MİDİ VOLEYBOLCULAR TÜRKİYE FİNALLERİNDE

MİDİ VOLEYBOLCULAR TÜRKİYE FİNALLERİNDE

ŞEHİR HASTANESİ’NE TAŞINMA İŞLEMİ 29 MAYIS’TA TAMAMLANACAK

ŞEHİR HASTANESİ’NE TAŞINMA İŞLEMİ 29 MAYIS’TA TAMAMLANACAK

BAŞKAN CABBAR HASTA VE YAŞLI ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR

BAŞKAN CABBAR HASTA VE YAŞLI ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR

BAŞKAN ÇELİK’İN ÖNEM VERDİĞİ YOL

BAŞKAN ÇELİK’İN ÖNEM VERDİĞİ YOL

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYLARI VATANDAŞLA KUCAKLAŞMAYA DEVAM EDİYOR

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYLARI VATANDAŞLA KUCAKLAŞMAYA DEVAM EDİYOR

KATLİAM, KAOS VE BÖLÜNME -12
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 6 Nisan 2018 - 13:58:30

19. asrın başlarında dünya siyasi rejimler konjonktürüne adına “Taçlı Demokrasi” denilen “En iyi yönetim biçimi” olarak Meşrutiyet idaresi hakimdi. O yıllarda bu yönetim bicimi “En iyi şekilde İngiltere’de uygulanıyor” denilerek, İngiltere bu rejimin “Kâbesi” halini getirilmiş, İngilizler de sömürge idarelerini daha iyi kurabilmeleri için dünyaya “Meşrutiyet propagandası” yaparak, bu rejimin erdemlerini saymak suretiyle ülkelerin “kendi monarşik-mutlakıyet yönetimleri” denilen yönetimlerini bununla değiştirmelerini istiyorlardı. Zira, “esas hürriyet rejimi” denilen Meşrutiyet rejimi ortamında ülkelere daha rahat hulul edip onları kolaylıkla hakimiyet ve nüfuzlarını alabileceklerdi.
Osmanlı Devleti aydın ve yöneticileri de bu propagandanın etkisine girdiklerinden katıksız birer “İngiliz” ve onun ithal etmeye çalıştığı kendi rejimi “Meşrutiyet” in hayranı haline gelmişler, bu rejim bize de gelirse, Osmanlının yıkılmaktan kurtulacağı hayaliyle yaşamaya başlamışlardı.
Jön Türklerin Meşrutiyet rejimi hayranlığından kaynaklanan “İngiliz muhabbetleri” giderek daha da eksantrik hale gelmiş, öyle ki Meşrutiyeti ilan için Temmuz 1908 Jön Türk İhtilali yapıldığı ve Sultan II. Abdülhamid’in bu ihtilali önleyemeyip 24 Temmuz 1908’de Meşrutiyeti ilan etmek zorunda kaldığında Jön Türlerin İngiliz muhabbetleri çılgınlık ve garabetin zirvesine ulaşmış ve o günlerde İngiltere’den dönen İngiliz Büyükelçisi Lowther’in arabasını Sirkeci garından atlarını sökerek Beyoğlu’ndaki İngiliz Büyükelçiliğine kadar kendileri çekmişlerdi.
Araba çeken Jön Türklerden Ahmet İhsan’ın hatıralarında yazdıkları: “1908 Temmuzunun 23. günü İstanbul’da bulunmayan İngiliz Sefiri Lowther’in şehrimize döndüğü zaman Sirkeci istasyonunu baştanbaşa doldurmuştuk. Büyükelçiyi candan ve gönülden alkışlıyorduk. Nihayet coşkun gençler Büyükelçinin arabasına çeken atları söktüler, arabayı kendi kollarıyla çektilerdi. Bu fıkrayı yazmaktan maksadım, Meşrutiyetin ilanına kadar Türk aydınlarının siyasi meylini ve düşüncesini göstermek içindir.” (A.g.e., s. 33)
Büyükelçi Lowther, olup bitenlere çok şaşırmış, Jön Türkleri “Politik tecrübeden yoksun, aralarında birlik bulunmayan iyi niyetli çocuklar topluluğu” olarak nitelendirmişti. (M. K. Anderson, TheEasternQuestıon, MacmillenCompany, New York, 1966, s. 276)
Meşrutiyetin ilanı ile Jön Türkler İngilizlere muhabbetlerini göstermek için İngiliz Büyükelçiliği önünde bir de miting yapmışlardı. Miting tertipçilerinden Rıza Nur hatıralarında şunları yazar: “Öğrencilerden ve halktan birkaç kişi beni omuzlarına aldılar. Nereye dediler. Beyoğlu’na İngiliz Büyükelçiliğine dedim. Domuz sokağından yürüyorduk. Artık, ben, öğrenci ve halk deli gibi olmuş, bağırıyorduk. Ara sıra nutuk söylüyordum. Tramvay yolundan İngiliz Büyükelçiliğine kadar geldik. Benim zorum, içeriye girmek ve buraya gelmek, İngilizlerin Türk milletine yardımını istemekti. Abdülhamid Meşrutiyeti yapmaz diye korkuyordum. Zannediyordum ki, İngiltere bize yardım eder, Meşrutiyeti yaptırır. Gece okulda bu cümleden olarak bir nutuk hazırlamıştım, avucumdaydı. Onu okudum. Diyordum ki, ‘Dünyanın denizlerini İngiliz donanması doldursun. Sonra da İngiltere Türkün hürriyetine yardım etsin’. Otuz yaşında bir doktor, profesördüm ama ne saf çocukmuşum. Bir devlete böyle dua ile yardım ediverirler mi? Bütün Türk milleti işte böyle saf, cahil ve dünyadan habersizdik.” (Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, C. I, Altındağ Kitabevi, İstanbul, 1968, s. 240)
Evet! 24 Temmuz 1908’de, İngilizlerin “Meşrutiyet şampiyonluğu ve dünyaya kurtuluş için bu rejimi ihraç” propagandasına alet olarak Meşrutiyet ilan etmiştik. Bu durumda İngiltere ve Avrupa’nın “Bizi alkışlaması, bağrına basması, artık Osmanlı’ya güçlük çıkarmaması gerekirken”denilerek, bunun hiç de böyle olmadığını sömürgeci ve yayılmacı devletlerin “Meşrutiyet getirme şampiyonluğu”nu kullanarak bu sayede Osmanlıyı nasıl yıktıklarına dair Jön Türkler birçok itiraflarda bulunarak “yanıltıldıkları”nı itiraf etmek zorunda kalmışlar, buna bir örnek bunlardan Hüseyin Cahit (Yalçın) hatırlarında şunları yazmıştı: “zorunda kalmışlar, buna bir örnek bunlardan Hüseyin Cahit (Yalçın) hatırlarında şunları yazmıştı: “Özgür bir düzene kavuşmakla, içimizde büyük bir yurt sevgisi ve gururu canlanmıştı. Uzun bir süredir Avrupa’nın sataşma ve hor görücü karışmaları altında yaşamaktansa, bir Meşrutiyet duyurusuyla kurtulduğumuzu düşünüyorduk. Şimdi bizim de Avrupa’lı devletten ne ayrılığımız kalmıştı? Oysa Avrupa Meşrutiyet’i kuran Türkiye’nin karşısında, bir kahramana göstermesi gereken saygı ve önemsemeyi unutarak, Türk topraklarını ele geçirmek insafsızlığına kalkışıyordu… Açıkça görülüyordu ki, ülkeyi kurtaracak biricik yol diye yıllardan beri arkasından çıldırmış olduğumuz Meşrutiyet, memleket için çok önemli bir tehlike doğuruyordu…
(Jön Türkler) niçin böyle düşünüyorlardı? Başka türlü düşünemedikleri için. Dar, sıkı ve karanlık bir çevre içinde kendi kendilerini yetiştirmişlerdi. Batı’yı pek uzaktan şöyle böyle seçiyorlar ve karanlıkta görülen bütün varlık gibi (veya köre fil tarifi gibi) ona gerçek dışında büsbütün hayali ve kendine özgü bir nitelik veriyorlardı. İşte o zamana egemen olan bu salt düşünceler ve inançlardı; bu basit tasarımlar ve hayallerdi.” (Hüseyin Cahit Yalçın, Siyasi Anılar, Haz. M. Mutluay, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 1976, s. 31, 41 ve 23) (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz