https://www.kayserihakimiyet2000.com/files/uploads/user/9bbaa92e12a293d175bd2f828c0a1b64-5dd5af026c6af2d2c885.jpg
Abdullah Ayata

DAMlTlLMlS SÖZLER...

05-12-2022 22:28 1515 kez okundu.

İki arkadaş, iki büyük yetenek, iki dost, iki yaren, iki sırdaş… Asabi(Köksal Akçalı), Berbati
(Yusuf Doğdu) Türk edebiyatında bir ilki gerçekleştirdiler. Toplumun, eskiyen, aksayan
yönlerini, yanlışlıkları, haksızlıkları, yolsuzlukları karşılıklı şiirleriyle hicvederek sorunlarımıza,
dertlerimize, yapılan uygunsuzluklara çözüm önerileri sundukları DAMITILMIŞ SÖZLER isimli
şiir kitaplarını nihayet okuyucularla buluşturabildiler. Şimdiye kadar sözlü edebiyatımızda aşık
atışması olarak severek dinlediğimiz, ders çıkarmaya çalıştığımız dizelerin benzerlerini bizlere
yazılı olarak sundular. Öncelikle kendilerini tebrik ediyor, böyle bir eseri insanlarımızla
paylaşmanın haklı gururunu kendileriyle birlikte yaşamakta olduğumu belirtmek istiyorum.
Zira onlar kimsenin duvarına harç olmadılar. Makam, mevki, servet sahibi şahısların
kapılarına paspaslık yapmadılar. Duruşlarını bozmadan gür sesleriyle, Allah’ın kendilerine
bahşettiği yetenekleriyle haksızlıklara karşı avazlarını haykırarak sürdürdüler. İsteselerdi
dönemin Nedimleri gibi güçlünün yanında olabilir, servet ve ganimet içinde yüzebilirlerdi.
Lakin onlar her şeyi göze alarak Nefiiler, Seyranilerin, Dadaloğullarının, Dedemoğullarının
yolundan gitmeyi yeğlediler. Zira yaradılıştan genlerinde, Türk töresinde hep mazlumdan,
kimsesinden, çaresizden yana olmak vardı. Bu durum bir karakter ve onur meselesiydi.
Öncelikle yaşamış oldukları toplumun dertleriyle hemhal olmaları gerekiyordu. Bu onların asli
görevi, zorunlu gördükleri vazifeleriydi.
Bir dörtlüğünde Asabi;
“Bedava olunca unun bulgurun,
Herhalde olmuyor gayri sorunun.
Senin gibi birçok tuzu kurunun
Gözleri şurada burada mıdır?”
Berbati cevaben;
“Alnımın teridir bulgurum unum
Şükür ki aşıma tat verir tuzum
Milletimin derdi benim sorunum
Yoluna baş koydum, canımı sundum.”
Milletin ahvalini kendi yaşantılarından örnekleyerek dile getiriyorlar, içinde bulunduğumuz
yaşam savaşının zorluklarını anlatıyorlar. Vakit Ramazandır isimli atışmalarında ise Asabi;
“Recep, Şaban derken geldi Ramazan
Hal nice, gördün mü kayıt Berbati?
Hazınını topla olma perişan
Söyleme her iftar ağıt Berbati.”

Berbati ;
“Recepten Şabandan umudu kestik
Halimiz çok perişandır Asabi.
Bu sene de masrafları pek kıstık
Gelen şehr-i Ramazandır Asabi”
Yılların verdiği tecrübeleri, kıvrak zekalarıyla sözcükleri dizeler arasına nadide taşlardan
oluşan kıymetli takılar misali işleyen bu iki usta yetenek söylemlerini Yunusça yaparak
herkesin anlamasını sağlıyorlar. Gülerken düşündüren, düşünürken güldüren akıcı
üsluplarıyla gönüllere taht kurmaya çoktan başladılar. Umarsız, duyarsız, kayıtsız insanların
bile zihinlerinde soru işareti oluşturmayı başarıyorlar. Genellikle hacimli bir romanda
anlatılabilecek toplumsal bir sorunumuzu bir veya iki dörtlükle kısa yoldan dile getirerek
yeteneklerini ortaya koyuyorlar. “Hırsız” isimli atışmalarında Berbati;
“Ne biçim adamsın utanmıyorsun
Niye tavuk çalıyorsun Asabi
Yedikçe şişiyor usanmıyorsun
Teker teker yoluyorsun Asabi
Düşünmeden fakirini açını
Her daim örtersin kendi kıçını
Gelenden geçenden alıp baçını
Şapır şupur yalıyorsun Asabi”
Bu sataşmaya Asabi’nin cevabı;
“Haber veremedim koptu da kablo
Kafire sen de mi kandın Berbati
İnan duydukların apaçık komplo
Rüşvet mi yiyorum sandın Berbati.
Ne alanı ne vereni severim
Kim demiş ki yetim malı geverim
Haram yiyen evlat olsa döverim
Beni şeytanla mı andın Berbati.”
Elbette zamanın yöneticilerine, siyasilerine yaptıkları yanlışları, uyguladıkları hatalı
yöntemleri, abartılı vaatler ve sözlerle seçim öncesi konumlarıyla sonrasındaki hallerini
anlatarak hiciv yoluyla görevlerini, sorumluluklarını hatırlatıyorlar. Bunu yaparken

damaklarda leziz bir tat, yüzlerde gülümseme olarak yansımasını sağlıyorlar. Zihinlere de
olayı kalıcı şekilde işliyorlar. Okuyucuyu bunaltıp daraltmadan alıp götürüyorlar edebiyat
koridorunda su gibi akıttıkları dizeleriyle birlikte…
“Yalaka” isimli atışma şiirlerinde Berbati;
“Haksızı övmek mi lazım?
Haklıyı dövmek mi lazım?
Millete sövmek mi lazım?
Karar kılalım Asabi.
Terazide darada mı?
Beyazda mı karada mı?
Çözüm Ankara’da mı?
Nerde bilelim Asabi.
Asabi karşılık olarak;
“ipine güvenen ölür
Şeytanın hakkından gelir
Yalak işini bilir
Dostudur tokun Berbati
Serinde kırk tilki gezer
Çıkarını derhal seze
Yalaka güçsüzü eze
Kahpesi çarkın, Berbati”
Terazinin iki kefesine millet adına kendilerini koyup ortamın ağırlığını, yoğunluğunu,
dengesini şiirleriyle ölçmeye tartmaya çalışan bu iki cesur, vatansever gönül erinin kaygıları
öncelikle vatan, sonrasında külfetine katlandıkları memleketlerinden hak ettikleri nimetleri
yeterince, adil olarak alamamanın, ihmal edilmenin serzenişidir. Hiçbir siyasi bağlantıları ve
açık arama niyetleri yoktur. Zira bilirler ki şairleri susturulmuş, yazarları sindirilmiş, sanatçıları
küstürülmüş bir millet tüm özelliklerini, değerlerini kaybetmiştir. Bu sebepten insanlarımızı
uyarmak, özellikle gençlerimizi araştıran, eleştiren kendilerini geliştirerek haklarını arayan,
saygıda, sevgide kusur etmeyen iyi bireyler olarak yetişmelerini amaç edinmektedirler. Bu
sebepten onların eleştirilerini, siyasiler, STK yetkilileri, amir konumundaki makam sahipleri
hoşgörüyle karşılayıp, uyarılarını dikkate almalıdırlar. Zira çalışılan her kurumda hata yapılır.
Eğe bir kurum hiç kimse tarafından eleştirilmiyorsa ya orada hiç iş yapılmıyor ya da insanlar
korkuyordur. Bundan dolayı önce şahsımıza, sonra kurumumuza sanat yoluyla yapılan her

eleştiriyi saygıyla karşılayıp kendimize çekidüzen vererek daha olumlu, verimli çalışmalar
yapmamız mümkün olabilir…
DAMITILMIŞ SÖZLER ismiyle yayın hayatında, şiir dalında bir ilki gerçekleştiren bu nadide
eserin önemli klasik eserler kıymet ve kıvamında okuyucuların başucu kitabı olacağına
inanıyorum. Yıllar süren emekleri sonucunda bu mükemmel kitabı edebiyat dünyamıza
hediye eden ASABİ ve BERBATİ üstatlarımıza teşekkür ediyor, onlarla birlikte aynı heyecanı
yaşıyorum. Kalemlerine, kelamlarına sağlık, iyi ki varlar…

                                          

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI