CANIMIZ VE MALIMIZ SİZE EMANET

CANIMIZ VE MALIMIZ SİZE EMANET

ERCİYESSPOR VE ŞEKERSPOR KAPANDI

ERCİYESSPOR VE ŞEKERSPOR KAPANDI

NURULLAH AYDIN YAZIYOR… KİŞİLİKLER VE YAŞAM ANLAYIŞLARI

NURULLAH AYDIN YAZIYOR… KİŞİLİKLER VE YAŞAM ANLAYIŞLARI

MUAMMER YILMAZ’IN KALEMİNDEN TAHTA AT

MUAMMER YILMAZ’IN KALEMİNDEN TAHTA AT

İŞKUR VE OSB “İŞBAŞI EĞİTİM PROGRAMI İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ” İMZALADI

İŞKUR VE OSB “İŞBAŞI EĞİTİM PROGRAMI İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ” İMZALADI

KATLİAM, KAOS VE BÖLÜNME -14
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 9 Nisan 2018 - 13:06:17

ABD, II. Dünya savaşından sonra dünyanın süper gücü olanca, 19. yüzyılın başlarında dünyanın süper gücü olan İngiltere’nin ideoloji ve sistem anlayışındaki inhisarcılık ve şampiyonluk bu sefer de Amerika’ya geçti. Amerika zaten İngiltere’nin ikiz kardeşi idi. İngiltere’nin “çok kibirli, çok narsist sistem istismarcılığı” kendisine nüksetti. İngiltere’nin Meşrutiyet istismarcılığının yerini Amerika’da rejim olarak bunun tekamül etmiş şekli Demokrasi aldı. İngiltere Meşrutiyete bir amaç değil “araç” gözüyle bakarken Amerika da aynı şekilde Demokrasiye araç gözüyle baktı. Her ikisi için de bunları hiçbir zaman amaç olmamış, kendi yayılmacı ve sömürgeci emellerine hizmet ettiği derecede bunlara önem atfedilmiştir. İngiltere, 19. asrın başlarında Meşrutiyete yalnızca Osmanlı Devleti, İran ve Rusya’da oynadı. 20. yüzyılın ilk on yılı, İngiltere’nin desteğinde Meşrutiyeti ilan mücadeleleri ve darbelerine sahne oldu. İngiltere’nin bunu böyle istemesi, bu ülkeleri statülere gereği ancak kendi rejimi Meşrutiyeti buralara ithal sayesinde buralarını nüfuzuna alma emelinden kaynaklanıyordu. Özellikle bu ülkeler, İngiltere’nin sömürgeleştirmediği ve üstelikte Rusya sömürgecilikte rakibi olduğu halde, İngiltere merkezli zamanın küresel sermayesinin hakimiyet ve nüfuzuna alamadığı üç ülkelerdi. Küresel sermaye her zaman için “liberalist” bir düzen istediği için buralara liberal rejim olan Meşrutiyet getirilirse adı geçer sermayenin buralara nüfuzunun tam olarak kurulması sağlanacaktı. İngiltere, “hürriyet, eşitlik, adalet rejimi” diyerek allayıp pullamak suretiyle propagandasını yaptığı Meşrutiyetin mücadelesini üç ülkede verirken dünyanın diğer ülkelerinde bunun adını bile anmadı. Kendisine hizmet eden en koyu diktatörlükleri destekledi. Zaten dünyanın yarısı onun sömürgesi idi.
İngiltere işine geldiği yerde Meşrutiyet’e oynarken, 20. Yüzyılın en popüler ve geçerli rejimi olarak gösterilen-ki gerçek anlamda uygulanırsa öyledir-Amerika’nın eline geçen onun inhisarcılığı sayesinde Amerika da işine geldiği yerde ona oynamaya işine geldiği yerde ise “Demokrasinin zıddı” denilen en koyu diktatörlüklere oynamaktan çekinmedi. Böylece demokrasi de “Amerikan emperyalizminin bir ‘aracı” haline geldi.
Bu gerçek bizzat Amerikalıların kendi yazdıklarıyla da sabit ve ortadadır. Bunlardan bazı örnekler verelim:
Noam Chomsky: “ABD, bencil, acımasız ve kural tanımaz politikalarıyla dünya düzensizliğinin mimarıdır. İnsan hakları ihlalleri ancak Amerikan çıkarlarını tehdit ediyorsa, ‘insani müdahale’nin konusu olabilir. Amerika’nın himayesindeki işbirlikçi bölgesel güçler ise, insan haklarını ihlal etme özgürlüğüne diledikleri gibi sahiptirler.” (Noam Chomsky, Amerikan Müdahaleciliği, Aram Yayıncılık, Çev. T. Doğan-B. Zeren, İstanbul, 2001, s. 198)
“ABD açıkça şunu söylüyor: Ben ne istersem onu yaparım, başka bir şey beni ilgilendirmez; ne uluslararası hukuk ne Uluslararası Adalet Divanı, ne Birleşmiş Milletler ve ne de bölge ülkelerinin ve halklarının görüşleri… Eğer amacıma diplomasi yoluyla ulaşabilirsem diplomasiye başvururum, yok eğer amacıma ulaşmam için kuvvet kullanmam gerekirse kuvvet kullanırım.” ( Noam Chomsky, Sam Amca Ne İstiyor?,Minerva Yayınları, İstanbul, 2001, s. 138)
Amerikan hegemonyası dünyaya, “eşitsizlik” üzerine kurulmuştur. Hiçbir güç her alanda Amerika’dan üstün olmamalıdır. Amerika, daha II. Dünya Harbinin ertesinde “Yeni Dünya Düzeni”ni kurarken şampiyonu kesilmeye başladığı demokrasiye de bu gözle bakmaya başlamış, bu düzenin mimarlarından George Kennan Amerika’nın hegemonik gücünün korunması adına demokrasilerin bile feda edileceğinden bahsetmişti: “Yeni Dünya Düzeni’nin mimarlarından, Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Topluluğu Başkanı, oldukça riayet edilen devlet adamı ve akademisyen George Kennan 1948’in önemli hükümet programlarından birinde son derece açık yüreklilikle çizmişti. Amerikan iktidarının kapsayıcı çatısı altında her bölgesinin üzerine düşen rolü tayin ederken, temel politik hedefin, bizim muazzam zenginliğimizi diğerlerinin sefaletinden ayıran ‘eşitsizlik durumu ‘ nu korumak olduğunu belirtmişti. Bu hedefi gerçekleştirmenin koşulu, ‘fedakarlık ve dünya hayrı’na dair ‘idealist sloganlarla önü kesilmeden doğrudan doğruya güç kavramlarıyla uğraşmamız’ gerektiğinin farkına varıp, ‘insan hakları, yaşam standardını yükseltmek ve demokratikleşme gibi muğlak ve gerçek olmayan amaçlar hakkında konuşmayı bırakmaktı.
İşlek zekalar, iç tartışmalarda ve daha önemlisi eylemde hiçbir zaman bu prensiplerden sapmamıştır.” (NoamChomsky Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler, s. 211)
Profesör EricWaddell: “ABD, Ağustos 1945’den bu yana dünya çapında 44 ülkeye doğrudan ve dolaylı saldırı düzenledi. Bunların bazılarına birçok defa saldırdı. Bu askeri müdahalelerin açıkça ilan edilen hedefi, ‘rejim değişiklikleri’ ni gerçekleştirmekti. Her defasında tek yanlı ve yasadışı eylemleri meşrulaştırmak için ‘insan hakları’ ve ‘demokrasi’ kisvesini kullandı.” ( Haz. O. K. Sarıoğlu, Suriye Savaşı’nın Gizlenen Gerçekleri İsrail İçin Suriye’yi Yok etmek, Ankara, 2017,s. 227) (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz