Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
AHMET KARAASLAN

İNANIŞLAR…

Bu haber 05 Nisan 2019 - 12:13 'de eklendi ve 31 kez görüntülendi.
İNANIŞLAR…

DİLDE SİVİLCE ÇIKMASI VE TEDAVİSİ

Birine ayrılmış veya başkasının nasibi olan yiyeceği yiyenin dilinde sivilce çıkacağına inanılır.

Dilde çıkması muhtemel olan sivilceyi önlemek için, kendisine yiyecek ayrılmış şahsın adı, besini yiyen kişi tarafından “benim adım falandır” diye anılarak yenilirse sivilce çıkamayacağına inanılır.

DOLU YAĞIŞINI KESME

Dolu yağışında büyük çaplı zararlar olur. Dolunun zararından kurtulmak ve yağışı hemen kesebilmek için, bir annenin ilk çocuğu olmak gerekir. Böyle birisi, eline bir bıçak alarak dışarıya çıkar ve eûzü besmele çeker. Eline bir dolu tanesini alıp şöyle söyler: “Ben anamın ilkiyim, guyruğu gücük tilkiyim. Kesil dolu kesil!” diyerek eline aldığı doluyu keserse, dolu yağışının duracağına inanılır.

DUŞAK KESMEK

Yürümesi geciken ve yürümeye başladıktan sonra sık sık yere düşen çocukların, daha iyi yürümesi ve düşmeyi engellemek amacıyla “duşak kesme” eylemi yapılır. Duşağı kesilecek çocuğun annesi, mahallenin çok atik çocuklarını bulur. Kendi çocuğunun ayak bileğine koparılması kolay olan bir ipi gevşekçe bağlar. En hızlı koşan bir çocuk, bağlı olan ipi kırarak kaçar. Arkasında diğer çocuklar onu kovalarlar. Önden koşan çocuğun, tökezlemeden ve düşmeden, yakalanmadan duşağı kesilenin yanına gelmesi gerekir. Bu kovalamaca başarılı olursa, duşağı kesilen çocuğun da atik olacağına inanılır.

HAYVANLARDAKİ BOHÇA HASTALIĞINI TEDAVİ ETMEK

Koyun ve sığırların gözleri bozarıp kör olmalarına “bohça hastalığı” denir. Bu hastalığı tedavi edeceklerin, üç avuç dolusu (üç yudum) deniz suyu içmiş olmaları gerekir. Bu şekilde deniz suyu içmiş olanlar, bohçaya yakalanmış hayvanların gözlerine tükürünce hastalığın geçeceğine inanılır.

Hayvanlardaki Keneyi öldürmek

Koyunlarda asalak olarak yaşayan ve onlara çok zarar veren bu hayvandan onları kurtarmak için ocaktan keneci olmak gerekir.

Bir kene öldürülerek onu kanı yeni doğan çocuğun ağzına sürülür. Böylece çocuk, keneci yapılır.

Bu şekilde keneci olmuş kimse, koyunlardan birkaç kene toplar. Bunları öldürerek, kanını bir tas su içine karıştırır. Bu şekilde hazırladığı suyu eline alarak, kapıya durur, koyunlar bacaklarının arasından geçerler. Keneci, elindeki sudan koyunların üzerine serperken şöyle söyler: “ Sen gene, ben gene. Ben geldim, çık gene çık…”

KAZA VE BELÂDAN KORUNMA

Sık sık kazaya uğrayanların elbiselerinden bazıları, kişinin başı üzerinde birkaç kere döndürülür. Sonra bu giysiler fakirlere verilir. Böyle kişinin kaza ve belâlardan korunacağına inanılır.

KIRK ÇIKARMAK

Doğumdan sonra kırk tam gün geçmedikçe, annesiyle bebeği kırklı sayılır. Kırklı anne ile çocuğun bir yere götürülmesi, başka bir kırklının da onların yanına gelmeleri doğru değildir. Yeni evli çiftler de kırk gün geçmedikçe, kırklı sayılırlar.

Kırkıncı günde bebeklere bir banyo yaptırılır. bu banyoda kırk kere besmele çekilerek, kır defa su dökülür. Bundan sonra kırklılar her yere gidebilirler.

Eğer kırklılar, kırk çıkarmadan önce zorunlu olarak bir yere gidecekse; bebeğin koynuna bir hamail veya bir parça ekmek konulur.

KIZILYÜĞRÜK HASTALIĞINI TEDAVİ ETMEK

İnsan yüzünün cildinin pul pul dökülmesine ve kızarmış lekeler kaplamasına “kızılyüğrük” denilir. Bu tip hastalığa yakalanan kişi, ocakçı birine götürülür. Ocakçı, hastayı incelerken içinde bir takım âyetler okur. Okuması bitince hastanın yüzüne aniden tükürür. Hasta, hem korkar, hem de tiksinti duyar.

Hastalığın tiksintiden gelmiş olduğuna inanılır. Yine tiksinti ile geçeceği düşüncesi hakimdir.

Kurşun Dökmek

Hasta, kurşun dökecek olanın yanına getirilir. Tedavi edici, bir tas veya leğen su hazırlar. Erittiği bir miktar kurşunu su içine dökerken âyetler ve duâlar okur. Suya giren kurşun, tekrar katı hâle geçer. Kurşunun aldığı şekil kime benzemişse, onu nefesi ve nazarı olduğu söylenir. Bu sudan hastaya biraz içirilir. Eli ve yüzü yıkanarak, bir parça ekmek doğranır. Bu ekmek, kedi ve köpeklere verilerek yedirilir. Suyundan da o hayvanların üzerine serpilerek: “Ağrısı, sızısı, derdi sana geçsin,” denir.

NAZARDAN KORUNMAK

  1. a) İlk Bakışta Dikkat Dağıtacak Şeyler Asmak

Nazardan korunması istenen insanlarla, hayvanların boğazlarına iğde ağacının ince dallarından yaklaşık bir cm uzunlunda kesilerek bir uçlarında ipe dizilen bir nevi kolye yapılarak asılır.

Bundan başka hazır nazar boncukları kolye yapılarak asıldığı gibi,  çörek otu da bir mavi bez içine çıkın yapılarak asılır.

Hayvanların boynuna da yine mavi bez içine tavuk dışkısı konularak, yavru tosbağaların iskeletleri de asılır.

Ayrıca nazar âyetlerinin yazılı olduğu muskalar da aynı şekilde asılır.

  1. b) Evleri nazardan korumak için de insanların çok gelip geçtiği taraflardaki duvarlarına tosbağa iskeleti, at veya eşek kafası, üzerlik otundan demet, mavi plastik objeler asılır.
  2. C) KÖZ SÖNDÜRMEK

Nazara uğradığı sanılan kişi, tedavi edicinin yanına getirilir. Kimin nazarının değmiş olacağı söyletilir. Tedavi edici, çevreden topladığı küçük ağaç kıymıklarıyla bir ateş yakar. Bunlar henüz köz halindeyken birer birer alıp bir tas suyun içine atar. Bu sırada bir takım duâlar ve âyetler okur. Nazarından şüphelenenlerin isimlerini sayar. Her atıştan sonra “El benim elim değil, Fadime Anamız’ın eli” diye tekrarlar. Kimin adına atılan köz suda dibe çökmüşse, onun nazarı olduğuna karar verilir.

Nazar sahibinin belli olmasıyla nazarın bozulup, hastalığın geçeceğine inanılır.

Kurşun dökmede olduğu gibi, köz söndürülen sudan hastaya biraz içirilir. Başına biraz su dökülür. Eli ve yüzü yıkanarak, bir parça ekmek doğranır. Bu ekmek, kedi ve köpeklere verilerek yedirilir. Suyundan da o hayvanların üzerine serpilerek, nazardan gelen rahatsızlığın hayvanlara geçeceğine inanılır.

SANCIYI KESME

İnsanların ve hayvanların sancılarını kesebilmek için el alınmış olması gerekir. Elverme her zaman olmaz. Sancıyı kesmede elverme, belki milyonda bir kere rastlanılacak bir olaydır. Bir köpeğin, köpek leşini yerken görülmesi hâlinde el verilir.

Olaya şahit olan elverici, elvermek istediği şahsa olayı gösterdikten sonra: “Sana elimi veriyorum,” der.

El alan kişi, insan ve hayvanlardaki sancıyı kesmek için üç İhlas, bir Fatiha sûresini okuyarak hastanın yüzüne üfler. Hasta esnerse, sancının geçtiğine inanılır.

TATARCA KESMEK

Küçük çocuklarda görülen bir çeşit sancılı hastalığa “tatarca” denir. Bu hastalığı tedavi edecek kişi el almış olmalıdır.

Bir odanın içinde insanlar kenarlara dizilerek otururlar. Hasta çocuğu, anne veya babası yönü kendilerine dönük olmak üzere kucaklarına alırlar. Çocuğun sırtına bir ekmek tahtası konur. Tedavi edecek şahıs, uzun bir çubuğa at gibi binip, eline de bir sopa alır. Atını sürerek ortaya gelir. Oradaki hazır bulunanlara şöyle bir soru yöneltir:

— Buradan bir tatarca geçti, gördün mü?

— Görmedim.

Bu cevaptan sonra atını koşturarak, aynı soruyu başkalarına da birkaç kez sorar. Yine hep aynı cevap verilir.

Tedavi edici şahıs, bu arada yeniden aramalara başlar:

— Biraz önce şuradaydı! Nereye gitti, nereye saklandı? Onu neden saklıyorsunuz?..

Bu arada hasta çocuğun bütün dikkati, tedavi ediciye odaklanmıştır. Tedavi edici, bu sefer çocuğu kucağında tutanın yanına gelerek:

— Az evvel şuradan bir tatarca geçti. Gördün mü?

— Görmedim.

— Nasıl görmedin? Daha yeni önüm sıra kaçıyordu!

— Görmedim.

— Görmüş olmalısın!

— Görmedim diyorum!

— Yalancı! Gördün de saklıyorsun. İşte gidiyor! Dur, kaçma. Şimdi seni tutacağım. Tuttum! Kesiyorum, kestim!..

Elindeki sopasını olanca gücüyle çocuğun sırtındaki tahtaya vurur. Çıkan sesten çocuk irkilerek ağlar.

AYGIRYELİ TEDAVİSİ

Küçük çocukların mide ve bağırsaklarında sıkça meydana gelen gaz oluşumuna  “Aygıryeli” denilir. Çocukların sürekli diş gıcırdatmasıyla, bu hastalığa yakalandıkları anlaşılır.

Bu hastalığı tedavi etmek için, bir takım sûreler okunduktan sonra çocuk, at, eşek, katır gibi hayvanların karınları altından geçirilir.

Bir tarafta tedavi edici, diğer tarafta hastanın bir yakını bulunur. Tedavi edici, okumasına devam ederek hastayı diğer taraftakine uzatır. Hasta, kendisine getirildikten sonra bu eylem iki kere daha uygulanır. Böylece çocuktaki hastalık, o hayvana verilmiş olur.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA