AGÜ’DE TÜRKİYE-GÜNEY KORE ORTAK SEMPOZYUMU

AGÜ’DE TÜRKİYE-GÜNEY KORE ORTAK SEMPOZYUMU

NURULLAH AYDIN’IN KALEMİNDEN ABD-TÜRKİYE ANTLAŞMALARI

NURULLAH AYDIN’IN KALEMİNDEN ABD-TÜRKİYE ANTLAŞMALARI

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYI ÖZDEMİR’E ÖZVATAN’DA YOĞUN İLGİ

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYI ÖZDEMİR’E ÖZVATAN’DA YOĞUN İLGİ

ZEHİR TACİRİ İKİ KİŞİ YAKALANDI

ZEHİR TACİRİ İKİ KİŞİ YAKALANDI

MELİKGAZİ EMLAK VERGİSİ İÇİN VEZNELER HAFTA SONU AÇIK

MELİKGAZİ EMLAK VERGİSİ İÇİN VEZNELER HAFTA SONU AÇIK

N’APAYIM, YALAN MI SÖYLEYEYİM?
  • İBRAHİMPEKBAY
    • İBRAHİM PEKBAY
    • ibrahimpekbay@kayserihakimiyet2000.com
    • 6 Nisan 2018 - 13:43:55

Televizyonda bir dizi var ve o dizide de bir karakter var. İnsanların yüzüne karşı düşüncelerini net ve açık bir şeklide ifade ettikten sonra itiraz ya da sitem gelirse, “N’apayım, yalan mı söyleyeyim?” diye de sözünün arkasında durur…

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında ekonomik durumu sıkıntılı olduğunu söyleyenlerin kendisini üzdüğünü söyledi. Erdoğan, “Aramızdaki bazı arkadaşların ülkemizdeki ekonomik durumun sıkıntılı olduğuna dair açıklamalar yapacak kadar yanlışın içine düştüklerini görmek bizi üzdü” dedi…

Sözlerinin hedefinde hiç kuşkusuz Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek vardı. Bakan, katıldığı bir toplantıda ekonomi hakkındaki fikirlerini şu şekilde ifade etmişti.

“Sorun reel sektörün döviz borçları. Ne yapacağız? Meşhur ABD Başkanı JF Kennedy’nin lafı var; ‘çatıyı güneşliyken tamir etmek lazım.’ Şu anda faizler nispeten düşük; ekonomiler büyüyor ama yağmur yağacak. Bunlar için tedbir alıyoruz. Döviz borçlanmaya sınır getireceğiz; KOBİ’lerde yaptık. Büyükler yönetebildiklerini söylüyor ama görüyoruz yönetemiyorlar; tedbiri alacağız.”

Şimdi Mehmet Şimşek ne yapsın? Yalan mı söylesin yoksa patronu kızmasın diye ülkenin ekonomik durumunu güllük gülistanlık mı göstersin?

Devletin kayıtları ile konuştuğumuzda ki başka ortaya konacak kayıt yoktur, ekonominin hali içler acısıdır.

Durum bu ise, gerçekleri bilmek de halkın hakkıdır.

Bizim bir atasözümüz vardır, hemen herkes bilir. Der ki o atasözü, “…ayağını yorganına göre uzat…”

Peki nasıl olur bu ayağın yorgandan dışarı çıkmaması durumu?

Şöyle anlatalım, gerçi herkesin bildiği ve hayatının en önemli parçasıdır bu hesap ama, sonradan görme soğan pülleri bilmezler, baba mirasını yer gibi eldekini de yer bitirir, taş başına çıkarlar.

Sonra?…

Bugüne kadar bu işin hiç bir zaman “Sonrası” olumlu olmamıştır. En küçük ekonomi olan “Evimizin ekonomisinde” baktığımızda, eğer yorganı ayağımız içinde kalacak şekilde konumlandırmamışsak, ayak dışarıda kalacak, giderek kıçımız da görünecek ve sonuçta bir de bakmışınız ki yorgan da gitmiş olacak…

Yalnız bir şey var…

Burada yorgan gidince kavga bitmiyor, esas kavga o zaman başlıyor. Çünkü insanların temel ihtiyaçları karşılanmazsa, orada huzur olmaz, huzurun olmadığı yerde kavganın kıvılcımı da çakılmış olur.

Ne yazık ki bu iktidar, peş peşe çakılan kıvılcımların farkında değil.

Ahali, gece yatağına girdiğinde, ateşböceğinin çıkardığı ışık gibi, her taraftan çıkan kıvılcımları görmeye başladı. Bu durum da elbette çok iyi bir durum değil, toplumun patlama noktasına geldiğinin işaretidir.

Diğer yandan siyasilerin ağızlarını açarken dikkat etmeleri gerekenler konusunda 15 yıldan bu yana deneyim sahibi olmadıklarından, olamadıklarından, yersiz ve zamansız açıklamalar ve beraberinde gelen dedikodular, ekonominin günlük de olsa dengesini bozmaya yetiyor.

Ama şu bir gerçek ki, Bakan Mehmet Şimşek’in sözlerindeki gerçekliği görmezden gelemeyiz, her ne kadar Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı görmezden gelse, saklamaya gayret gösterse de…

XXX

TEPKİYE, KARŞI TEPKDEKİ HATA…

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim KALIN, “Saray adına” açıklama yaparken, saray ağzı ile konuşma konusunda şükür hiç geri kalmıyor.

Bir haftadır ülkemizin başlıca konularından biri, sanatçıların Hatay çıkarması ve buna CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği ağır tepki…

Tepkiye karşı tepki de daha beter ve “Saray sözcüsü” konumundaki Kalın’ın da haddini aşıyor olması.

Şöyle diyor: “Ana muhalefet lideri bu konuya çok seviyesiz şekilde müdahil oldu. Sanatçılara yönelik ağır ifadeler kullandı. Kore Savaşı’ndan Kıbrıs Harekatı’na, son olarak da 15 Temmuz’a kadar bütün kritik dönemlerde sanatçılarımız, sporcularımız milli bir duyarlılıkla askerimizin, devletimizin yanında olmuştur. 1915’te Çanakkale zaferinden birkaç ay sonra bir grup yazar Çanakkale’ye davet edilir. Mehmet Emin Yurdakul, Ahmet Ağaoğlu, Ömer Seyfettin.. gibi dönemin önde gelen yazarları Çanakkale’ye gitmişlerdir. İstiklal Harbi sürecinde benzer tabloların yaşandığını görüyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisinin sanatçılar ile temas içinde olduğunu biliyoruz. Onların desteğini aldığını, görüş alışverişlerine bulunduklarını biliyoruz. Müzeyyen Senar gibi, Faruk Nafiz Çamlıbel, Halide Edip Adıvar gibi birçok müzisyen, yazar, ressamın katkı sağladığını görüyoruz.”

Burada bir “Seviyesizlik” durumu varsa, önce dönüp sarayın sahibine bakacak. Günlük konuşmalarını, seviyesizlik ölçüsü içinde değerlendirecek ki verdiği cevabın bir anlamı olsun.

Daha da vahimi…

İbrahim Kalın’ın ve daha bir kaç AKP yandaşlarının tarihi hataları, tarihi bilgisizliklerini ortaya koymaya yetiyor da artıyor bile. Hadi “Bilgisiz” demeyelim ama değerlendirmelerindeki yanlışlık kabul edilebilir bir şey değil.

1915 Çanakkale zaferinden sonra Çanakkale’ye davet edilenlerin isimlerini sıralayıp da Hatay’a götürdüklerini aynı kefeye sığdırmaya kalkışmaları olmadı.

Diğer yandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “Sanata ve “Sanatçıya bakışı” değerlendirildiğinde, aradaki farkı göremeyecek kadar gözlerine perde çekilmiş olduğunu göremezler mi?

Göremezler, çünkü onların da gözlerinde perde var, hatta bakar körler…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz