ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAVRAMSAL OLARAK ÇEVRE BİLİNCİ
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Aralık 2015 - 15:51:15

Günümüzde çölleşen ormanlar, yok olan türler, kirlilik ve değişen iklim koşulları gibi küresel çevre sorunlarının, insanın doğayla girmiş olduğu yanlış ilişkiler neticesinde ortaya çıktığı söylenebilir. İnsan bir parçası olduğu doğayı üretim için bir araç konumuna indirgemekte, ona yabancılaşarak âdeta vahşileşmektedir. Böyle bir yabancılaşma da doğal kaynakların acımasızca yok edilmesine olanak tanımaktadır. Bu olumsuz tablo karşısında öncelikle doğaya hükmeden ve insanı merkeze alan görüşlerin terk edilerek, insanın doğanın efendisi değil de onun bir parçası olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Çünkü tüm canlıların yaşamlarını sürdürebilmelerinde elverişli çevre şartları birinci derecede önem taşımaktadır. Yaşamak için tüm canlılar temiz hava, su ve besine ihtiyaç duymaktadır. Çevrenin korunarak sürdürülebilirliğinin sağlanması bu nedenle acil olarak yapılması gerekenler arasında birinci sırada yer almaktadır. Bu bağlamda insanların çevre değerlerinin önemi konusunda bilinçlendirilmeleri gerekmektedir. Bu bilinçlendirmenin çocuklara yapılması daha güvenli yarınlar için önemli bir adım olacaktır. Çünkü bugünün küçükleri olan çocuklara yarınlar emanet edilecektir. Çocukların sosyal ilişkileri ve kişiliklerini geliştiği bir dönem olan ilköğretim bu bağlamda büyük önem taşımaktadır. Çevre, canlılar için büyük bir anlam ifade etmektedir. Canlıların yaşamak için soluk aldıkları, beslendikleri, barındıkları ve türlerini sürdürdükleri ortamı onlara çevreleri sağlamaktadır. Canlılar çevreleriyle bir bütün olarak yaşamlarını sürdürmekte ve bu bütünlük içinde yaşam mücadelesi vermektedir. Onları çevrelerinden ayrı olarak düşünmenin mümkün olmadığı söylenebilir. Kavram olarak çevre, insanın diğer insanlarla karşılıklı ilişkilerini, insanların bu ilişkiler sürecinde birbirlerini etkilemesini, insanın kendi dışında kalan tüm canlı varlıklarla, yani bitki ve hayvan türleriyle olan karşılıklı ilişkilerini ve etkileşimini, insanın canlılar dünyası dışında kalan ama canlıların yaşamlarını sürdürdükleri ortamdaki tüm cansızlarla, yani hava, su, toprak, yeraltı zenginlikleri ve iklimle olan karşılıklı ilişkilerini ve bu ilişkiler çerçevesinde etkileşimini anlatmaktadır. İnsan ve diğer tüm canlı varlıklar ile birlikte doğanın ve doğadaki insan yapısı öğelerin bütünü çevreyi oluşturmaktadır. Bu ifadeler çerçevesinde çevre, canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı olarak tanımlanabilir. Bir başka yönden çevre, canlı ve cansız varlıklardan oluşan ve bu öğelerin her an birbirleriyle etkileşim içinde oldukları disiplinlerarası bir sistem olarak da tanımlanabilir. Kısaca çevre, canlıları çevreleyen ve birçok yönden etkileyen koşullar anlamına gelmektedir. Tanımlardan da anlaşılabileceği üzere çevre kavramı canlılar için çok fazla şeyi ifade etmektedir. Canlılar yaşamak için çevrelerine muhtaç olduklarından, onları çevreleriyle bir bütün olarak görüp çevrelerinden ayrı düşünmemek gerekmektedir. Ancak insan kendisini doğanın üstünde konumlandırarak bu bütünlüğü bozmaktadır. İnsan, öbür canlıların aksine, geliştirdiği teknolojiyle, çevresini kendi kontrolü altına almaktadır. Böylece giderek artan gereksinimlerini karşılamak üzere doğal yaşamı olumsuz yönde etkilemeyi sürdürmekte ve doğal kaynakları hızlı ve bilinçsizce tüketmektedir. Hızlı nüfus artışı da bu yok oluşun ivmesini artırmaktadır. Oysa çevre ve yaşam kalitesinin ayrılmaz bir biçimde birbirine bağlı olduğunun göz ardı edilmemesi gerekmektedir. İnsan hakları ihlalleri, hastalıklar, açlık, içme suyu yoksunluğu ve yoksulluk çevresel bozulmanın olduğu yerlerde daha fazla görülmektedir. Bu nedenle doğaya hükmetmek yerine onunla uyumlu birlikteliğin yollarının araması gerekmektedir. Bir canlı türü olarak insan, diğer türlerden farklı olarak doğaya hâkim olmak, ona karşı üstünlük kurmak gibi bitip tükenmek bilmeyen arayışları ile aslında kendisinin de parçası olduğu doğaya yabancılaşmaktadır. Böyle bir yabancılaşmanın sonucunda ise doğa bir zenginlik kaynağı olarak görülerek bilim ve teknolojinin de yardımıyla insan amaçları için bir araç konumuna indirgenmekte ve sınırsızca tüketilmektedir. Ancak günümüzde doğanın artık taşıma kapasitesi tükenmektedir. Küresel boyutta ortaya çıkan çevre sorunları gezegenimizin geleceğini tehdit etmektedir. İnsanların daha yaşanabilir bir dünya için çevre sorunları konusunda bilinçlendirilmeleri gerekmektedir. Onlara bu konuda doğa-insan uyumunu sağlayabilecek çevre eğitimi faaliyetleri yardımcı olabilecektir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz