BÜYÜKŞEHİR KONSERVATUVARI 2 BİN MEZUN VERDİ

BÜYÜKŞEHİR KONSERVATUVARI 2 BİN MEZUN VERDİ

KAYSERİ DİŞ HEKİMLERİ ODASI 17. GENEL KURULU YAPILDI

KAYSERİ DİŞ HEKİMLERİ ODASI 17. GENEL KURULU YAPILDI

ŞEHİT TÜMGENERAL AYDOĞAN AYDIN’IN İSMİ BU CADDEDE YAŞAYACAK

ŞEHİT TÜMGENERAL AYDOĞAN AYDIN’IN İSMİ BU CADDEDE YAŞAYACAK

PROFESYONEL LİGLERDE 2018-2019 SEZONU BAŞLANGIÇ TARİHLERİ AÇIKLANDI

PROFESYONEL LİGLERDE 2018-2019 SEZONU BAŞLANGIÇ TARİHLERİ AÇIKLANDI

BAŞKAN ÇELİK:TÜRKİYE’NİN EN İYİ HAVACILIK LİSESİ KAYSERİ’DE OLACAK

BAŞKAN ÇELİK:TÜRKİYE’NİN EN İYİ HAVACILIK LİSESİ KAYSERİ’DE OLACAK

KATLİAM, KAOS VE BÖLÜNME -19
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 14 Nisan 2018 - 15:13:51

Kısacası ABD’nin Irak’ı vurması projesinin asıl mimarı, İsrail ve onun ABD’deki uzantılarıydı…
ABD’nin karar mekanizmalarına etki eden bazı İsrail yanlısı radikal Siyonistler, Washington’u İsrail’in Ortadoğu stratejisine göre hareket etmeye zorlamaktadırlar. Bunu da ABD ile İsrail çıkarlarının özdeş olduğunu iddia ederek yapmaktadırlar. Oysa ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarı, İsrail’deki radikal Siyonist zihniyeti desteklemek ve bu yüzden Arap dünyasını karşısına almak değil, İsrail’e barış ve ılımlılık telkin etmek, Araplar ve İsrail arasında adil bir hakem ve arabulucu rolü oynamaktadır.
Irak’a saldırı planının gerçekleştirilmesinde de, yine söz konusu İsrail etkisini görmek mümkündür. İsrail lobisi, sonradan Bush yönetiminde etkili mevkilere gelecek olan bazı stratejistleri, Irak’a karşı bir savaş açılması gerektiği yönünde yanlış yönlendirmişler ve bu da Ortadoğu’da pek çok masum insanın hayatına mal olacak, yeni gerilimleri körükleyecek yeni bir savaşın yolunu açmıştır.” ( Hasan Yurtsever, İsrail ve Büyük Ortadoğu Projesi, İstanbul, 2004, s.132-135)
Bu anlatılanlardan, “Clinton+ PNAC+ I. Mektup + Saddam Hüseyin + 11 Eylül + Bush + II. Mektup + (Yahudi-Siyonist-İsrail) = Irak’a Müdahale” denklemi kendisini göstermektedir ki, bu çözersek, “Büyük İsrail’i kuracak olan “III. Dünya Harbi”nin Irak’tan başlatılmak istendiği gerçeği karşımıza çıkmaktadır. I. ve II. Dünya Harpleri Siyonistlerin kendilerinin de itiraf ettikleri üzere, dünyanın birinci süper gücü İngiltere’ye dayalı olarak İsrail’in kurulmasına yol açmışlardı. Soğuk Savaş döneminin bitiminden sonra şimdi de dünyanın süper gücü ABD’nin yeni geliştirdiği “Yeni Dünya Düzeni”nin bu sefer de “Büyük İsrail”in kurulmasına tahvil edilmek istenmesi kendisini göstermektedir. Hele, PNAC’ın Amerikan yönetiminde bulunan Siyonist Yahudiler tarafından hazırlanarak ABD başkanlarına kabul ettirilmeye çalışılması, bunlardan Clinton’un “uyuşma ve denge politikası” takip etmesi sebebiyle kabul etmemesi, 11 Eylül’ü müteakip yine ılımlı karakteriyle Bush’un da kabul etmeyeceği böyle bir projenin yürürlüğe konulmasında 11 Eylül olayının “tahrikçi” olması gerçeği de bize, Clinton’a I. Mektup olarak kabul ettirilemeyenlerin Bush’a II. mektup olarak kabul ettirilmesi, adı gecen olayın tamamen bir Siyonist tertibi olduğu izlenimini uyandırmaktadır. Belki de tarih ileri de şöyle yazacaktır: “I. Dünya Harbi’nin kıvılcımı, 25 Haziran 1914 Saraybosna’da bir Sırplı lise öğrencisinin Avusturya-Macaristan Veliahtı Ferdinand’ın bir suikastla öldürmesi sonucu çakmıştı; III. Dünya harbine kıvılcım ise, 11 Eylül 2001’de yine bir suikastla New York’ta ikiz kulelerin havaya uçurulması sonucu çaktı. Her ikisinde de Siyonist Yahudiler etkili oldu.”
Başkan Bush seçimleri kazanıp iktidara gelince, Başkan Clinton zamanında yönetimin alt kademelerinde bulunan “Siyonist savaş lobisi”, karar alma mekanizmaları olan üst düzey görevlere getirilmişler, Amerika, bunların tahrikleri, yalan ve yanlış yönlendirme ve propagandalarıyla Irak’a müdahale kararı almıştı. Başkanlara verilen 15 imzalık mektuplarda bunların kimler olduğuna ve Siyonizm ve İsrail’e nasıl hizmet ettiklerine dair Elsasser şunları yazar: “Amerika’yı çok tehlikeli bir savaşa sürükleyebilmelerinin nedeni, Bush yönetimi içinde önemli konumlarda görev almış olanlarıdır. Savunma Bakanı Rumsfeld’in kendisi bile bu lobinin nedeniyle bazen kendi bakanlığında denetimi kaybetmişti. Rumsfeld, 11 Eylül saldırılarından kısa bir süre önce ‘Likud (İsrail’de Başbakan Benjamin Netenyahu’nun partisi) Bakanlığı istila etti’ diye şikayet ediyordu.
Ortadoğu politikalarını belirleyen önemli isimler ve Pentagon’daki karar vericiler lobinin üyesiydiler.
Paul Wolfowitz, 2001 yılı Ocak ayında savunma bakanı yardımcısı olarak atandığında, TheJerusalem Post gazetesi, ‘Yahudilerin ve İsrail yanlısı çevrelerin sevinç çığlıkları attıkları’nı yazıyordu. Wolfowitz, gazete tarafından 2003 yılında ‘yılın adamı’ olarak seçildi. TheJewish Daily Forward ise 2002 ilkbaharında bu politikacıyı ‘Amerikan hükümeti içindeki en tavizsiz İsrail yanlısı ses’ olarak niteliyordu.
Douglas Feith, politikaya 90’lı yıllarda İsrail’in işgal politikasının destekçisi olarak girdi. Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü (JINSA) ve Amerikan Siyonist Organizasyonu (ZOA) gibi lobi örgütleriyle ilişkilere sahiptir. George W. Bush’un başkanlık döneminde Pentagon’un 3 numarasıydı.
John Bolton, Bush döneminde silahlanma denetimi ve uluslararası güvenlikten sorumlu Birleşik Devletlerin Müsteşarlığı görevine getirildi. Bu görevinden sonra Birleşik Devletlerin, Birleşmiş Milletler büyükelçisi olarak atandı. Büyükelçilik görevi sırasında İsrail’in çıkarlarını o kadar ateşli savundu ki, İsrail’in büyükelçisi kendisini şakayla karışık bir şekilde ‘BM’deki İsrail ekibinin gizli bir üyesi’ olarak niteledi.
DavitWurmser, Bolton’un özel asistanı ve en etkili düşünce kuruluşlarından biri olan Ortadoğu Medya Araştırma Enstitüsü’nün (MEMRİ) başkanıydı. Değişik zamanlarda Cheney’in Ortadoğu danışmanlığını yapmıştır.
ElliotAbrams, Birleşik Devletler Milli Güvenlik Kurulu’nun (NSC) Ortadoğu politikasından sorumlu üyesiydi. Birleşik Devletler-İsrail-İran silah satış anlaşması ile ilgili olarak araştırma komisyonunda sorgulandıktan sonra 80’li yılların ortasında yalan ifade vermek suçundan ceza almıştır.
I.LewisLibby, Cheney’in sağ koludur. Forward dergisi 2005 sonbaharında Hakkında şunları yazıyordu: İsrail hükümetinin temsilcileri Libby’i seviyorlardı. Onu, İsrail ile ilgili konulara gerçekten ilgi gösteren ve onların yaptıklarına çok sempati besleyen önemli ve rahatlıkla iletişim kurdukları biri olarak tanımlamaktadırlar.’ Aynı Wolfowitz gibi Libby de 11 Eylül saldırılarından sonra ‘Sadece Afganistan’da bulunan Usame bin Ladin’in terör ağına karşı değil, Irak’ta ve Lübnan’ın Bakaa Vadisi bölgesinde bulunan şüpheli terör yuvalarına da mülkün olduğunca hızlı bir şekilde kapsamlı askeri müdahale yapılması konusunda ısrarlıydı…
Karanlıklar Prensi Richard Perle, bunu rağmen (yönetimin dışında olmasına rağmen) önemli bir oyuncuydu. Hersh’ün araştırmasına göre Perle, Rumsfeld’in karşı çıkmasına rağmen Douglas Feith’in Pentagon’un 3. önemli ismi olmasını sağlamıştı. Feith ve Perle, 80’li yılların başında Pentagon’da çalışmışlar ve 1996 yılında ‘A Clean Break’ isimli çalışmayı beraber hazırlamışlardı. İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesi, Perle ve Feith’in ‘Amerikan hükümetine bağlılıkları ile İsrail çıkarları arasında ince bir çizgide’ hareket ettikleri’ni yazıyordu.
11 Eylül Perle için siyasette ikinci baharının başlangıcı oldu. Irak’ın işgalinden sonra David Frum ile birlikte tartışmalara yol açan ‘An EndtoEvil: How to Win theWar on Terror’ (Şeytana Son-Teröre Karşı Savaş Nasıl Kazanılır?) başlıklı kitabı yayınladılar. Frum, George W. Bush’un konuşmalarını kaleme almaktaydı ve ‘şer ittifakı’ tanımı (Bush, 12 Eylül saldırısının hemen ardından İran-Kore-Irak üçlüsünü “şer ittifakı” olarak ilan etmişti.).onun tarafından siyasi literatüre kazandırılmıştı. İki yazar felaket tellallığı yaparcasına şunları yazıyorlardı: ‘Militan İslam medeniyetimizi yıkmak ve Batılı milletleri İslam toplumuna çevirmek istiyor. Tüm dünyaya kendi dinini ve yasalarını geçerli kılmak istiyor.’ Birleşik Devletler bile tehdit altındadır ve bu nedenle kitapta topyekun savaş çağrısı yapılmaktadır: ‘Amerikalılar için orta yol yok; ya zafer kazanacağız ya da yok olacağız.’ Gerekirse savaşla ‘özgürleştirilecek’ diğer ülkeler (Irak dışında) Suriye, İran ve Suudi Arabistan olarak sıralanmıştı. Hindu Kuş’ta ve Balkanlar’da cihat ilan edenlere yardım edenlerin başında gelen kişi (Perle), şimdi bu tehdide karşı sürekli savaşılması gerektiğini bağıra çağıra ilan ediyordu. (Devam Edecek)

  • Etiketler

You must be logged in to post a comment.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz