DEVELİ ZİLE'DE PARÇALl BOHÇA (PATCHWORK) YAŞATMAK İÇİN FRANSIZ GELİN ÖNCÜ OLUYOR

DEVELİ-ZİLEDE PARÇALI BOHÇA GELENEĞİNİ (PATCHWORK) YAŞATMA GAYRETİ . YAŞAM FELSEFESİNİ TÜRKİYE'DE BULAN FRANSIZ GELİN ELİSABETH’DEN TÜRK KÜLTÜRÜNE KATKI. YAMALI BOHÇA- PARÇALI BOHÇA,  AYNI ZAMANDA  ANADOLUDA YAŞAMIŞ ONLARCA KÜLTÜRÜN BİR BİRİ İLE KAYNAŞMASI VE BİRLİKTE YAŞAMANIN SEMBOLÜ

KÜLTÜR - SANAT - 25-08-2025 12:00 892 kez okundu.

DEVELİ ZİLE'DE PARÇALl BOHÇA (PATCHWORK) YAŞATMAK İÇİN FRANSIZ GELİN ÖNCÜ OLUYOR

Develi İlçemiz Zile Mahallemizde 81 yaşındaki Sabire Özkan’a ait tarihi konak da  “Parçalı Bohça” Yaz  çalışmasını  birlikte icra eden Hayat Ağacı grubunun sabır isteyen  ve unutulmaya yüz tutan geleneğimizi yaşatmak için gayretli çalışmalarına şahit olduk.

Nezir Ötegen'in verdiği bilgilere göre Sabire Özkan, tarihi konağın dört köşesini de kendi el emeği olan ve 20 yılı aşkın süredir yaptığı  Parçalı bohça eserler ile donatılmış adeta bir Parçalı bohça müze evi andıran mekana dönüştürmüş.

PARÇALI BOHÇA, 
Yamalı bohça, yüzpare ya da Kırkpare diye bilinen geleneksel el becerisi, atık kumaşların değerlendirilip sanatsal bir değer ortaya çıkarmak,  gelecek kuşaklara ve dünya medeniyetlerine bu sanatı kazandırmaktır.

Parçalı bohça, evlerdeki kumaş kumbaraları dediğimiz(bohçaların) kumaş atıklarının belli bir süre toplanarak daha sonra parçaların birleştirilerek atıklara değer kazandırma sanatıdır.

 Parçalı bohça; kırk parçadan yüz parçadan oluşan seccadeler, bohçalar, yatak örtüleri,  yüklük örtüleri, tavan süslemeleri, aynalıklar, çeşitli işlemeler, havlular, Harem kültürü, padişahların iç yeleklerine varıncaya kadar Bir çok değerli  eseri ortaya çıkaran Anadolu kadınlarının yüz yıllardan beri uyguladıkları,  ülkemiz ve dünya kültürüne kazandırdıkları  atıkların geri dönüşüm projesidir.

Son yıllarda  el işlemeciliği ve yamalık yapmadaki zerafet  yavaş yavaş unutulmaya başladı. Ancak Avrupalılar ve Amerikalılar bu geleneğin üzerinde çalışarak ve geliştirerek ismini de değiştirip  dünyaya yeniden pazarlamaya başladılar ve adına PATCHWORK dediler.

Bizdeki  batı hayranlığı sayesinde  Anadolu kadınlarımızın yüz yıllardır yaşattığı bu geleneğin ismi İngilizce olunca ve batıda rağbet görmeye başlayınca biz de yeniden bu kendi değerlerimize sahip çıkmaya  hayranlık beslemeye  başlandık.

Yıllar sonra PARÇALI BOHÇA yada İngilizce ismi ile  PATCHWORK alanında yeni bir akım başladı 

Zile’de Elizabet Strub Madzar ile 6 Ağustos 2025 Çarşamba günü  yaptığım söyleşi 

UNUTULMAYA YÜZ TUTAN GELENEĞİMİZ, KÜLTÜRÜMÜZ
 PARÇALI BOHÇA GELENEĞİNİ YAŞATMA KONUSUNDA  ELİZABET STRUB MADZAR’IN KATKILARI
Atık kumaş  parçalarını birleştirerek  unutulmaya yüz tutan bu kültürü günümüze kadar  getirenlerin nöbetini şimdi bir Fransız Gelinimiz olan ve 1977 yılından beri Türkiye’de yaşayan  Elizabet Strub Madzar öncülüğünde Sabire Özkan, Melek Genç, Ayşe Karabaş, Aslı İçerliler ile birlikte bir dostluk grubu geliştirmeye ve yaşatmaya çalışıyor.Bu dostluk grubu aynı zamanda hem sanatsal faaliyetleri yürütürken hem de kültürümüze katkı sunuyorlar.

ELİZABETH STRUB MADZAR 
1957’de Paris’te doğdu. Babası 1959’da Ankara’ya sefarete görevli olarak geldi. Babası Türkiye’de aralıklarla 10 yıl çalıştı. kardeşiyle bir Fransız okuluna başladı. Türkçe’yi öğrendi. Türkiye'ye çocuk yaşlarda hayran olan bir Fransız  Fransa’ya dönse de, Türkiye’den kopamadan sık sık gelmeye başladı.

1977 yılında. Samsun’da denizcilikle ilgili bir şirketi olan  eşi ile tanışıp bir Türkle evlendi.
Evlenince Samsun’da yaşamaya başladı. Fransız Gelinimiz olan ve 1977 yılından beri Türkiyede yaşıyor.
 Önce Karadeniz bölgesinde, Samsun'da yaşayan, sonra oğlunu Pierre Loti Fransız Okulu'na gidebilsin diye 1985'te İstanbul'a taşınan Elizabet S. Madzar; Türk kültürüne öyle bağlanmış ki; tesadüf eseri tanıştığı bir Türk geleneğini bile yaşatmaya çalışıyor. Yamalı, parçalı bohça denilen bu elişini belki de birçoğumuz unuttuk. Hatta bu geleneği Avrupa ve Amerikalılar’dan ‘patchwork’ olarak yeniden öğrenmeye başladık.

Yamalı bohça el işiyle 1985'te tanıştığında çok etkilendiğini dile getiren Madzar, 40 yıldır Türkiye'de yaşadığını hatırlatarak, Türkiye ile bu bağı nedeniyle söz konusu el işini daha yakından tanımak için çalışmalara başladığını söyledi.

Elisabeth Madzar, nesli tükenmekte olan Osmanlı kumaşlarını restore ediyor. Türk kültürüne dair farkındalık oluşturmayı umuyor. Ve bu işe gönül veriyor: Quiltmania tarafından yayınlanan ve birçok dile çevrilen "Parçalı bohça" veya "Türk patchwork" adlı bir kitap yayınladı; ayrıca Fransa ve Türkiye'de düzenli olarak sergiler ve konferanslar düzenliyor.

Madzar, Parçalı bohçanın  Anadolu'da kadınlar tarafından yapılan geleneksel bir çalışma olduğunu biliyoruz. Bu, artan kumaşların bir değerlendirilmesi olarak yapılıyordu. O dönemlerde tekstil ve konfeksiyon olmadığı için kumaşlar çok değerliydi. O artıkları değerlendirmek için yapılan bir çalışma olduğuna dikkat çekti.

Bu çalışmayla kumaşların hayatlarını uzatmak ve Anadolu'daki kültür zenginliğini değişik şekillerde yorumlamak istedim. Bu vesileyle Yurtdışına çağrıldığımızda Anadolu'yu anlatma ve sevdirme imkanı buluyoruz. Birçok misyon yüklenmiş gibi görünüyoruz. Çalışmalarda, tasarımları, renklendirmeyi yapıyorum. Teknikleri geliştiriyorum dedi.

 Elizabeth Madzar ‘Hayat Ağacı’ adını verdiği grubuyla, yamalı bohça geleneğini kullanarak, padişah figürlerinden tutun da kaligrafiye, tarihten efsanelere ve mimariye kadar birçok konuyu parça kumaşlarla yeniden yorumluyor, sergiler açıyor. Amacı Türk kültürünü tanıtmak. 

Elizabet Madzar, Amerika'daki Nebraska  eyaleti Lincon Üniversitesi'ndeki  milletlerarası bir müzede  beş eserle kültürel çalışmalara katkı sağlayarak Türk bölümünün açılmasına da vesile oldu.

Anadolu olarak isimlendirdiği ve 3.680 üçgen kumaş parçadan oluşan son eseri, medeniyetlerin, izlerin, renklerin, kültürlerin  Anadolu'daki İzlerini sembolize  ederek bu değerlerin birbirini nasıl tamamladığı   iç içe nasıl geçtiği ve birbirini nasıl desteklediği ile alakalı bir yamalı bohça sembolüyle de  tanınıyor

Fransız  gelin Elisabeth Strub Madzar ve Hayat Ağcı Grubu'nun Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi'nde düzenledikleri, yamalı bohça el işi eserlerinin yer aldığı sergi çok ilgi gördü. Anadolu'da bile unutulmaya yüz tutan yamalı bohça el işine gönül veren Madzar, padişah figürlerinden alemlere, efsanelerden mimariye kadar birçok temada eserler üretti.

Anadolu’da yamalı bohça, kırkpare, yüzpare, kadın beğendi, kuriş, Trakya’da benaluka olarak tabir edilen “Parçalı Bohça” geleneğini Madzar, medeniyetlerin önemli figür ve efsanelerini el işiyle tasvir ederek sanata dönüştürüyor. Bu figür ve motifler parça kumaşların bir bütün haline getirilmesiyle hatlara, panolara, kaftanlara dönüşüyor.

ELİSABETH’İN  EN BÜYÜK SEVİNCİ
  Geçtiğimiz günlerde Picardy'deki bir konferansta "Bir kadının konferans bitmeden çıktığını gördüm. Sıkıldığını düşündüğüm için üzüldüm. Sonra bana küçük bir paket getirmek için geri döndü. Annesinin babası Türkiye'de büyükelçiyken Ankara'dan aldığı iki Osmanlı işlemesini almak için eve gitmişti. Bunları bana verdi ki, bir gardırobun dibinde kalmak yerine kökenlerini yeniden bulabilsinler."

Fransa’da bir sergi yapmıştım. Hat ağırlıklıydı. Sufi müzikleri koymuştun. Bir Fransız ağlamaya başladı. Herkesin yanına gitmem. Adama “Neden ağlıyorsunuz?” dedim. “Bu hatlar beni duygulandırdı. Hiçbir şey olmadı mutluluktan ağlıyorum” dedi.


YAŞAM FELSEFESİNİ TÜRKİYE'DE BULAN ELİSABETH,
Tasavvufa ilgi duyan Elisabeth, yaşam felsefesini Türkiye'de buldu. Hatta kendini Fransız'dan çok Türk hissediyor. Dil konusundaki mükemmel hakimiyeti bu hisse yabancı değil. "Bu ülkede başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir yaşam enerjisi var," diyor Elisabeth. " Misafirperverlik var ve insanlar durum ne olursa olsun yaşam sevinçlerini koruyorlar

Bilindiği üzere Türkiye, her zaman iniş çıkışlar yaşamış, değişimlerle dolu bir ülke. ancak Anadolu'daki insanların büyük bir kısmının hâlâ geleneksel bir şekilde yaşadığını unutmamalıyız. Uzun süre orada yaşadım ve kendimi hiçbir zaman yabancı veya rahatsız hissetmedim dedi.

NAZAR BONCUKLU YASTIK
İstanbul’da yaşamaya başladığım yıllarda kardeşim hamile kalmıştı. Ona nazar boncuklu bir hediye almak istiyordum. Bağdat Caddesi’nde gezerken bir vitrinde elde yapılmış, nazar boncuklu bir yastık gördüm. Almak istediğimde, yastığı yapan kişi Sevim Hanif  bana onu satmadı. “Kursuma katıl ve bu yastığı sen yap” dedi.
Patchwork, yamalı bohça deyince ilk akla gelen isim oymuş, sonradan öğrendim. Beni kursuna çağırdı ama ben iğne iplik tutamam dedim. “Satılık yastığım yok o zaman” dedi. 3 ay sonra bir telefon geldi. “Elizabeth Hanım derse sizi bekliyoruz” dedi telefondaki ses. İkinci ısrar üzerine derse gittim. Nasıl dikilir, kesilir öğrenmeye başladım.

YAMALI BOHÇA NASIL  SANATA DÖNÜŞTÜ. 

Elizabeth Madzar  sözlerini şöyle sürdürdü:  Patchwork tekniğini araştırmaya başladım. Anadolu’da bu tekniğin nasıl kullanıldığını araştırdım. Anadolu’da patchwork’e yamalı bohça, kuriş, kırkpare, kadınbeğendi denildiğini öğrendim. Anadolu’daki eski, antika kumaşları nasıl değerlendirebilirim diye düşünmeye başladım. 
Aile yadigari olan kumaşları insanlar atamıyor da satamıyor da. Antikalar arasından iyi durumda olan, yıpranmamış kumaşlar çıkıyor. İyi olan yıpranmamış kumaşlardan ne yapabiliriz diye düşündüm. Yıpranmış kumaşların iyi taraflarını kullanarak, insanların kullanabileceği şekle sokmak istedim. Kültür, sanat, arkeolojinin bendeki değişik yansımalarını ifade ederek dizaynlarımı oluşturdum. 
Kendi gözümle kumaşları kullanarak yamalı bohçalar ürettim. Böyle bir yola çıktım. İngilizcesi patchwork ve Türkiye’de unutulduğu, Avrupa’dan Türkiye’ye geldiği için insanlar yeni bir şey sanıyor. Aslında Anadolu’da yaşayan bir halk sanatı bu.

YAMALI BOHÇAYI ÖĞRETMEYE BAŞLADI

Kendime bir grup kurdum. 16 kişiyiz. Grubumun adı Hayat Ağacı. İşlemelerde, oymalarda hayat ağacı Anadolu’da en çok kullanılan motif. Onlar bana gerçekten bağlılar. Birlikte çalışıyoruz ve sergiler hazırlıyoruz. Örneğin bir yatak örtüsünü 9 ayda çıkarıyoruz. Antikacılardan kumaş topluyoruz. O kumaşları birlikte değerlendiriyoruz. Dikiyoruz ve üretiyoruz. İnsanların elinde kalmış, anneannesinden yadigar kumaşlar oluyor. Biz farklılaştırıyoruz. Torunu tarafından anneannesinin kumaşı çeyize konulabiliyor.

ANADOLU’DAKİ KUMAŞLARI YENİ BİR FORMA SOKMANIZIN ANLAMI 
Amaç kültürü yaşatmak. Türkiye’yi tanıtmak. Sadece kumaşları birleştirip bir şeyler oluşturmak istemiyoruz. Bizim yaptıklarımız mesaj ve semboller de içeriyor. Sergilerde de mesajlar ve semboller insanlara çok güzel geçiyor. Yapılanlar kendi evlerimizde de kullanılabiliyor, ama satış yok.

KULLANILAN SEMBOLLER 
Osmanlı ve Anadolu sanatı çok derin. Ömrümüz yetmez yapmaya. Bu nedenle her sene bir temayla çalışıyoruz. Selçuklu’daki 8 köşeli yıldızlar, Fatma Ana’nın eli, kandiller, alemler yapıyoruz. Herkes kendine göre motifleri yapıyor. Herhangi bir parça eksilirse sergide bütünlük kurulamaz. Bu motiflerle hatlar, panolar, kaftanlar hazırlıyoruz.

Anadolu’da bohçalar vardır, bunlar genelde 5 kareden oluşur. Yanları da diktörtgendir. Bunlara baktığınızda sadece bohça olarak görebilirsiniz. Aslında hepsinin bir anlamı var. 5 köşesi olması İslam’ın beş şartıdır, diğer yanlar kuzeyi, güneyi gösterir, ortası da Kabe’yi anlatıyor.
KATKILARINDAN DOLAYI; Sabire Özkan kızı  Aydan Özkan,  Elizabet S. Madzar, Melek Genç, Ayşe Karabaş, Aslı İçerliler’e teşekkür ediyorum.
 

DİĞER HABERLER
KAYSERİ MUTFAĞI’NDA TARİH, KÜLTÜR VE GASTRONOMİ BİR ARADA

KAYSERİ MUTFAĞI’NDA TARİH, KÜLTÜR VE GASTRONOMİ BİR ARADA

16-06-2026 - KÜLTÜR - SANAT

KAYSERİ KÜLTÜR YOLU GEZİLERİ BAŞLIYOR

KAYSERİ KÜLTÜR YOLU GEZİLERİ BAŞLIYOR

15-06-2026 - KÜLTÜR - SANAT