BY LOCK KULLANAN DOKTORA 6 YIL HAPİS

BY LOCK KULLANAN DOKTORA 6 YIL HAPİS

KURAN KURSU ÖĞRENCİLERİ15 TEMMUZ ŞEHİTLERİNİ ANDI

KURAN KURSU ÖĞRENCİLERİ15 TEMMUZ ŞEHİTLERİNİ ANDI

FETÖ’NÜN ASTSUBAYLARDAN SORUMLU MAHREM İMAMINA 10 YIL HAPİS

FETÖ’NÜN ASTSUBAYLARDAN SORUMLU MAHREM İMAMINA 10 YIL HAPİS

İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ AR-GE VE İNOVASYON SEMPOZYUMU TAMAMLANDI

İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ AR-GE VE İNOVASYON SEMPOZYUMU TAMAMLANDI

FETÖ’NÜN KİTAP VE CD’LERİNİ YAKARAK İMHA EDEN KADINA HAPİS CEZASI

FETÖ’NÜN KİTAP VE CD’LERİNİ YAKARAK İMHA EDEN KADINA HAPİS CEZASI

KATLİAM, KAOS VE BÖLÜNME -15
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 10 Nisan 2018 - 12:09:06

Amerika’nın demokratlığının ve demokrasiyi amaç olarak kullanmasının en başta gelen sebeplerinden birisi de kendi merkezli küresel sermayenin dünyaya tahakkümünün ancak ekonomik ve siyasi “libeaelizm”i esas alan demokrasi ile kurulabileceği düşüncesi ve emeli idi. Bunun bütün tafsilatı, William Blum’un “Emperyalizmin En Ölümcül Silahı Demokrasi Yalanı” kitabı ve NoamChomsky’in “Güç Kimin Elinde?” isimli kitabında anlatılmıştır. Amerikan eksenli küresel sermayeye, Amerika’nın zengin Yahudileri ve özellikle bu ailelerden Rochildlerhakim olduğu için, dışarıda “Demokratik kollamalar” genelde bu ailenin amaç ve hesapları için yapılmakta, toplamı 500’ü bulan-çoğu Yahudi kuruluşu-uluslararası tekeller ve tröstlerin çıkarları gözetilmektedir.
“Demokrasi, insan hakları ve serbest piyasa; (Hristiyanlıktaki) baba, oğul, kutsal ruh üçlemesi! Kutsallaştırılmış ve bir misyona bağlanmış bir yaklaşım. Bu, bir bakıma küresel kapitalizmin kendi yarattığı ilahiyatla taçlandırılmasıdır. Yani biz, bu üçlüyü gördüğümüz noktada hemen kuşkulanmalıyız. Çünkü bu üçlü, demokrasi, insan hakları ve serbest piyasa, küreselleşme adı altında Amerikan nasyonalizminin saldırısı anlamına gelir.
Üstelik aslında vaat ettiklerinin tam tersini amaçlıyorlar. Demokrasi denildiği zaman, düşük yoğunluklu çatışma denen süreçler neticesinde ezilmiş ve yıldırılmış kitlelere kabul ettirilen tekeller demokrasisi kastediliyor. İnsan hakları denildiğinde kastedilen; uluslararası firmaların yatırımları, uluslararası hukuk çiğnenerek yatırımların güvence altına alınmasıdır. Serbest piyasacılık denilen piyasada ise serbestlik yoktur. Bundan, dünyanın kaynaklarını, hammaddelerini kontrol altında tutan en tepedeki 500 şirketin çıkarlarının savunulmasını anlamak gerekir.” (Atilla Akar, Büyük Ortadoğu Kuşatması, İstanbul, 2004, s. 141-142 (Suat Parlar’ın görüşleri.)
ABD, dışta demokrat olmadığı gibi kendi içinde de gerçek anlamda demokrat olamamış, onun içteki demokrasisine “lobiler demokrasisi” ve “askeri demokrasi” denilmiştir. “Birleşik Devletler ’de politika, ‘lobiler’ ve ‘özel askerler’ tarafından yürütülmektedir. ‘Lobisi’nin seçim hırsızlığının yardımıyla 36 başkan Washington’a ulaşmıştır.”
“ABD’deki “lobiler demokrasisi”ne damgasını vuran en güçlü lobi “Siyonist-İsrail lobisi” olmuştur. Bu lobinin ve Rochiltler ailesinin onayı ve oluru olmadan hiçbir Amerikan başkanı ve Kongre’ye senatörün seçilemeyeceği üzerinde durulmuştur. Bu onay ve olurlar dışında seçilen dört başkanın suikastlarla öldürüldüğünden bahsedilmiştir. Kudüs’te yayınlanan Yahudi Haaretz gazetesinin yazarı GideonLevy, Washinton’da Uluslararası Basın Kulübünde verdiği “İsrail Lobisi” başlıklı konferansında, “İsrail lobisi olmasaydı ABD daha demokrat bir ülke olurdu, İsrail daha adil olurdu. İsrail bağımlı, hastalıklı ve tedaviye muhtaç bir kişi gibi… Amerika İsrail’e iyilik değil kötülük yapıyor” sözlerini sarf ederek iki ülke arasındaki “demokrasicilikoyunu”na dikkatleri çekmiştir. (Yeni Akit, 25 Aralık 2017)
Amerika’daki demokrasinin “askeri demokrasi” olduğu James McCartney’in “Amerikan Savaş Makinası” isimli kitabında bütün tafsilatıyla anlatılmıştır. Buna vurgu yapan McCartney, “Amerikan güç yapısını oluşturan unsurlardan hiçbirinin savaşlarda Pentagon’dan daha çok çıkarı yoktur.
ABD, 1940’ların sonlarında başlayan Soğuk Savaştan bir süper güç olarak çıktı. Bu süper güç, gelişmiş askeri kuvvetlerden, binlerce nükleer silahtan ve dünya geneline yayılmış askeri üslerden müteşekkil bir yapıdır. Tarihteki büyük imparatorluklardan daha güçlü ve geniş bir Amerikan İmparatorluğu kurulmuştur….
Son 30 senedir-Ronald Reagan’ın Başkan olduğu 1981’den bu yana-uygulanan Amerikan dış politikası, eski bir subay ve tarihçi olan Andrew Bacevich tarafından askeri bir tat katılarak iyi şekilde tanımlanmıştır: ‘Bugün Amerikalılar, tarihte hiç olmadığı kadar askeri güç ile büyülenmiş durumdalar. ABD’nin şu anda sahip olduğu küresel askeri üstünlük ulusal kimliğimizin odak noktası durumuna gelmiştir. Kim olduğumuzu ve niçin var olduğumuzu, Amerika’nın kültürü ya da doğal kaynak zenginliği değil, ileri teknoloji silahlarından olan cephaneliği ve bunları kullanan askerleri belirlemeye başlamıştır” (James McCartney, Amerikan Savaş Makinası…,Ankara, 2017, s. 280-281)görüşlerine yer vererek, “Kapitalist Amerikan İmparatorluğu”nun “Komünist Rusya İmparatorluğu”na ne kadar çok benzediğini ortaya koymuştur. Yönetimindeki halkı aç-sefil Komünist Rusya’nın süper güç oluşu, büyük silah endüstrisi ve ordu kurmasından kaynaklanmıştı. ABD’nin de durumu aynıdır. “Bugün Amerikan toplumundan refah vardır” denmesine bakmayınız. 240 milyonluk Amerika’da bugün 40 milyon kişinin çöplüklerden yiyecek toplayarak hayatlarını idame ettiği gerçeği ortada iken hangi huzurdan bahsedilebilir. ABD, silahlanmaya harcadığı paranın %1’ini bile halkının refahına harcasa idi Amerikan halkı bu duruma düşmezdi. ABD, dünyada milli gelirinin %32’ini silahlanma ve orduya harcamasıyla bu alanda dünyada birincidir. 130 ülkede 172 üssü vardır. Düzenli asker sayısı 1.5 milyon ile dünyanın en büyük ordusunu beslemektedir vb. Bakmayınız, “Demokratik ve açık toplum” denilen Amerika, gerçekten demokratik ve açık toplum değildir. ABD’nin dünyada yaptığı birçok “rezalet” Amerikan halkından ustalıkla gizlenmekte ve her şey “güllük gülistanlık” gösterilmektedir. Amerikan halkı da bir gün, Komünist Rusya halkı gibi gerçekleri öğrenince, SSCB benzeri dağılacak, böylece günümüzün son “şer imparatorluğu” da tarihe gömülecektir.
McCartney, “ABD’de dış politika ordunun hakimiyetindedir ve ordu da yurt dışındaki birliklerimize komuta eden generaller ve amirallere bağlıdır”(A.g.e., s. 27) şeklinde yazmakla da ABD’nin “militarist bir devlet” olduğuna yönetim mekanizması olarak parmak basmıştır.
“Amerikan demokrasisi” denilen demokrasinin, gerçekten Amerikan halkına değil, Yahudilere ve İsrail’e hizmet ettiği hakkında, duayen emekli büyükelçilerimizden Şükrü Bayülken, Amerika üzerinde kurulu büyük Yahudi nüfusuna da vurgu yaparak, Uğur Dündar’la olan röportajında şunları söylemişti: “Yahudiler, ABD’de finans ve medya sektörleri ile ‘akademiye’ de hakimler… Bir de destekçileri Hristiyan Siyonistler var. Yahudiler nüfusun sadece % 2’sini oluşturuyor ama, ülkedeki milyarderlerin % 50’si Yahudi!… 3 büyük Tv kanalının CEO’su Yahudi!… 4 büyük filim şirketi ve New York Times dahil olmak üzere ülkenin en güçlü yayın grubu da Yahudi sermayesinin elinde!… ABD’nin önde gelen üniversitelerindeki profesörlerin %20’si, büyük hukuk firmalarında çalışanların %40’ı, yazar ve yönetmenlerin %60’ı ve ABD’nin önde gelen 200 entelektüelinin yarısı Yahudi’dir.
AİPAK, ADL, AmericanJewishCongress, İsraelPolicy Forum, AmericanJewishCommittee gibi ülkenin el güçlü ve aktif lobi kuruluşları, Kongre üyelerinin seçim kampanyalarını finanse ederek seçimlerinde yardımcı olurlar. Sonra da onları tam markaja alırlar ve İsrail’in çıkarları doğrultusunda hareket etmelerini sağlarlar. ‘Kongre’de İsrail terörü vardır’ desem hayret etmeyiniz. Zira bu bir gerçektir!… Bir milletvekili veya senatör İsrail aleyhinde bir söz söylerse , bu onun siyasi intiharı olur ve bir daha seçilemez. Amerikan başkan adayları seçimden önce Kudüs’teki ‘Ağlama Duvarı’na giderek basına poz vermezlerse, başarı şansları azalır. (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz