ERÜ’DE 14. GELENEKSEL JAPON KÜLTÜR GÜNÜ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

ERÜ’DE 14. GELENEKSEL JAPON KÜLTÜR GÜNÜ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

KAYSERİ ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’NDE JÜRİLER BELLİ OLDU!

KAYSERİ ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’NDE JÜRİLER BELLİ OLDU!

UYUM İÇİNDE ÇALIŞMA VURGUSU

UYUM İÇİNDE ÇALIŞMA VURGUSU

SPOR’DA VEFA GECESİNİN 6.’SI 4 MAYISTA YAPILACAK

SPOR’DA VEFA GECESİNİN 6.’SI 4 MAYISTA YAPILACAK

ERÜ BASKETBOL TAKIMI NAMAĞLUP ŞAMPİYON

ERÜ BASKETBOL TAKIMI NAMAĞLUP ŞAMPİYON

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-45
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 19 Mart 2018 - 12:40:00

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-45
BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ’NİN ORTADOĞU’YA YÖNELİK HEDEFLERİ
SSCB dağılıp Soğuk Savaş dönemi bitikten sonra, Amerika bu sefer “Dünyanın tek hegenomik gücü” olarak “Yeni Dünya Düzeni Projesi” nden olarak 2’incisini planlarken, zaten nüfuzunda olmaya devam eden Türkiye’yi bu yeni projesine dizayn uğrunda kullanım hesapları yapmaya devam etmiş, 1990 – 2001 zaman diliminde bunun en büyük tezahürü, komünizmden sonra Amerika için “en büyük tehdit” olarak görülmeye başlanan “Siyasal veya Radikal İslam” ı tasfiye ile, yerine Amerikan çıkarlarına daha iyi olacağına inanılan “Ilımlı İslam” a oynamaya başlayacaktır.
Harp sanatı tarif edilirken. “Düşmanı silahlı veya silahsız olarak (diplomatik veya psikolojik) bedenen yok etmek veya onun iradisini kendi iradesine tabi kılmak” denilir. Millet olarak “Tarihi düşmanımız Hristiyan batı ile yıllarca savaş yaptık” gerçeği karşımıza çıkmakta, Selçuklu Devleti’ne karşı 12 adet I. Haçlı Seferleri, Osmanlıya karşı 6 seferden ibaret II. Haçlı seferlerinin ardından Osmanlı Devleti’ni topyekun tasfiye için 19. yüzyılın tüm ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığımız, dışta emperyalist büyük devletleri sömürgecilik ve yayılmacılık emelleri ve içte ayrılıkçı unsurların bitmez tükenmez isyanlarıyla en nihayet I. Dünya Harbi sonunda ömrünü tamamlayan Osmanlı Devleti, bedenen ortana kaldırılmış oluyor, bu haliyle “tarihi düşmanlarımız” emellerine bedenen büyük ölçüde ulaşmış oluyorlardı.
I. Dünya Harbi sonunda, son tutunacağımız topraklar “Anavatan Anadolu” topraklarımız da bize çok görülmüş olacak ki, burasının da paylaşımı ve işgali karşısında, artık gideceğiz bir yer kalmadığı için “Ya istiklal ya ölüm” diyerek İstiklal Harbimizi vermemiz sonucu bundan zaferle çıktık. Çıktık ama, o yıllarda dünyanın birinci süper gücü ve yukarıdaki sayfalarda “I. Büyük Ortadoğu Projesi” olarak ifade ettiğimiz halde, bunun mucidi İngiltere tarafından yine rahat bırakılmadık. Lozan Antlaşması günlerinde, I. BOP gereği yine İngiltere tarafından Türkiye’nin “coğrafi” ve “ideolojik” sınırları yeniden çizilerek, neredeyse millet, ülke ve devletimiz gizli – açık “İngiliz nüfuz ve kontrolünde” kalmaya devam etti. Lozan günlerinde, 22 milyon kilometre toprak kaybından 778 bin kilometrekare toprakta yaşamaya mahkum edildik. “Burası sizin için yeter. Gözünüzü, ne Balkanlar ne Kafkaslara ne de Ortadoğu’ya çevirmeyin” dendi. Osmanlıdan beri gelenekten olarak, milletimizi “ideolojik, kültürel ve medeniyet iddiası” olarak da teslim almak” sürecinin işleyişinden gelen “Türkiye’nin Batılılaşma tipi reformlarla yeniden yapılandırılması” geleneğinin zirve yaptığı Lozan günlerinde, Batı’nın “seküler –laik düzenine adaptasyon” ortamında, Lozan’ın ardından gelen Batı tipi “seküler –ulusalcı devrimler” le Milletimiz büyük toprak tasfiyesi yanında, geleneksel “yerli –milli medeniyet ve kültürü iddiasından da vazgeçirilerek”, “Modernleştirilmesi, çağdaşlaştırılması ” adı altında “Batılılaştırılması” kendi irademizin de “yelken indirmesi” nden başka bir şey değildi. Bu olup bitenlere Batılılar o derece hayranlıkla bakıyorlardı ki, ünlü İngiliz tarihçisi Arnold Toynbee, , “ İslam dünyası ve medeniyetinin başı ve önemli bir üyesi Türkiye bu dünya ve medeniyetten koparıldı” diyebiliyordu. Batı, Lozan’dan sonra getirilen yeni düzene “Kemalizm” diyor, “kurucusu “ denilen Mustafa Kemal Atatürk, Batılıların dillerinde sürekli övülerek durmadan göklere çıkarılıyor, “Tarihin ve çağımızın en büyük devlet adamı” olarak anılıyordu. Batı’dan kaynaklanan bize yönelik “övgüler ve yergiler” perspektifinin ciddi anlamda incelenmesi ve bunların ne anlama geldiği hakkında düşünülmesi gerekiyor.
Günümüzde Türkiye’nin “BOP’un eş başkanı” olmasından anlaşılan, Batı -Amerika bizi, tarihte kendi ideoloji, kültür ve medeniyetini de bizim irademize empoze ederek, bir nevi kendisine hizmetin yerli zeminini böyle hazırlamış olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte bu sistemi şimdi Büyük Ortadoğu Projesiyle Ortadoğu Arap ülkelerini bizim elimizle ihracını istemesi, bu uğurda bizi “taşeron” olarak kullanmak istemesi, “Türkiye’de yıllardır oluşturulan yeni sistem anlayışının onlara hizmet ettiği” yorumundan hareketle, bunu Arap ülkelerine de ihraçla bu yolla buraları da Amerika – Batı’nın ideolojik ve kültürel hakimiyet ve nüfuzuna almasından başka bir şey değildir. (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz