Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com

KENDİNİ MESLEĞİNE ADAMIŞ BİR İNSAN: AYBÜKE KAYHAN

Bu haber 30 Kasım 2018 - 11:43 'de eklendi ve 72 kez görüntülendi.
KENDİNİ MESLEĞİNE ADAMIŞ BİR İNSAN: AYBÜKE KAYHAN

“Kendini mesleğine adamış bir insan”

1-Aybüke hanım merhabalar.Bu röportajımızla hem sizi daha yakından tanımak,hem de diyet üzerine okuyucularımızı bilgilendirmeyi düşünüyoruz.İlk olarak kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Merhabalar , hoş geldiniz.1993 yılında  Kayseri’de doğdum ve lise eğitimimi tamamlayana kadar Kayseri’de yaşadım.Okan Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünü burslu kazanarak 2011 yılında İstanbul’a yerleştim. Üniversitenin son yılı yoğun bir staj dönemini; Dr. Siyami Ersek Kalp, Damar ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi , Kadıköy Şifa Hastanesi ve Liv International Hospital gibi prestijli hastanelerde, çeşitli vakalar görme ve mesleğimi poliklinik , klinik ve catering yani diyetisyenlerin görev aldığı her alanda deneyimleme imkanım oldu.

2016 yılında mezun oldum ve İstanbul ‘da beş ay boyunca özel bir beslenme,diyet ve sağlıklı yaşam merkezinde çalışma deneyimi edindim. Aynı zamanda dil becerilerimi geliştirmek adına  bir İngilizce kursunda dil dersleri alıyordum. Dil öğrenmenin en iyi yolunun o dilin konuşulduğu ülkede yaşamak olduğunu bilmek, bana bir yıl Londra’da yaşama kararı aldırdı. Londra’da dil okulu beraberinde ,mesleğimi farklı bir ülkede de yakından görme şansı bulduğum çeşitli gönüllülük projeleri ve eğitimlere katılma şansı da yakaladım. Yurtdışı deneyimi bana bambaşka bir bakış açısı ve vizyon kazandırdı.

2-Gördüğüm kadarıyla mesleğinizi severek yapıyorsunuz.Diyetisyen olma fikri aklınıza nereden geldi?

Evet mesleğimi seviyorum , insanların sağlığına katkıda bulunmak, bu anlamda hayatlarına dokunuyor olmak beni besliyor ve sadece görüştüğüm insanlar, danışanlarımın değil ailelerinin sağlığı da dolaylı yoldan iyileşiyor.

Üniversite tercihi yapacağım dönemde sağlık alanında çalışmak istediğimden emindim ve dönemin gözde mesleklerinden olan diyetisyenlik için araştırmalar yaptım. Tercih yaptığım yıl sadece on bir üniversitede bulunan Beslenme ve Diyetetik bölümünü , ülkemizde mezun sayısının az , ihtiyacın fazla , iş olanaklarının yeterli olması gibi nedenlerle tercih ettim.Fakat üniversiteye başladığımda bu bölümün sadece iş olanakları ile değil, aynı zamanda benim sağlığımı, yaşam kalitemi de yükseltecek bir meslek olması ile verdiğim kararın ne kadar doğru olduğunu anladım.Şuan severek bağlı olduğum mesleğim için iyikilerim artarak birikiyor.

3-Günümüzde obezite giderek yaygınlaşan ve istenmeyen bir hastalık.Obezitenin bu kadar yaygın olmasını neye bağlıyorsunuz?

Evet maalesef . Hızla gelişen teknoloji ile birlikte çocukluk döneminden itibaren görülen hareketsizliğin, ciddi bir problem haline gelmiş olması sebeplerin başında diyebiliriz .

Şartların kısıtlı olduğu eski dönemlerde bir yerden bir yere varmak için yürümek gerekiyordu ,ama son dönemlerde bir yerlere yürüyerek gitmek son ihtimal olarak görülüyor ve bu da günlük total aktivitenin azalmasına neden oluyor. Bunu hane başına düşen araç sayısı ve toplu taşıma imkanlarının artışına bağlamak mümkün. Bununla beraber uzun mesai saatleri, masa başı işlerin yaygınlaşması,hatta son dönemlerde sunulan evden, uzaktan çalışma seçenekleri ile hareket oldukça kısıtlanmış durumda.Bunun dışında evde yemek pişiren insan sayısı azaldı ,yeme kültürü değişti, insanlar hızla tükettikleri sağlıksız gıdalara yemek olarak görmeye başladı . Makineler gibi sadece çalışma odaklı yaşamayı dayatan bir sistem var ve bu da stresi artıran bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Tüm bunlar uyku süresini ve kalitesini de olumsuz etkiliyor ve obezite tüm bu sebeplerle çağın hastalığı olarak söyleniyor.

4-Tarihten bugüne baktığımızda beslenme alışkanlıklarımızın değiştiğini söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle evet. Ev yemekleri nadiren tüketilir oldu , çoğunlukla hazır paketli gıdalarla öğünler geçiştiriliyor , hızlı servis ve yemek vaadi veren yüksek yağ ve kalori içeren , besleyici değeri düşük gıdalar çok sık aralıklarla tüketilir oldu .Eskisi gibi uzun sohbetler eşliğinde yavaş tüketilen sofraların yerini , telefonlarıyla yemek yiyen insanlar gördüğümüz yalın yemek masaları aldı.

5-Sizce obezitenin önüne nasıl geçilebilir?

Öncelikle insanları fiziksel aktiviteyi artırmaya teşvik edecek uygulamaların getirilmesi gerekiyor. Bu anlamda bisiklet yolları yapılarak ve şehrin her noktasında bisikletlere ulaşımı sağlayabilecek bir uygulama üzerine çalışılabilir. Hareketi artırmaya yönelik etkinliklerin düzenlenmesi ve insanları buna teşvik edecek reklamların artırılması etkili olacaktır.

Hazır,paketli gıda tüketiminden kaçmak artık imkansız ama halka ürünlerin üzerindeki içerik etiketini okumayı ve bu konuda bilinçlenmelerini sağlamak da yapılabilecekler arasında diye düşünüyorum.

6-Obeziteyi önlemek devlet politikası olmalı mıdır?

Kesinlikle olmalıdır. Obezite görülme sıklığı bununla beraber diyabetin erken yaşlarda görülme sıklığı arttı ve artık sağlık alanında diyabezite diye adlandırılan yeni terimler görülmeye başladı.Obezite başlı başına bir hastalık ama tetiklediği bir çok metabolik hastalığı ve vücuda verdiği zararı da göz önünde bulundurarak bu konuda devletin daha titiz olması gerektiği kanısındayım.Koruyucu sağlık alanı için daha fazla çalışma ve yatırım yapılmalı , hastalık gelmeden önlemek ilke olmalıdır.

7-Düzenli beslenme insan hayatında neden önemlidir?

Sağlığı korumak , geliştirmek ve yaşam kalitesini artırmak için önemlidir. Son dönemlerde fiziksel aktivitenin azalması ve paketli gıdalara maruz kalmak , çevresel stres faktörlerinin artmış olmasıyla beraber, düzenli beslenme tarzını benimsemek; artık tercih değil , zorunluluk olmalı diye düşünüyorum. Herkesin bu konuda araştırması , okuması ve destek alması ve değişimi akılcı olarak yapması gerektiği kanısındayım , önlem alınmazsa obezite ve tetiklediği hastalıkların görülme sıklığının katlanarak artacağının herkes farkında sanırım.

8-Biraz da özel hayatınıza değinmek isterim müsaadenizle.İlk olarak şu durum dikkatimi çekti:Soy isminiz Kayhan.Sanırım geçmişiniz Osmanlı Devleti’nin kayı boyuna dayanıyor doğru mu?

Evet o şekilde duyduk büyüklerimizden , dedelerimizden ama bu konuda kesin bir bilgi için tarihi detaylı incelemek gerekiyor sanırım.

9-Ailenizin yaptığınız işe yaklaşımı nasıldır?Herhalde olumlu bir yaklaşım sergilemektedirler?

Ailem her konuda olduğu gibi bana meslek seçimim ve sonrasında da çok büyük destek oldular. Mesleğim, Türkiye için yeni sayılabilecek bir meslek dalı özellikle tercih yaptığım dönemde insanların bu meslek hakkındaki fikri oldukça azdı ama etrafınızdaki bilgilendirmek , çevrenizde bulunan insanları da bilinçli kılmak çok büyük keyif. Ailem çok memnun, çünkü bana her an hayatın içinden olan mesleğime dair soruları sorabiliyorlar ve bu konuda onların sağlığına da büyük faydam dokunuyor.

10-Dünya hayatına bir daha gelme durumunuz olsa aynı mesleği yapar mıydınız yoksa farklı bir iş kolu seçer miydiniz?

Evet yine diyetisyen olurdum. Yine sağlık alanında çalışmak isterdim , insana sağlık anlamında katkıda bulunmak ,iyileştirmek ve bu anlamda dokunmak bence mesleğinizi anlamlı kılıyor ve bu alanlarda durumu çalışmak olarak görmüyorsunuz çünkü sadece mesai saatleriyle kısıtlı kalmıyor çünkü hayatın içinden bir alan. Bulunduğunuz her ortamda birilerini bilgilendiriyor ve hayatlarına sağlık anlamında dokunuyorsunuz. Bundan daha tatmin edici bir durum yok sanırım .

11-Mesleğiniz üzerine almış olduğunuz eğitimlerden bahseder misiniz?

Öncelikle lisans eğitimim boyunca , mesleğin duayenleri diyebileceğim hocalardan mesleğimi dinlemek şansım oldu ve bu bana çok iyi bir vizyon kattı. Üniversite eğitimim boyunca mesleğime dair bütün eğitimlere ve sertifika programlarına aktif katılım sağladım ve kendimi her an , her anlamda geliştirmek hedefim oldu ve hala da bu fikri benimsiyorum. Üniversite bitirme tezimi ’ Sporcularda Beslenme’ üzerine yazmıştım ve  Londra’da bulunduğum dönemde çoğunlukla sporcu beslenmesi konulu eğitimlere katıldım. Özellikle vegan , vejetaryen beslenmenin çok yoğun görüldüğü Londra’ da bu beslenme tarzlarını benimsemiş insanların buluşmalarına katıldım ve bu konudaki seminerleri de dinleme şansım oldu.

12-Sanırım siz de “Bekarlık Sultanlıktır” diyenlerdensiniz?

Henüz 25 yaşındayım ,çok genç ve kariyerimin başında sayılırım. Şimdilik, bütün enerjimi sevgiyle bağlı olduğum mesleğime vermem gereken bir dönemde olduğumu düşünüyorum.

13-Mesleki sorularımıza devam edecek olursak;dünya genelindeki insanlara yeme-içme yani kısacası beslenme konusunda ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Çağımızda teknolojinin iyi ve kötü yanları olduğunu biliyoruz. Her konuda olduğu gibi beslenmede de yapılan en büyük hata sanırım bilimsel tabanı olmayan kaynaklardan , sorgulamadan bilgi almak ve inanmak oluyor . Öncelikle beslenme konusunda güvenilir olan kaynaklardan araştırma yapmalarını, bu mesleğin eğitimini almış ve sağlığı ön planda tutan uzmanları dinlemelerini öneririm.

14-Uzmanlar üç beyaz maddeden uzak durmamızı söylüyorlar.Un,tuz ve şeker hakkında siz neler söylemek istersiniz?

 

Beslenmede abartıya kaçmayı toplum olarak çok seviyoruz ve bu üç gıda ülkemizde gereğinden fazla tüketiliyor. Haliyle böyle bir söyleyiş çok yerinde oluyor. Ünlü simyager Paracelsus’un bu konuda çok güzel bir sözü vardır ‘ Her gıda zehirdir,mühim olan dozdur.’

 

15-Mesleğiniz üzerine projeleriniz var mı?Varsa bunlardan bahseder misiniz?

Amacım daha fazla insana ulaşmak ve beslenme konusuna farklı bir bakış açısı getirmek , bu anlamda üzerinde çalıştığım bir kitap projem var .

16-Fazla ilaç kullanımının beslenme üzerinde ne gibi olumsuz etkileri olabilir?

Fazla ve gereksiz ilaç kullanımı başta böbrekler olmak üzere  ,tüm  organları ve vücut işleyişini olumsuz etkileyen bir durumdur. Özellikle son yıllarda vücudun ikinci beyni olarak duyurulan ve üzerine bir çok araştırmanın devam ettiği barsak florası , mikrobiyota adıyla anılmaya ve floranın barsaktan ayrı bir organ olduğu savunulmaya başlandı. Bunun sebebi, diğer organlarda olduğu gibi buradaki herhangi bir problem de tüm vücudu etkiliyor ve yoğun ilaç kullanımıyla barsakta bulunan yararlı bakterilerin sayısı azalarak hem sağlık olumsuz etkileniyor hem de obezite riski artıyor.

17-Son olarak okuyucularımızla paylaşmak istediğiniz bir konu var mıdır?

İçinde yaşadığımız çağın getirdiği, teknolojide ve endüstride yaşanan gelişmeler bize iyiyi de getiriyor , kötüyü de…Önemli olan kötü yönlerinden sakınmak , iyi yönlerinden en yüksek verimi alabilmektir. Sağlınızı riske atan her şey için defalarca kez düşünün , harekete geçin . Sağlığınız önemsemediğiniz bir hayatı yaşıyor olmak sizi hep geriye çekecektir. Lütfen bu konuda bilinçli davranın. HAYRETTİN DOĞAN

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA