Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
MUSTAFA GÖÇER

OKULLARDA DOĞA KULÜPLERİ VE ÖNEMİ

Bu haber 29 Ekim 2018 - 11:46 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.
OKULLARDA DOĞA KULÜPLERİ VE ÖNEMİ

Öğrencilerimiz doğayı doğa yürüyüşleri ve özellikle doğa etkinlikleri içerisinde öğrenmelidirler.

Doğadan aldığı tohumu doğaya eken ve onun büyüdüğünü gören öğrenci doğaya yakınlaşacak ve doğayı sevecektir.

Çocuklarımıza doğayı kendi elleri ile küçücük saksılar ya da pamuklar içerisine hapsettirmek yerine; onları doğanın içerisine özgürce bırakarak, karşılıklı özgürlük içerisinde öğretmek doğa ile çocuk arasında kalıcı bir sevgi oluşturacak ve her zaman sevgi ile birlikte bilginin geri dönmesini sağlayacaktır.

Evet. Doğanın ağlayan ya da gülen yüzü ile çocuklarımızın iletişim kurmalarını sağlayarak, çocuklarımızı doğanın gerçek yüzü ile tanıştırmalıyız.

Çocuklarımız doğa içerisinde ayakları yere basarak ve doğanın yaralarını sararak büyümelidir.

Bunu başaramazsak doğa, hikâye kitapları içerisinde çocuklarımızın karşısına yüzüne takılmış renkli maskelerle çıkacak ve çocuklarımız bir gün gerçek doğa ile karşılaştıklarında şok tepkisi vererek doğadan uzaklaşacaklardır.

Başarabilirsek çocuklarımızın yüreğinde doğaya karşı oluşturacağımız sevgi özlem ve merhamet olarak çocukla birlikte büyüyecektir. Tabii. Bunun yolu çocuklarımızın gerçek doğa ile birebir bağlantı kurmasını sağlayacak olan doğa kulüpleridir.

***

Ben çocukluğumda sabah elime bir domates ve bir ekmek alarak arkadaşlarımla birlikte doğaya çıkardım.

Vadilerde akan tertemiz suların kenarlarında oturur ve arkadaşlarımla sohbet ederdim.

Yediğimiz meyvelerin çekirdeklerini toprağa gömer ve onların çıkmasını beklerdim.

Onların bahar ayı ile birlikte (Mayıs 15 – 30 arası) topraktan çıkışları benim için en büyük sevinç kaynağı olurdu.

Çelikten diktiğim fidanların tutması, evimizin arka bahçesinden sökerek vadiye taşıdığım filizlerin vadide ağaç olması benim için kelimelerle anlatılamayacak kadar mükemmel duygulardı.

Dağlara ektiğim alıç ya da kuşburnu tohumlarının çalı olması, öz suyunun kenarlarına “bir gün beni kurtlar kovalarsa dalına çıkarım” düşüncesi ile diktiğim çeliklerin kocaman söğütler olması kelimelerle anlatılamazdı.

***

Bu duyguları çocuklarımız da yaşamalı ve doğaya ekecekleri o küçük fidanlar, çelikler ya da tohumlar aynı şekilde yüreklerinde büyümelidir.

İşte o zaman çocuklarımıza doğa sevgisini vermiş oluruz.

***

Ben kimden öğrendim?

Babamdan öğrendim.

Dedemden öğrendim.

Akraba ve komşularımızdan öğrendim.

Benim için o kadar çok okul vardı ki.

Maalesef. Şimdi o okulların hepsi kapandı.

Şimdi artık çocuklarımızın çevresinde ne bilge köylü tarımı yapan babalar, dedeler ya da komşular var; ne de evlerinin hemen ilerisinden suları şırıl, şırıl akan vadiler var.

Ne keklik ya da bülbül sesleri, ne çiçek kokuları, ne suyu içilen dereler ne de çocuklara doğayı öğretecek olan büyükler.

Evet, hiçbiri kalmadı. Yani bu okulların tamamı kapandı.

***

Çocuklarımızı doğayı bilen insanlarla doğaya çıkarmalı, doğada öğretmeli ve doğa sevgisini güçlendirerek doğayı ve çocuklarımızın geleceğini kurtarmalıyız.

***

Doğa kulüpleri tüm okullarımızda olmalı ve çocuklarımız aynı zamanda bir doğa korumacı olarak yetişmelidir.

SAYGILARIMLA.

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA