Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
HASAN ÇİFTÇİ

MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA

Bu haber 06 Kasım 2018 - 11:38 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.
MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA

İncesu İlçesinin Kurucusu Merzifonlu Kara Mustafa Paşa (1634-1683)

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa İncesu ilçesini 1666 tarihinde camii, medrese, arasta çarşısı, sıbyan okulu, hamam ve külliyesini inşaa ettirmiştir. Ve böylece civardan gelen halk İncesu ilçesini oluşturmuştur.

Yrd. Doç. Dr Ahmet Semerci’nin 2000 tarihli Bilgi Şöleni’ndeki sunumuna göre Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, aslen Türk olup, 1634 tarihinde, Merzifon’un bir buçuk kilometre doğusundaki Marınca Köyü’nde doğmuştur. Babası, Bağdat seferinde şehit olan sipahilerden Oruç Bey’dir. Annesi, Abide Hatun’dur. Oruç Bey, 1639’da IV. Murat’ın Bağdat seferinde Bağdat surları önlerinde şehit olduğunda, oğlu henüz dört-beş yaşlarındadır. O sırada sancak beyi konumunda olan Köprülü Mehmet Bey, Oruç bey’in yakın arkadaşı olduğundan, küçük Mustafa’yı yanına almış ve kendi üç oğlundan ayırt etmeden büyütmüştür. Mustafa, 1642’de yedi yaşındayken, Köprülü ailesiyle beraber ilk defa İstanbul’a gelmiştir.

Köprülü Mehmet Paşa sadrazam olduğu zaman, oğlu Fazıl Ahmet ile yakın arkadaşı olan Mustafa 22 yaşlarında idiler ve medrese eğitiminin en yüksek kademesini bir yıl önce bitirmişlerdi. Kara Mustafa, 20 yaşındayken, Köprülü Mehmet Paşa’nın dört kızından en büyüğü olan 16 yaşındaki Sabiha Hatun’la evlenmiştir.

Kara Mustafa Paşa, ilk önce Köprülü Mehmet Paşa’nın idairesinde yetiştirilmiş ve onun silahtarı olmuştur. Köprülü, sadrazam olunca, Kara Mustafa Paşa’yı, sadrazamın padişaha sunulacak bilgilerin sunum görevlisi anlamına gelen “telhiscilik” görevine getirmiştir. Daha sonra,

1658 yılında, hasahırlara ve onlarla ilgili gereçlere bakmakla yükümlü, yüksek aşamalı bir görev olan “mirahur”luğa, 1660 tarihinde de, Silistre Beyler Beyliği’ne getirilmiştir. 1661 yılında vezirlik rütbesi verilerek, Diyarbakır valisi olmuştur.

Köprülü Mehmet Paşa’nın ölümü üzerine, sadrazam olan Fazıl Ahmet Paşa, eniştesi Kara Mustafa Paşa’yı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı karşılığı olan, “Kaptan Paşa”lığa tayin etmiştir. Kaptan Paşa olarak yaptığı başarılı çalışmaların yanında,  Sadrazamın başkomutan olarak Avusturya seferine çıkması üzerine  Kara Mustafa Paşa, kaptan paşalıkla beraber, 1663 yılında, sadrazama vekalet eden vezir anlamına gelen sadaret kaymakamlığına getirilmiştir. Fazıl Ahmet Paşa’nın Girit seferi sırasında (1666-1669) tekrar sadaret kaymakamlığı görevini yürütmüştür.

Kara Mustafa Paşa, üçüncü vezir olarak, Fazıl Ahmet Paşa’nın yanında, Lehistan Kamenice seferine katılmış, kalenin ele geçirilmesinde büyük kahramanlık göstermiş, ayrıca 1672’de imzalanan antlaşmanın müzakerelerini de yürütmüştür. Fazıl Ahmet Paşa’nın hastalığında, devlet işlerinin idaresi üzerinde kalan Kara Mustafa Paşa, Fazıl Ahmet Paşa’nın vefatı üzerine 1676 tarihinde sadararete tayin edilerek sadrazam olmuştur.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın sadaretinde ilk önemli mesele, Cehrin Kale’sini Ruslara bırakarak, Rus nüfuzuna giren Ukrayna yüzünden Ruslarla Osmanlıların karşı karşıya gelmeleridir. Cehrin üzerine yapılan ilk seferde başarılı olunamaması üzerine, sadrazam bizzat ordunun başına geçerek, uzun ve zorlu mücadeleler sonunda 1678 tarihinde, kale Osmanlıların eline geçmiştir. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın hayal kırıklığıyla sonuçlanan ve Osmanlı Tarihi kadar Avrupa Tarihi içinde bir dönüm noktası olan ikinci Viyana kuşatmasıdır.

Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, sınır olaylarını bahane ederek, padişah IV. Mehmet’in karşı çıkmasına rağmen onu ikna etmiş ve Avusturya’ya savaş açmıştır. Osmanlı Ordusu, 14 Temmuz 1683 tarihinde Viyana önlerine gelerek şehri kuşatmıştır. Viyana gibi merkezden uzak, iyi korunan bir şehrin kuşatılması, orduda yiyecek ve cephane darlığı ve askerde yorgunluk ve bezginlik yaratmıştır. Ayrıca, şehre, teslim olması için süre verildiği için zaman kaybedilmiştir. Diğer taraftan, Lehistan Kralı da mühim bir ordu ile Viyana’ya yardım göndermiştir. İki taraf arasında 12 Eylül 1683’te şiddetli bir çatışma başlamıştır. Ancak, ordunun kanatları bozulmuş, on binden fazla şehit verilmiş, 300 top ve 5000 çadır gibi birçok malzeme ve eşya düşman eline geçtmiştir. Son dakikaya kadar savaşan sadrazam, silahtarının müdahalesi ile savaş meydanından ayrılarak, Yanık Kale üzerinden Budin’e doğru çekilerek, soğukkanlılığını korumuş  ve bozgun halindeki orduya çeki düzen vererek yeniden düzenlemeye çalışmıştır. Ancak, Kara Mustafa Paşa’nın düşmanları bu olayı fırsat bilerek harekete geçmişlerdir. Nitekim, Merzifonlunun idam fermanını en sonunda çıkartmayı başarmışlardır.

Sadrazam, 25 Aralık 1683 tarihinde, Belgrat’ta padişahın kendisi hakkındaki ölüm fermanını öğrenmiş, bütün ordu emrinde olmasına karşın tepki göstermemiş, rıza Allah’ın diyerek cellada teslim olmuştur. Kara Mustafa Paşa’nın boğulduktan sonra başının kesilerek padişaha götürüldüğü ve Edirne’de Saruca Paşa Camii avlusuna gömüldüğü kaydedilmektedir. Sonradan başsız cesede ait kemikler, Belgrat’tan getirilerek İstanbul’daki türbesine gömülmüştür. Viyana müzesinde sergilenen ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya ait olduğu iddia edilen başın gerçekten ona ait olduğuna dair hiç bir kanıt yoktur.

Kara Mustafa Paşa’nın zeki, dünya işlerine vakıf, cesur, gururlu, cömert, ve aynı zamanda da ikbal ve servete karşı düşkün bir şahıs olduğu söylenir. Sadrazamlığı 7,5 sene devam etmiş olup, idam edildiğinde 50 yaşlarındadır. (H. Çiftçi- H. Çavdar Coğrafyadan Vatana İncesu Sf:37)

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA