KAYSERİ’DE AKP 6, MHP 2, CHP VE İYİ PARTİ 1’E VEKİL ÇIKARTIYOR

KAYSERİ’DE AKP 6, MHP 2, CHP VE İYİ PARTİ 1’E VEKİL ÇIKARTIYOR

KAYSERİ’DE SANDIKLARIN YÜZDE 50’YE YAKINI AÇILDI

KAYSERİ’DE SANDIKLARIN YÜZDE 50’YE YAKINI AÇILDI

SANDIĞA GİDEMEYEN HASTALARI SANDIĞA GÖTÜRDÜLER

SANDIĞA GİDEMEYEN HASTALARI SANDIĞA GÖTÜRDÜLER

YSK YASAĞI KALDIRDI… İŞTE İLK SEÇİM SONUÇLARI…

YSK YASAĞI KALDIRDI… İŞTE İLK SEÇİM SONUÇLARI…

ÖNCE SANDIĞA SONRA DÜĞÜNE GİTTİLER

ÖNCE SANDIĞA SONRA DÜĞÜNE GİTTİLER

KATLİAM, KAOS VE BÖLÜNME -18
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 13 Nisan 2018 - 12:05:28

11 Eylül terör saldırısının sebeplerini araştırırken, Amerikan propagandasını “Bunu El Kaide’nin lideri Bin Ladin” yaptı söylemi hakim olmuş, Saddam da bununla ilişkilendirilmişti ama, yine bir çok kaynakta yer aldığı halde bunu ispatlayacak bir kanıt yoktu. “11 Eylül saldırılarının ilk dakikalarından itibaren uluslararası terörizm problemi ile başa çıkmak meselesi eski fikirlerle örtüşür hale geldi. CBS News muhabiri David Martin’e göre Pentagon’un vurulmasından 5 saat sonra, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld yardımcılarına ‘Irak’ı vurmaya düşünmeye başlamaktan’ söz ediyordu ve bu noktada Irak’ın saldırılarla ilgili olduğuna dair bir kanıt yoktu… Uçak kaçıranlarla bir çok bağlantısı olan Suudi Arabistan ve diğer bazı devletler hakkında artan şüphelerin aksine Saddam’ın 11 Eylül ile ilgili bir bağlantısı olduğuna dair bir kanıt hâlâ yoktu.” (Michael R. Gordon-Bernard E. Trainor, Kobra II Irak İşgalinin Perde Arkası, Çev. A. C. Akkoyunlu, Doğan Kitap, İstanbul, 2006, s. 149) Sonuna kadar da olmadı.
İSRAİL LOBİSİ VE NEOCONLARIN BÜYÜK ETKİSİ
ABD’nin Irak’a müdahalesi sebeplerinden olarak, işin esasına bakılırsa, anlattığımız bütün bu sebepler bir yana ve Amerika’daki İsrail lobisi, kuruluşları ve bunların etkisindeki Yeni Muhafazakarlar veya Neoconlar’dan kaynaklanan sebepler bir yana, bu sebepler içinde en etkili olanı bu ikincisi olmuştur. Zaten, Irak’ı işgal için yukarıda sıraladığımız yalan sebepleri de aynı grup kurgulamış ve propagandasını yapmıştı.
İsrail-Neoconların, Irak’a müdahale istekleri, 11 Eylül saldırısından daha önce depreşmiş, bunun planı daha 1998’den itibaren yapılmaya başlanmıştı. Bu planın birinci hedefi “İsrail’in güvenliğini sağlamak” olurken ikinci hedefi, kurulması istenilen “Büyük İsrail’in önündeki engelleri kaldırmaktı. Bu engeller 5 madde halinde şöyle sıralanıyordu: “Büyük İsrail’in önündeki engeller nelerdi? İlk engel İntifada, yani kendilerini ‘Tanrı’nın seçilmiş halkı’ sayanlar karşısında kayıplar verebilen ve ülkelerinden kovulmayı red eden Filistinliler hareketi.
İsrail’in önündeki ikinci engel, İsrail’in ve ona bağımlı bulunun Maronit Hristiyanlarının paralı askerlerden oluşun müttefikleri Güney Lübnan’ı boşaltmaya zorlayarak İsrail’i stratejik bir askeri-politik yenilgiye uğratan Hizbullah’tır.
Üçüncü engel, İsrail’in toprak ilhakına ve bölgesel hakimiyetine en fazla karşı çıkmış iç ülke olan Irak, İran ve Suriye’nin pek çok ülkeyle ekonomik ve politik bağlantılarını geliştirmesi ve özellikle petrol sözleşmeleri söz konusu olduğunda, Batı Avrupa şirketlerinin yanı sıra Japonya, Çin ve Rusya ile ticaret ve işletme anlaşmaları imzalamasıdır. İsrail’in , Washington’a köle durumundaki bağımlı Arap rejimlerine dayanan ekonomik hakimiyet dairesinin zenginliğinin yarısını paylaşma hayalleri giderek daha da belirsizleşiyordu.
Dördüncü engel, on yıldan beri devam eden Birleşik Devletler-Avrupa ambargosuna askeri saldırılarına rağmen Irak rejiminin yavaş yavaş kendini toparlamasıydı. Geçen zaman içinde İsrailliler ve onların Bush yönetimindeki Siyonist temsilcileri, ambargoyu sona erdirmek ve Irak’la ilişkileri normalleştirmek için bir anlaşmanın ufukta göründüğünü fark ettiler.
Son olarak, kanuna aykırı yerleşme ve işgal edilmiş topraklardaki zalim baskıcı politikalara eşlik eden ekonomik giderler ve bireysel güvensizlik nedeniyle İsrail’de giderek derinleşen bir iç kriz vardı. İsrail’in dış göçü, iç göç miktarını aşmıştı. Yahudiliğe dayanan sosyal yardım politikaları paramparça olmuştu ve yüzlerce aktif yedek asker, kirli sömürgeci savaş içinde askeri görevlerini yerine getirmeyi ret etmişti. Irak’la başlayacak bağımsız Arap rejimlerine karşı sürdürülen bir dizi Birleşik Devletler savaşı açıkça İsrail’in menfaatineydi ve bu, Sharon rejimi, onun gizli polisi (Mossad), İsrail askeri gücü ve Washington’da önemli pozisyonlarda bulunan sağ görüşlü Siyonistler tarafından da böyle görünüyordu.” (James Petras- RobinE.Abaya, İsrail Siyonizm ve Ortadoğu, İstanbul, 2007, s. 8-9
Yukarıdaki sebeplerle “İsrail’in hesapları ve emelleri uğruna Ortadoğu’yu Irak üzerinden, bir domino etkisiyle etkisine alacak adına “Project forthe New American Century” (PNAC)-” Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi” denen proje daha erkenden 1998’de yapılmıştı. Projeyi yapan ve imzalarıyla “I. mektup” olarak Başkan Clinton’a sunan şahısların tamamı, o yıllarda adı geçen başkanının yönetiminin alt kademelerinde çalışan tamamına yakını Yahudi kökenli ve Siyonist kimselerdi. “1998 senesinde Yeni Amerikan Yüzyılı (PNAC) isimli i Amerikan muhafazakarlarından oluşan küçük bir organizasyon Başkan Clinton’a ‘Dünya genelinde ABD, dostları ve müttefiklerinin çıkarlarını güvence altına almak’ maksadıyla Saddam Hüseyin’i silah zoruyla iktidardan indirilmesini talep eden bir mektup gönderdi. Clinton, Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz, Richard Perle ve diğer 15 kişi tarafından imzalanan mektubu dikkate almadı.
PNAC dört yıl sonra şansını yeniden denemeye karar verdi. Usame bin Ladin’in El Kaide’sinin kaçırılan uçakları New York ve Washington’daki saldırılarda kullanmasından sadece dokuz gün sonra 20 Eylül 2011’de PNAC, George W Bush’a, Irak’taki rejim değişikliği talebi ile yeniden bir mektup kaleme aldı. Mektupta şunlar yazılıydı: ‘Yakın zamandaki meydana gelen saldırılara bir şekilde Irak hükümeti destek sağlamış olabilir. Irak’a saldırılarla doğrudan ilişkilendirilecek kanıt olmasa bile’ PNAC, Saddam’ın önde gelen terörist olması nedeniyle görevden alınması gerektiği sonucunu varmıştır.’
Bu sefer, ilk mektubu imzalamış olanlar, Bush’un kendi ataması ile üst düzey görevlere gelmiş kişilerdi. Donald Rumsfeld yeni Savunma Bakanıydı. Paul Wolfowitz Savunma Bakan Yardımcı olmuştu. Richard Perle, Savunma Bakanlığına tavsiyelerde bulunan bir hükümet kuruluşu olan Savunma Politikaları Kurulu Başkanıydı.
Savaş yanlıları hükümet girmiş ve karar verecek makamlara gelmişlerdi.
11 Eylül saldırılarından-ve ikinci mektuptan-haftalar sonra Bush yönetimi, 2003 Mart ayında başlatacağı ve Saddam hükümetini devirip kendisini de ele geçireceği Irak’ın işgalini gerçekten planlıyordu.” (James McCartney, Amerikan Savaş Makinası, Ankara, 2017, s. 89-90)
“Bu yönde ilk işaret (Irak’ın işgali), 1998 yılında ortaya çıktı. Washington’daki bir grup stratejist, kurdukları PNAC’la Irak’ı işgal senaryosunu savunmaya başlamıştı… Gerçekte ABD önderliğinde istikrarlı bir dünya kurmak gibi makul bir amaçla yola çıkmış olsalar da, İsrail lobisinin etkisiyle, bu amacın Ortadoğu’da bir savaş gerektirdiği fikrine kapılmışlardı. 11 Eylül tarihinde gerçekleşen terör saldırıları da, aslında ılımlı bir siyaset taraftarı olan George W. Bush’un-hamiyet duygularından istifade ederek-söz konusu fikrin etkisine girmesine neden olmuştur…
Kendilerine PNAC (Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi) adı verilen bu garip ve belirsiz siyaset grubu, Başkan Yardımcısı Cheney, Savunma Bakanı Rumsfeld, Rumsfeld’in yardımcısı Paul Wolfowit ve Bush’un kardeşi Jeb Bush’u da içeriyordu. Ve daha o zamanlar bile, Ocak 1998’de Başkan Clinton’ı Irak’ı işgale ikna etmeye çalışmışlardı.
Rumsfeld tarafından imzalanarak Clinton’a gönderilen mektup, ‘Size Amerika’nın ve müttefiklerinin çıkarlarını tüm dünyada güvence altına alacak yeni bir stratejiyi açıkça başlatmanızı öneriyoruz’ diye başlayan mektupta, ’Bu strateji, en başta, Saddam Hüseyin rejiminin dönüştürülmesini hedeflemelidir’ diye devam ediyordu. (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz