nidaları atarak bir türlü “İcraatın içinden” programı yapsa, bütün kanallar verir, bir kaçı hariç…

Rahmetli Turgut Özal, TV kanallarında, dolmakalemini gözümüzün içine sokarak konuşmayı çok severdi, bu toplayıp, topladıklarının gözünün içine bakarak konuşmayı daha çok seviyor.

Dikkat ederseniz, ikisinin arasındaki benzerlik, karşılarında cevap verecek bir kişinin olmayışıdır.

Evet, “Muhtarlar Toplantısı”nda konuştu. Edindiğimiz bilgiye göre toplantı, rahmetli Abdulvahit Kuzecioğlu’ndan derleme “Altın Hızma” isimli Kerkük türküsü ile başlamış. Çalınan “Altın Hızma” türküsü, Erdoğan, kürsüye çıkınca kesilmiş ama,. Erdoğan’ın talimatı ile türkü yeniden başlamış.

 

(Bu türküyü, yine rahmetle anacağımız Abdurrahman Kızılay’la tanımış ve onun ağzından canlı dinleme şansına erişmiş birisiyim.)

 

Bu türkü ile başlandığında göre, senaryo gereği, elbette Kerkük konusuna da el atılacak demektir ve atılmış da. Barzani’ye seslenerek şöyle diyor: “Kalkıyor ‘Kerkük benim’ diyor, sen hangi hakla benim diyorsun. Ne işin var senin Kerkük’te?”

 

Güzel bir soru…

 

“…Ne işin var senin Kerkük’te?”

 

Bu soruyu muhtarlar toplantısından önce, kendisine “Devlet Başkanı” payesi vererek, bez parçası paçavrasını, kaçak sarayının gönderine çekerken de sorsaydın… Sordun mu? Sorduysan ne cevap verdi de gitti, ardından referandum kararını uygulamaya koydu?

 

XXX

 

Aynı toplantının devamında, yine göz teması içinde sesleniyor…

 

“Türk milleti öyle köken, mezhep kışkırtmaması ile birbirine düşecek kendi eli ile kendi ülkesini ateşe atacak bir millet değildir.”

 

Burada bir düzeltme yapalım ve son kelimeyi “…değildi…” olarak değiştirelim. Çünkü siz iktar olduğunuz günden bu yana, insanları inanan-inanmayan, Alevi-Sünni olarak zaten ayrıma tabi tuttunuz, ne çabuk unuttunuz? Hele tarikatlar, şeyhlere kucak açarak, FETÖ’yü bu milletin başına bela, iktidarınıza ortak ederek!…

 

Değil mi ama…

 

XXX

 

“Bize ‘Suriye’de, Irak’ta ne işiniz var?’ diyorlar. Tarih bilmez gafillere cevabımız şudur; Ankara’nın doğusundaki ve güneyindeki tüm coğrafyalar kalbimizin bir yanı, batısındaki ve güneyindeki tüm coğrafyalar da kalbimizin diğer yanıdır. İnsan kalbini parçalayıp bir kısmından vazgeçebilir mi? Kerkük’e nasıl sırtımızı döneriz? Ecdadımız Gazi Mustafa Kemal, Misak-ı Milli ile en batıdan en doğuya  Kerkük’e kadar bu hattı çizmediler mi? Karışmayalım deme bize yakışır mı?”

 

Bak bu söylemin tamamını tuttum…

 

Komşularımızın toprak bütünlüğünün de korunması kaydı ile, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi içinde kabul görecek bir ifade…

 

Ve, en çok tuttuğum şey nedir biliyor musunuz?

 

Artık Osmanlı’dan sonra “…Ecdadımız Gazi Mustafa Kemal…” ifadesi ile, ülkemizin gerçeğini öğrenmiş ve ifade etmiş olmasıdır.

 

XXX

 

Haftayı toplu bir “Güzelleme” ile kapatmak istiyorum da bir şeye de vurgu yapmak istiyorum.

 

Dün de diyorlardı, önceki gün de bugün de…

 

Hep aynı şey; “Senin Recep Tayyip Erdoğan’dan başka derdin mi yok kardeşşşş… Biraz da başka konulara girsen!…”

 

Aslında çok da doğru söylerler… Kendimizi bir kişinin gündemine bağlamak, onun gündeminin akıntısına kapılıp gitmek, O’nun, bilmediğimiz ve sonumuzdan da emin olamadığımız “Dava”sına hizmet de ediyor olabilir.

 

Ama…

 

Bizim de vazgeçemediğimiz ve vazgeçmeye de asla niyetimizin olmadığı “DAVAMIZ” var ve onu korumak, uğruna mücadele vermek için buradayız.

 

Bizim “DAVAMIZ” mı?

 

Açın okuyun anayasanın başlangıç kısmı ile ilk dört maddesini. Orada öğreneceğiniz çok şey var ve bizim “DAVAMIZ” kapalı kutlu değil ve bugüne kadar da olmadı.

 

Herkese iyi hafta sonları diliyorum.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz