CANIMIZ VE MALIMIZ SİZE EMANET

CANIMIZ VE MALIMIZ SİZE EMANET

ERCİYESSPOR VE ŞEKERSPOR KAPANDI

ERCİYESSPOR VE ŞEKERSPOR KAPANDI

NURULLAH AYDIN YAZIYOR… KİŞİLİKLER VE YAŞAM ANLAYIŞLARI

NURULLAH AYDIN YAZIYOR… KİŞİLİKLER VE YAŞAM ANLAYIŞLARI

MUAMMER YILMAZ’IN KALEMİNDEN TAHTA AT

MUAMMER YILMAZ’IN KALEMİNDEN TAHTA AT

İŞKUR VE OSB “İŞBAŞI EĞİTİM PROGRAMI İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ” İMZALADI

İŞKUR VE OSB “İŞBAŞI EĞİTİM PROGRAMI İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ” İMZALADI

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-17
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 15 Şubat 2018 - 12:20:18

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ’NİN ORTADOĞU’YA YÖNELİK HEDEFLERİ
BOP, erkenden böyle ortaya çıkınca uygulaması nasıl olacaktı? Buna yönelik olarak, içine girdiği bir çok gizli ve çirkin ilişkiler sebebiyle “Karanlıklar Prensi” adına alan Amerikan Yahudisi Richard Perle ve Douglas Faint’in de içinde bulunduğu bir grup, İleri Stratejik ve Siyasi Araştırmalar Enstitüsü’nün desteği ile hazırlanan bir rapor İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya sunuldu. Raporda, Irak’ta Saddam Hüseyin’in devrilmesi ve sonrasında ise, Suriye’nin zayıflatılarak kontrol edilmesini yönelik bir saldırgan politika tavsiye ediliyordu. ( Mahir Kaynak – Emin Gürses, Yeni Ortadoğu Haritası, Haz. Çem Küçük, Profil Yayınları, İstanbul, s.2007, s. 51) Görülüyor ki, bu haliyle BOP, öncelikle İsrail başbakanına sunulmakla, İsrail’in güvenliği için bölge ülkelerinin zayıflatılması ve bölünmesini esas alıyordu.
BOP, ABD’nin siyasi literatürüne ise, 1998’de girmeye başladı. “ABD’de 1998’de telaffuz edilmeye başlanan Büyük Ortadoğu Projesinde başarılı olunabilmesi için öncelikle Irak’ta belirgin bir şekilde yapılaşma sonuçlarını göstermesi gerekmektedir. Bu amaçla, önce Irak’ta ve daha sonra tüm Büyük Ortadoğu coğrafyasında yapısal değişim gayretlerine Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa Birliği’ni dahil etmeyi planlamaktadır…
Bu yaklaşımda Ortadoğu, Orta Asya ve Hazar Bölgesi ABD’nin yaşamsal sahası olarak tanımlanmıştır. ABD anılan bölgedeki enerji kaynakları üzerinde kalıcı bir egemenlik tesis etmeyi, kendi varlığını sürdürmekle eşdeğer görmektedir. ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ nde ABD’nin bu stratejik temel yaklaşımı içerisinde nihai şeklini almıştır…
1998 yılında yayınlanan, ‘Stratejik Değerlendirme Kuvvetin Barış İçin Kullanılması’ adlı rapor, ’21. Yüzyılı Şekillendirme’ düşüncesi kapsamında ‘Büyük Ortadoğu’ coğrafyası ve hedeflerini tanımlar:
‘Kuzey Afrika’dan, Levant – Doğu Akdeniz, Afganistan, İran ve Türkiye’ye uzanan coğrafyada ABD’nin öncelikli hedefi, enerji kaynaklarının güvenlik altına alınması, Irak ve İran’ın caydırılması, Arap –İsrail barışının sağlanması, bölgedeki yönetimlerin ülke içi ve ülke dışından kaynaklanan nedenler ile bölge petrolünün endüstrileşmiş ülkelere akışını etkileyecek kriz ve kaos içine düşmelerinin önlenmesi’ “(A. Öner Pehlivanoğlu, Ortadoğu ve Türkiye, İstanbul, 2008, s. 386 ve 407 )
Büyük Ortadoğu Projesi’nin Ortaya Çıkmasında İsrail’in Rolü
20. ve 21 yüzyılların en trajedik “güvenlik sonunu”: Büyük Ortadoğu Projesi’nin Amerika açısında ortaya çıkmasının ana sebebi, “enerjinin güvenlik altına alınması” olurken, onun bölgedeki stratejik müttefiki İsrail açısından ise, ana neden “güvenlik sorunu” olmuştur.
İsrail devletinin “güvenlik sorunu” daha kuruluş tarihi olan 1948’de kendisini göstermiş, “devasa bir sorun” olarak varlığını günümüze kadar artırarak sürdürmüş ve bundan sonra da sürdürmeye devam edecektir.
İsrail’in “güvenlik sorunu” neden “devasa ve sürekli bir sorun” olmuştur ? Çünkü, İsrail “eşyanın tabiatına aykırı” bir devlet veya “coğrafyanın tabiatına aykırı bir devlet” olarak vücut bulmuştu. Bu tabiatlara aykırı oluşu, “Yahudisiz Filistin”e, burada bir bağımsız “Yahudi Devleti” kurmak amacıyla siyasal bir cereyan olarak 19. Asrın ortalarında Avrupa’da ortaya çıkan “Siyonizm” in “Filistin’e Yahudi göçleri” planı sonucu, gayri kanuni ve korsan yollardan Yahudileri göç ettirip burada Araplardan toprak almak suretiyle Arap nüfusa üstünlüklerini sağladıktan sonra isyan edip devletlerini kurma süreci 1948’de gerçekleşince, kurulan İsrail devletçiğinin, Arap coğrafyası ve nüfusu denizi içinde bir “ada devlet” statüsünde “etrafı Arap düşmanları ile çevrili” bir devlet haline gelmesi, kendisini bu düşmanlarından korumak için bir “güvenlik sorunu” nu ortaya çıkarmış, zaten bölgeye, Batılı emperyalistlerin “sömürgecilik çıkarlarına hizmet” için bir “korsan devlet” veya “jandarma devlet” olarak ortaya çıkan İsrail’in, esası “beka sorunu” olan “güvenlik sorunu” kendisini böylece gösterince , İsrail’de toplanmış 3. 5 milyon küsur Yahudinin hatırına, etrafını çevreleyen “düşman” olarak görülen 90 milyonluk Arap nüfusun “zayıflatılması” ve giderek “yok edilmesi” ve “Arap olmayan nüfus” denilerek “gelecek için de bir güvenlik sorunu olacaklar ” denilen ve “potansiyel diğer düşmanları” olarak gördükleri Arap olmayan unsurlardan 80 milyonluk Türkiye ve 60 milyonluk İran’ın da “zayıflatılması” ve giderek “yok edilmesine” ne dayanan ve “büyük bir adaletsizlik ve eşitsizlik” özelliği taşıyan “güvenlik projesi ” sonucu “İsrail’in güvenlik stratejisi” gerçekten 20- 21. yüzyılların “en büyük trajedik sorunu” olmuştur. Çok küçük bölgesinde (Filistin’de) küçücük bir nüfusa sahip Yahudi ırkının “bekası” için bu nüfustan milyonlarca kat devasa nüfusu sahip Arap, Türk ve Fars ırklarının zayıflatılması ve giderek yok edilmesi stratejisi, bu trajedinin esası olmuştur ve günümüzde de “Yeni Dünya Düzeni” ve “Büyük Ortadoğu Projesi” ile artarak olmaya devam etmektedir.
İsrail’in Bir “Şer Ekseni” Unsuru Oluşuna Giden Yol
Aşağıda anlatacaklarımız, tarihten günümüze, İsrail’in “Amerika- İngiltere –İsrail Şer Ekseni” nin özellikle ‘Hedef Ülke Türkiye” açısından neden önemli bir unsuru veya üyesi olduğunu ispatlayacak mahiyettedir.
İslam tarihinde, İslam nüfus içinde “azınlık bir nüfus” olarak bulunan Yahudi nüfusu arasında bir “güvensizlik ve kavga sorunu” yaşanmamıştır. Daha HZ. Muhammed zamanında, Hristiyanları da içine alacak şekilde Kur’an –ı Kerim’de “Sizim dininiz size bizim dinimiz bize” denilerek, onların farklı dini inançlarına saygı dile getirilmiş, yapılan İslam Anayasasıyla da onlara vatandaşlık hakları tanınarak Yahudiler ve Hristiyanlara da İslam toplumunun birer unsurları olarak dinlerini istedikleri gibi yaşamak ve ibadetlerini istedikleri gibi yapmak, mal, can ırz emniyetlerinin korunması, her türlü ekonomik faaliyette bulunmaları sağlanmıştır. (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz