BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

İMAM’I AZAM’IN (EBU HANEFİ’NİN) İNKARCIYA VERDİĞİ CEVAP
  • OSMANEFEKERE
    • OSMAN EFEKERE
    • OSMANEFKERE@kayserihakimiyet2000.com
    • 12 Şubat 2015 - 17:44:01

İMAM’I AZAM’IN (EBU HANEFİ’NİN) İNKARCIYA VERDİĞİ CEVAP

İnkârcının biri, İmamı Azam’a bir gün şöyle bir takım sorular sorarak kendisinin ilmini ortaya koymak ister:

S.-1 Sen rabbini görüyor musun?

C.-1 İmamı Aza ise cevaben ben rabbimi tenzih ederim onu görerek mümkün değil.

S.-2 Yine inkârcı İmamı Azam’a Rab’ine dokundun mu? Rabbini kokladın mı? Rabbini duydun mu? Rabbinin tadını adın mı?

C.-2 İmamı Azam inkârcıya Rabbimi yine tenzih ederim, dedikten sonra şu mealdeki ayet “Onun benzeri yoktur. O işiten ve görendir” ile cevabını verdi.

Bunun üzerine inkârcı ise İmamı Azama mademki Onu görmüyorsun, onu duymuyorsun, koklamıyorsun, onu nasıl tespit ediyorsun?

Bu durumda İmamı Azam inkârcıya yönelerek sen aklını gördün mü?

İnkârcı hayır diye cevap verdi.

İmamı Azam inkârcıya sen aklını kokladın mı?

İnkârcı hayır der.

İmamı Azam inkârcıya aklını hissettin mi?

İnkârcı yine hayır der.

İmamı Azam inkârcıya sen deli misin?

İnkârcı tabiî ki akıllıyım diye cevap verdi.

Bunun üzerine madem akıllısın, peki aklın nerededir. İnkârcı bunun üzerine benim aklım vardır ve mevcuttur. İmamı Azam da benim de Rabbim vardır ve mevcuttur.

Son olarak İmamı Azam inkârcıya sen ölümüsün, dirimisin der?

İnkârcı ise elbette diriyim, çünkü yiyorum, içiyorum, hava alıp yaşıyorum, deyince İmam Azam, hülasa sen ey inkârcı, aklını göremiyorum, tadamıyorsun, işitemiyorsun ruhunun olduğunu söylüyorsun fakat göremiyorsun. İşte böyle benim Rabbim var ve mevcut diye cevap vermek sureti ile inkârcı acziyetini bu şekilde itiraf ettirdi.

 

ZALİMİN SONU

Hz. Peygamber zamanında yaptığı zulmün karşılığını gören biri Esved oğlu Hunat isimli biri anlatıyor. Biz Şam’a ticarete gitmek için bir ticaret kervanı hazırladığımız sıraca bizimle kervana katılacaklar arasında. Ebu Leheb’in oğlu Utbe vardı. Ancak yolculuğa çıkmadan önce Ebu Leheb’in oğlu ve aynı zamanda Hz. Peygamber (S.A.Vesellem) Efendimizin kızı ile nişanlanıp evlenmeden önce ayrılan (UTBE) Hz. Peygamber S.A.Efendimizin kızını boşamakla kalmayıp yemin ederek Peygamber Efendimize giderek ona gereken dersi vereceğim diye ant içti. Ve nihayet Hz. Peygambere vararak şöyle dedi. “Ey Muhammed ben senin Allah’ını tanımıyorum” edası ile Hz. Peygamber’e layık olmayan hakarette bulundu. Hz. Peygamber yücelere ellerini kaldırarak şöyle duada bulundu “ALLAHIM ÜTBEYE KÖPEKLERİNDEN BİRİNİ MUSALLAT ET” diye yalvardı. Hz. Peygamber’e hakaretten sonra babası Ebu Leheb’e dönen Utbe, Hz. Peygamber’e yaptığı hakareti anlattı. Ebu Lehep ise oğlu’nun bu yaptığı hareketi pekiyi karşılamasa da açıkça bildirmedi fakat içten, içten korkmağa başladı ve içine bir kurt düştü ve oğluna şöyle dedi Vallahi oğlum Muhammed’in duası yüzünden sana bir kötülük geleceğinden korkuyorum dedi.

Nihayet Şam yolculuğunda kervanla çıktılar. Ancak Ebu Leheb oğlu Utbe’ye bir zarar gelmesin diye kervan muhafızlarına sıkı, sıkıya tembihatta bulundu. Nihayet kervan ilerleyip Şam yakınlarında bir kilise civarına gecelemek için indiler. Akşam olunca Utbe’nin yatağını ortalarına yapmalarını ve Utbe’ye karşı gelecek tehlikelerden uzak olmak için tedbirli olmalarını söyledi. Kervan halkının uykuya daldığı bir sırada bir aslan gelerek kervan halkını bir, bir arayıp tetkik edip koklayarak sonunda Utbe’yi bulup onun üzerini bütün gücü ile atlayıp kafayı gövdeden ayırarak parça, parça edip sonunda Peygamber düşmanına gereken dersi vermiş oldu. Bu durumu müşahede eden Ebu Leheb şöyle dedi, oğluma gelen bela Muhammed’in bedduasındandır diye itiraf etti ve böylece zaliminde yaptığı yanına kalmayıp gerçek hak tahakkuk etti.

 

CENNETİN ANAHTARLARI

Hz. Peygamber Efendimiz bir sohbetlerinde kendisini dinleyen sahabe arasında bulunan biri Peygamber Efendimize cennete girmenin ve cennetin anahtarları konusunda bir soru sorduğunda, Hz. Peygamber cevap olarak siz bana altı konuda söz verirseniz bende size cennete girmeye kefil olayım der ve altı hususu şöyle sıralar;

1-Konuştuğunuz zaman, doğru konuşun, yalandan uzak durunuz,

2-Vaat ettiğinizde, sözünüzü yerine getirip vadinizden caymayınız,

3-Emanetleri yerine getirin (yani hıyanetlik etmeyiniz),

4-Harama bakmaktan gözlerinizi muhafaza ediniz,

5-İffet ve namusunuzu muhafaza ediniz,

6-Ellerinizi Harama uzatmaya karşı koruyunuz.

Eğer sizler bu yukarıdaki hususlara gereği gibi uyarsanız cennete girmeyi bir nevi garanti altına almış olursunuz.

 

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz