AGÜ’DE TÜRKİYE-GÜNEY KORE ORTAK SEMPOZYUMU

AGÜ’DE TÜRKİYE-GÜNEY KORE ORTAK SEMPOZYUMU

NURULLAH AYDIN’IN KALEMİNDEN ABD-TÜRKİYE ANTLAŞMALARI

NURULLAH AYDIN’IN KALEMİNDEN ABD-TÜRKİYE ANTLAŞMALARI

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYI ÖZDEMİR’E ÖZVATAN’DA YOĞUN İLGİ

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYI ÖZDEMİR’E ÖZVATAN’DA YOĞUN İLGİ

ZEHİR TACİRİ İKİ KİŞİ YAKALANDI

ZEHİR TACİRİ İKİ KİŞİ YAKALANDI

MELİKGAZİ EMLAK VERGİSİ İÇİN VEZNELER HAFTA SONU AÇIK

MELİKGAZİ EMLAK VERGİSİ İÇİN VEZNELER HAFTA SONU AÇIK

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-7
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 3 Şubat 2018 - 13:40:50

11 Eylül saldırısının kimden geldiğine yönelik eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger de Washington Post’un internet sitesinde saldırının ikinci günü açıklamalarda bulundu: “Saldırının Bin Ladin tarzında eylemsel özellikle taşımasına rağmen Üsame Bin Ladin’in bu eylemlerin sorumlusu olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Kaldı ki bu tür saldırıları işleyebilecek grupları – bu gruplar henüz bu tür saldırı düzenlememiş olsalar da – barındıkları bütün hükümetler, bunun için devasa bedeller ödemelidir. Cevabımızı sakince düşünülerek, acımadan ve düşmanlarımızın gözünün yaşına bakmadan vermeliyiz” sözlerini sarf etti. ( Meyssan, s. 71)
Aradan uzun bir müddet geçtikten sonra “suçlu kim?” tespitine yönelik olarak, özellikle başta İsrail lobisi olmak üzere “Yeni Muhafazakarlar” denilen “Amerika’nın şahinleri”, “Saldırıyı Bin Ladin” yaptı konusunda, ciddi bir belge ortaya koymaksızın açıklamalar yapmaya başladılar. Bu, Kongre’nin 11 Eylül’ü araştıran özel komisyonu raporuna da yansıdı. Raporda, “Amerika’ya bu kadar korkunç bir hasar verme olanağına sahip bir örgütü yaratan bu düşman kim? Bu saldırının çeşitli radikal İslamcı gruplar tarafından düzenlendiğini biliyoruz. 11 Eylül saldırısı Usame Bin Ladin’in emriyle gerçekleştirildi” deniliyordu.” (Rawland Morgan – Ian Henshall, Amerikan Yalanları 11 Eylül ve Medeniyetler Çatışması, İstanbul, 2006, s. 291 – 292)
11 Eylül’ün Bir “Yaratıcı Kaos” Planı Olarak Ortaya Çıkması
“11 Eylül saldırısını kim yaptı?” tartışmalarından olarak en çok dikkati çeken yön, bunu İslamcı terör örgütlerinden ziyade Amerikan –İsrail ikilisinin “Yeni Dünya Düzeni” nin yeni bir versiyonu olmak üzere, emelleri doğrultusunda Ortadoğu’ya yeniden dizayna fırsat hazırlamak için buna “Yaratıcı Kaos” teşkil etmek üzere, adı geçen ikili tarafından hazırlandığı veya hazırlıklar bilindiği halde buna göz yumulduğuna dair görüşler ağırlık kazanmıştır. Bunlar maddeler halinde şunlardır:
1-Usame Bin ladin yapmadı görüşü: “İslamcı terör örgütleri” denilen ve bunlar içinde özellikle El Kaide’nin kurucusu ve lideri olan Usame Bin Ladin ve adamlarının yapmadığı ve böyle büyük bir saldırıyı yapacak kapasite ve bilgi donanımına sahip olmadığına yönelik görüşler:
“Amerikan otoriteleri, Usame Bin Ladin’in kendilerince itiraf niteliğindeki video kasetini yayınladıklarında, bunun yeterli olduğunu düşünerek, ispata ihtiyaç duymamışlardı.” (Meyssan, s. 109) Oysa ki, Bin Ladin buna verdiği cevapta, kasetin sahte olduğunu, saldırıda bir rolünün bulunmadığını açıklıyordu. Ladin bu sahte kasete cevap için kendi hazırladığı video kaseti yayınlattı: “Usame Bin Ladin’in video görüntüsü ortaya çıktı. Bu görüntülerde Ladin, 11 Eylül olaylarını kendilerinin gerçekleştirdiğini inkar ediyor ve Amerika’nın Arap topraklarından çekilmesini, İsrail devletinin ortadan kaldırılmasını talep ediyordu. Ne kadar tatsız olursa olsun, bu deli bir adamın talepleri değil, Arap dünyasındaki milyonların dileğiydi.” (Morgan – Henshall, s. 20 )
Ladin’in kaseti Katar’ın televizyonu El Cezire’de yayınlanmıştı.
Ottowa Üniversitesi Profesörlerinden Michel Chossudovısky’un yazdıkları: “Bin Ladin Amerika’nın düşmanı değil ajanıdır; üstelik Bush ailesinin de ticari ortağı olan kendi ailesiyle bağlarını asla koparmamıştır.” (Meyssan, s. 123)
Nathan Gardels’in yazdıkları: “ABD yetkilileri ve medyası saldırı nedeniyle Afganistan’da Taliban’ın himaye ettiği Usame Bin Ladin’i suçlamaya başladı. ABD’nin Sovyet işgali sırasında Ladin grubuna yardım etmiş olması, Taliban’ın iktidara gelmiş olmasını desteklemesi de işin ironik kısmı. Saldırılarda Ladin’in parmağının olduğu belirlense de, bunu ABD içinde yardım almadan gerçekleştirdiğine ya da bu çapta bir saldırı düzenleyebilecek kaynaklara sahip olduğuna inanmak güç.
Bin Ladin’in bir milyader olduğu ve saldırıyı kendi parasıyla yaptığı söyleniyor, ama paranın nerede tutulduğu açıklanmıyor…
CIA. Ulusal Güvenlik Ajansı ve diğer istihbarat örgütlerinin o kadar karmaşık ve uzun verimli bir izleme ağı var ki, böyle bir saldırının dışarıya bilgi sızmadan gerçekleşmiş olması imkansız. Bu yüzden içeriden bazı unsurların da (Neoconlar), kendi gündemlerini ön plana çıkarmak için bu eyleme katkıda bulunmuş olabileceği düşünülebilir. Sonuçta böyle bir eylem kimin işine yarar?
Uluslararası İslamcı hareketin işine yaramaz… İslamcılar, dünyanın geri kalan kısmı tarafından ‘demokrasi karşıtı’ diye tanımlanmak isteniyor.
Terörist eylemler sadece İslamcıların dışlanmasına ve kötülenmesine yarıyor, ayrıcı bütün Müslümanlar da bu yüzden horlanıyor ve kınanıyor. Ancak İslamcı hareketi kötü gösterecek bir eylem Siyonistlerin ve Batı’daki bazı İslam karşıtı unsurların işin yarayabilir… Görünen o ki bütün bu İslam karşıtı söylem Müslümanlara ve İslamcı harekete baskıyı meşrulaştırma amacı taşıyor.” (11 Eylül’den Afganistan’a ABD İmparatorluğu, Ütopya Yayınevi, Ankara, 2004, s. 118 – 119)
“Bernard Lewis ve Samuel Hungtington’ın ortaya attığı ‘medeniyetler çatışması’ tezi, 11 Eylül olaylarının açıklanması için sıkça kullanılan bir okuma vaat etti. Bu teze gör söz konusu saldırılar ‘Batı’ ve “İslam’ medeniyetleri arasındaki atışmaya son bir örnek olarak ele alınmaktadır. Çatışmanın ana nedeni olarak siyasi sorunlardan ziyade kültürel kimlik ön plana çıkarılmıştır. Asıl nedenler, siyasi hakimiyet ya da muhalefet değil de inanç ve değerler arasındaki farklılıktır. Neomuhafazakar yorumcular her fırsatta medeniyetlerin çatışması tezini akademik destek olarak kullanmaya devam etmektedirler.” (Bülent Aras – Gökhan Bacık, 11 Eylül Öncesi ve Sonrası, Güncel Kitaplar, İstanbul, 2007, s. 193 (Anas Malik’in görüşleri,)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz