BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

ÖĞRETMEN(4)
  • ALİÖZKANLI
    • ALİ ÖZKANLI
    • aliozkanl@kayserihakimiyet2000.com
    • 18 Ekim 2017 - 12:01:05

Okuma alışkanlığı kazandırmak için, önce siz okuyun. Öğrenciniz elinizde sizi kitapla görsün ki o da eline kitap alsın. Zaman zaman sınıfta seçtiğiniz kitapların tanıtımını yapın, kitap okuma saatleri oluşturun. Kendiniz sınıfta seçtiğiniz kitaptan ilginç, heyecanlı, duygusal sahneleri önceden belirleyerek okuyun ve okutun. Öğrencinizde kitap okumaya karşı ilgi ve istek uyansın. Sınıf kitaplığını zenginleştirmek için sınıf çapında kampanyalar yapın. Okuma saatlerinde okunan kitapları yorumlayın. Kitaplar üzerinde tartışın. Sınıf kitaplığından en çok yararlanan, en çok kitap okuyan öğrencilerinizi ödüllendirin. Okul kütüphanesine, ildeki değişik kütüphanelere, kitapçılara yönlendirin. İmza günlerine, kitap fuarlarına, kampanyalara gitmelerini söyleyin. Hatta öğrencilerinizle birlikte kütüphane ve kitapçılara ziyaretler yapın.

*Öğretmen, öğrencilerine bolca konuşma imkânı tanımalı, onları konuşmaya teşvik etmeli.

Öğrencileri konuşturmak kendilerine olan özgüvenlerinin artmasına katkıda bulunur. Öğrencileriniz bırakın özgürce konuşsunlar. Konuşmalarını kesmeyin. Konuşmalarında hata ve eksik aramayın. Alay etmeyin, ettirmeyin. Aşağılamayın. Yanlış da söylese onları kıracak, incitecek sözler söylemeyin. Konuşma cesareti aşılayın. Konuştuktan sonra onları övün, cesaret verici sözler söyleyin. Konuşan kişinin sözü bitmeden başkasına söz vermeyin.

* Öğretmen başarıyı çok istemeli, bunun yolunun da çalışmaktan geçtiğini bilmeli. 

Çalışan kazanır. Atalarımız: “Azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz” derler. İnsan başarmayı kafasına koyup gereğini yaparsa, eninde sonunda istediğine ulaşır. Yeter ki sabretmesini bilsin.

1988 yılında İlköğretim Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretmenliği için sınav yapılacağını duyunca hemen kolları sıvayarak çalışmaya, eski bilgilerimi tazelemeye başladım. Neredeyse bir tez hazırlıyor gibi işi ciddiye alıp çalışmaya koyuldum. Bu çalışmamın sonucunu da aldım. Ankara’da yapılan sınavı birincilikle kazanarak 1989 yılında Bolu-Gerede İmam Hatip Lisesi’nde, 1990 yılında da Zonguldak İmam Hatip Lisesi’nde katıldığım hizmet içi kurslar sonucu İlköğretimde Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerine girmeye hak kazanmıştım. İnsan ister ve de çalışırsa istediğini alıyor. Atalarımız : “Emek olmadan yemek olmaz.” dememiş mi? Yaşadığım olay bunun en güzel bir örneğidir.

* Öğretmen kendini sevdirmeli, çevresine güven vermeli, hoşgörülü olmalı, yerine ve zamanına göre hareket etmesini bilmeli.

Kız çocuklarını okula göndermeyen insanlarla ilişkileriniz iyi olur, diyaloglar iyi işlerse sizi severler ve güven duyarlarsa sorun çözülür. Bunları yaşayan bir kişi olarak söylüyorum. “Hocam okula göndereceğiz ama iş güç var, iş olduğu zaman ne yapacağız?” dedikleri zaman,

— Siz okula gönderin. Ben de sizlere gereken kolaylığı gösteririm, dedim. İnsanları ikna etmenin yollarını bilmemiz gerekir. Yeri gelince de gerektiği ölçüde izin verebilmeliyiz. Zaten onların işleri genellikle bölgelere göre farklılıklar gösterse de okulun son zamanlarına denk gelmektedir. Çok fazla sorun olmadan öğrencilerimizin devamını sağlamış oluyoruz.

* Öğrencilerinizi bütün yönleriyle, özellikleriyle tanımaya çalışın, seviyelerine göre davranın.

Mesleğimin ilk yıllarında tecrübesizlikten dolayı dersi takip etmediğini fark ettiğim öğrencimi teneffüste yanıma çağırarak niçin dersle ilgilenmediğimi sorunca;

—Öğretmenim! Anlattıklarınız bana çok basit geliyor deyince, bu öğrencimle özel ilgilenmem gerektiğini, sınıftaki öğrencileri seviye gruplarına ayırmamın daha yararlı olacağını anladım. Hemen seviye gruplarına ayırarak özel ilgilendim. “Bunun sonucunu aldınız mı?” derseniz çok şükür aldığımı söylemeliyim. Mezun ettiğim öğrenciler arasında yapılan sınavı kazanarak devlet tarafından burslu olarak okuyan olduğu gibi, ilçede okuyan öğrencilerimdeki başarıyı gören öğretmen arkadaşların hangi okuldan mezun olduklarını sorunca köy okulundan dedikleri zaman öğretmenlerin inanmadığını, daha sonraları ziyaretime gelenlerden duyunca, ne yalan söyleyeyim, çok sevindim.

Her öğrenci değişik zihin yapısına sahip oluyor. Dersi orta düzeyde anlatmak zorunda olan öğretmenin, çok zeki ve çok zayıf öğrencilerle ayrıca özel olarak ilgilenmesinin gerekliliğine inanıyorum. (Devam Edecek)

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz