AK PARTİ İL BAŞKANI ÖZDEN’DEN 23 NİSAN MESAJI

AK PARTİ İL BAŞKANI ÖZDEN’DEN 23 NİSAN MESAJI

5 MAYIS’TA CUMHURBAŞKANI RECEP TAYİP ERDOĞAN KAYSERİ’DE

5 MAYIS’TA CUMHURBAŞKANI RECEP TAYİP ERDOĞAN KAYSERİ’DE

KUDER’DE  DIŞ TİCARET SEMİNERLERİ

KUDER’DE DIŞ TİCARET SEMİNERLERİ

KTB BAŞKANI BAĞLAMIŞ’TAN 23 NİSAN MESAJI

KTB BAŞKANI BAĞLAMIŞ’TAN 23 NİSAN MESAJI

KAYSERİ ERCİYESSPOR- YENİ ORDUSPOR :0-10

KAYSERİ ERCİYESSPOR- YENİ ORDUSPOR :0-10

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-18
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 16 Şubat 2018 - 11:38:56

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ’NİN ORTADOĞU’YA YÖNELİK HEDEFLERİ
Yahudi azınlık nüfusu, Orta Çağ ve onun takiben gelen Yeni Çağ ortamında Hristiyan Avrupa’da her türlü zulme maruz kalırken ve hatta, 18. asrın başlarına kadar bir çok Avrupa ülkesinde Yahudilerin yaşaması yasaklanmasına rağmen, bunların en huzurlu olduğu topraklar İslam coğrafyası olmuş, hatta bu huzurlu oluş ve huzuru duyulan özlem sebebiyle, Selçuklular ve Osmanlıları Yahudiler yaşadıkları şehirlerde “kurtarıcılar” olarak karşılamışlar, zulüm gördükleri Avrupa’nın birçok ülkesinden Osmanlı ülkesine göç etmişlerdir.
19. asrın ortalarında Siyonizm cereyanı ortaya çıkınca, iyi olan Türk –Yahudi ilişkileri giderek ters yüz olmaya başlamış, amacı, Osmanlı toprağı Filistin’i ondan kopararak burada bağımsız bir “Yahudi Devleti” kurmak olan Siyonizm, Büyük Devletlerin İmparatorluklarını Osmanlıyı yıkarak onun işgal edilecek toprakları üzerinden tamamlamak emelleri yanında, ayrılıkçı unsurların da (Siyonizm de buna dahil olduğu halde) kendi bölgelerinde “bağımsız devletler kurmak” emellerini gerçekleştirmek uğrunda giriştikleri faaliyetler Osmanlının ortaklaşa “kabrini kazıcılık” tan başka bir şey olmamıştır.
Siyonist cereyan ortaya çıktığında, sadık birer Osmanlı vatandaşları olan Yahudilerle bir sorun yaşanmamış, adı geçen cereyanın Osmanlıyı yıkıcılığı tamamen dışarıdan Avrupa’dan kaynaklanmış, Siyonizmin kurucusu ve Dünya Siyonist Teşkilatının başkanı Theodor Herzl , Balkanlardaki ayrılıkçı milliyetçilik cereyanları olan “Balkan Milliyetçiliği sendromu” nu Siyonist Yahudiler için Osmanlı ülkesine taşıyarak, kendileri için Tanrı tarafından “Vaat Edilmiş Toprak” olarak gördükleri Filistin’i Osmanlıdan koparmak uğrunda adı geçen sendromun merhalelerinden olarak “özerklik” ve ardından da “bağımsızlık” merhalelerinden geçirerek hedefine ulaşmak istemiştir.
Herzl’in çağrısı üzerini 27 Ağustos 1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde toplanan “Dünya I. Siyonist kongresi” nde alınan kararlar, Bağımsız İsrail Devleti’nin kurulması uğrunda bir “kırılma noktası” ve buna giden yolda dikilen “ilk kilometre taşı” olmuştur.
Adına “Basel Programı” denilen 4 maddelik program şöyle idi:
“1- Filistin’de, kolonizasyon şartlarına uygun, Yahudiler tarafından tarımsal ve endüstriyel yerleşim alanlarının kurulmasını sağlamak,
2-Her ülkenin kanunlarına uygun olacak şekilde, mahalli ve milletlerarası düzeyde, bütün Yahudiler için geçerli teşkilatları kurmak,
3-Yahudilerin milli his ve duygularının teşvik edilmesi ve kuvvetlendirilmesine çalışmak,
4-Siyonizmin amacını gerçekleştirmek uğrunda, hükümetlerin rızasını almak için hazırlık teşebbüslerine girişmek.” ( Nahum Solokow, A History Zionism 1600 – 1918, Ktav P. House İnc., New York, 1967, s. 268 – 269)
Theodor Herzl, I. Dünya Siyonist Kongresi’nin ve bu kongrede alanın karaların önemini vurgulamak için hatıralarında şunları yazar: “ Basel’de ben Yahudi Devletini kurdum. Eğer bunu yüksek sesle söylersem bana dünya güler. Fakat 5 sene içinde veya 50 sene sonra garantili olarak herkes bunu böyle bilecektir. Bir devletin kurulması, o devleti kurmak isteyen kimselerin iradelerinden mündemiçtir. Evet, sadece isteyen bir kimse bile kuvvetli bir ferttir (Devlet benim: Louis XIV). Toprak sadece maddeden ibarettir. Devlet, bir toprağa sahip olsa bile, yine de mücerret bir mefhumdur. Kilise Devleti vardır, toprağının bulunmaması bir şey ifade etmez, aksi takdirde Papa’nın saltanatı bahis konusu olamazdı. Basel’de işte ben bu abstraksiyonu yarattım. Delegeleri tedricen bir devlet moduna hazırladım ve onlara kendilerinin bir ‘millet meclisi’ olduklarını hissettirdim.” (Theodor Herzl, The Complete Diaries of Theodor Herzl, Ed.: Raphael Patai, Volume II, The Herzl Press Thomas Yoseloff, New York – London, 1961, s. 581)
Herzl’in bu ifadelerinden anlaşılan, bir nevi “kağıt üzerinde” veya “sürgünde bir Yahudi devleti” kurmuş oluyordu. Herzl, kongrede Basel Programını gerçekleştirmek için “İcra Komitesi Başkanlığı” na seçildi. Bu başkanlıktaki görevi, kağıt üzerinde kurduğu devleti fiiliyata geçirmekti.
Basel Programının ortaya çıktığı günlerde üzerinde Bağımsız Yahudi Dev leti kurulması düşünülen Filistin bir Osmanlı toprağı idi. Bu sebepten Herz’in yaptığı ilk hesap, “Osmanlı Devleti ile anlaşarak devletini kurmak” tı. Bu iş kışa yoldan ve zahmetsizce bu şekilde halledilebilirdi. Herzl, bu uğurda Osmanlı Devleti ile anlaşmak için Haziran 1896’dan Temmuz 1902’ye kadar, Viyana’dan İstanbul’a tam 5 defa geldi ve gitti.
Herzl, bütün görüşmelerini “sorunu çözmede baş” olarak gördüğü Sultan II. Abdülhamid’le yapmak istedi. Sultan’la 8 Mayıs 1901’de gelişi sırasında görüşebilir. Gerek Sultan ile ve gerekse Sultan’ın görevlendirdiği devlet adamları ile görüşmelerinde dile getirdiği ana konu, Sultan tarafından 1883’de Filistin’e olan Yahudi göç yasaklarının kaldırılması, Yahudilere “milli yurt” olarak tahsis edilecek Filistin’in Bulgaristan veya Mısır gibi Osmanlıya bağlı özerk bir yönetimi statüsünde olmasını istemek olur. Bunların karşılık Herzl, Osmanlıya sağlayacakları faydalar ile ilgili olarak, Osmanlı’nın Avrupa’ya olan 20 milyon borcunun Yahudiler tarafından ödeneceği, Türkiye’nin Avrupa’nın mali kontrolünden çıkarılacağı, Sultan lehine Avrupa’da propaganda yaptırılacağı, Ermeni meselesi konusunda Türkiye’nin tezlerinin destekleneceği vb. konularını dile getirir. (Herzl, Volume I, s. 344 – 345) (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz