ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

HALİFENİN EVİNDE YEMEK
  • OSMANEFEKERE
    • OSMAN EFEKERE
    • OSMANEFKERE@kayserihakimiyet2000.com
    • 30 Temmuz 2015 - 17:39:18

HALİFENİN EVİNDE YEMEK
Emevi Halifelerinden ve adaleti ile Meşhur ikinci Ömer olarak tanınan Ömer bin Abdülaziz (Allah ondan razı olsun). Bir güm yatsı namazını kılar sonra kızlarının bulunduğu odaya girmek istediğinde şöyle bir manzara ile karşılaşır. Halife içeri girdiğinde selam verir, kızları babalarının yanlarına girmesi ile utanıp ellerini ağızlarına tıkayarak kapıya doğru çıkmak isterler. Bu hali müşahede eden halife Ömer bin Abdülaziz, hizmetçi kadına “Bunlar ne yapıyorlar, neden benden kaçıyorlar.” Hizmetçi kadın halifeye şöyle karşılık ta bulundu. Bu gün kızlarınız akşam yemeği olarak mercimek ve soğandan başka bir şey olmadığı için onu yediler, size karşı ağızlarında soğan kokupta sizleri rahatsız etmesin diye sizden uzak durmak istediler.” Hizmetçiden bu sözleri duyan halife Ömer Bin Abdülaziz (Allah ondan razı olsun) şiddetli bir şekilde ağladı, nihayet şöyle dedi. “Ey kızlarım, size çeşitli yemekler yediripte beni ateşemi koymak istiyorsunuz, halinize şükretmek gerekir” deyince Halifenin kızları avazları çıktığı kadar ağladılar ve dediler ki babacığımız mesuliyetin ne derece tehlikeli olduğunun bilincindedir diyerek babalarını daha fazla rahatsız etmek istemediler. İşte gerçek mesuliyet duygusu, adalet simgesi, Komşusu aç yatarken doyan bizden değil hadisini şiar edinene müjdeler olsun.
Şimdi aynı makamları işgal eden mesullerin kulakları çınlasın da, Ömer bin Abdülaziz gibi bir gönül sultanını kendilerine örnek edinsinler.
Allah gerçek amirleri başımızdan eksik etmesin.
**
EVLİYANIN İŞİNE KARIŞILMAZ
Bağdat hâkimlerinden Ebu Abdullah anlatıyor:
Zamanın yetiştirdiği ender evliyalardan (Allah dostlarından) Bişri Hafi (Allah ondan razı olsun) kerametini şöyle naklediyor.
Bağdat’ta bir tüccar arkadaşım vardı. Çok zengindi. Bir gün baktım bütün malını mülkünü fakirlere dağıtmış, iyi bir Müslüman olmuştu. Bunun sebebi ise, bir gün Bağdat’ın bir camisine Cuma namazı kılmaya gittim. Namazı kıldıktan sonra gördüm ki, Bişri Hafi camiden çıktı acele acele bir yere gidiyordu. Bende kendi kendime zühüd ve takva sahibi dünyaya düşkün olmayan haramlardan sakınan bir zat acele acele böyle nereye gidiyor diye takip ettim. Gördüm ki önce bir fırına girip ekmek aldı, sonra kebap yapan bir yere girip kebap aldı sonra da bir helvacı dükkânından helva aldı. Bende kendi kendime böyle bir zatın bunları alıp yiyeceğine kızdım. Fakat nasıl yiyeceğini merak edip takip etmeye devam ettim.
Bir süre sonra bir köye vardı. Köyün camisine girdi. Baktım ki camide yatalak bir hasta var. Bişri Hafi kebapçıdan ve helvacıdan aldıklarını lokma lokma edip yatan kişiye yedirmeye çalıştı.
Ben bu arada köyü merak ederek biraz dolaştım. Ve sonra hastanın yanına gelerek durumdan haberdar olmak için hasta ile konuştum. Fakat Bişri Hafi’yi göremedim. Bişri Hafi’yi sordum bana “O Bağdat’a gitti” , “ancak bir hafta sonra gelir” diye karşılık verdi. Tekrar ben hastaya “Burası Bağdat’a ne kadar mesafe” deyince, hasta bana,” 40 fersahtır (240km)” dedi. Ben bu yolu gidecek param yok, burada kimseyi tanımam ve bu yolu yürüyemem dedim. Hasta şahıs onu bekle dedi, ve beklemek mecburiyetinde kaldım. Ancak Bişri Hafi Cuma günü geldi. Hastayı aynı şekilde doyurdu. Giderken o şahıs Bişri Hafi’ye “Bu adam Bağdat’tan senin arkadaşın. Geçen hafta seninle beraber gelmiş. Bir hafta burada kaldı. Onu tekrar yerine götür.” dedi.
Bana, “Sen benimle buraya niye geldin?” dedi. Ben özür dileyerek hatamı söyledim ve af dilem. “Haydi, kalk ve yürü” dedi. Akşama kadar yürüdük, akşam olmak üzere iken bana “Sen Bağdat’ın hangi mahallesinde oturursun” dedi. Ben “falan mahallede otururum” deyince “O mahallenin yolu burasıdır. Git ve arkana bakma” dedi. Ben ondan sonra tövbe ettim bir daha böyle işlere karışmadım.
Görülüyor ki Allah dostları durumları ve davranışları ilk etapta halk nazarında hoş karşılanmamakla beraber nihayetinde müspet olarak sonuçlanır.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz