KİMSE YOK MU DERNEĞİ DAVASINDA 2 TUTUKLAMA

KİMSE YOK MU DERNEĞİ DAVASINDA 2 TUTUKLAMA

ERDEMLİ VADİSİ GÖRENLERİ HAYRETE DÜŞÜRÜYOR

ERDEMLİ VADİSİ GÖRENLERİ HAYRETE DÜŞÜRÜYOR

10 KADINDAN 1’İ SERVİKS KANSERİ RİSKİ ALTINDA

10 KADINDAN 1’İ SERVİKS KANSERİ RİSKİ ALTINDA

MELİKGAZİ BELEDİYESİ SPORU MAHALLELERE TAŞIDI

MELİKGAZİ BELEDİYESİ SPORU MAHALLELERE TAŞIDI

BÜYÜKŞEHİR KAVŞAKLARI YENİLİYOR

BÜYÜKŞEHİR KAVŞAKLARI YENİLİYOR

ÖMER FARUK KOTAY YAZIYOR…SIRADAKİ GELSİN!
ÖMER FARUK KOTAY YAZIYOR…SIRADAKİ GELSİN!

Şimdiki gündemimiz yazın verdiği bunaltıcı sıcaklar. Hava çok sıcak diye kendimize kaçacak serinlik arıyoruz. O bunaltıcı havanında verdiği durumdan ötürü sitemlerimizi de belirtmekten kaçınmıyoruz. Bu durum benim hep dikkatimi çekmiştir. İnsan mart ta soğuktan ağustosta da sıcaktan neden şikayet eder. Sonra fark ettim ki bu durum insanların hep uzağı uzaktakini istemesinden kaynaklanmakta. Yani bu durum […]

Şimdiki gündemimiz yazın verdiği bunaltıcı sıcaklar.
Hava çok sıcak diye kendimize kaçacak serinlik arıyoruz.
O bunaltıcı havanında verdiği durumdan ötürü sitemlerimizi de belirtmekten kaçınmıyoruz. Bu durum benim hep dikkatimi çekmiştir. İnsan mart ta soğuktan ağustosta da sıcaktan neden şikayet eder. Sonra fark ettim ki bu durum insanların hep uzağı uzaktakini istemesinden kaynaklanmakta. Yani bu durum sıcağı özleme veya soğuğu özleme durumu değil. Bilakis uzağı, uzaktakini özleme durumudur. Biz insanlar maalesef uzağımıza meftunuz. Eskisini Eskitmeden yenisini almaya düşkünüz. Daha hiç eskimemiş ayakkabının yenisini almaya, dolabımızda ki hiç eskimemiş kıyafetlerin yerine yenisini almaya maalesef fazlasıyla düşkünüz. Bu örneklerini çoğaltabileceğimiz durumlardan ötürü de bir memnuniyetsizlik duygusuna mahkumuz. Bir ayakkabı aldıysak veya bir elbise herhangi bir şey eskitmeden yenisini istiyoruz. İstemeyelim önce bir tadını çıkaralım hemen yenisinin peşine düşmeyelim. Böyle yapa yapa elimizdekinden zevk almayı da unutuyoruz. Gerçi nasıl zevk alacaksın ki yenisi gelecek heyecanı içindeyken. Uzmanların bu durum için bulduğu bir isim vardı. Neydi neydi evet buldum. Tüketim çılgınlığı çok yerinde bir isim. Bence tüketimin yanı sıra tüketen de bir çılgınlık. Tüketen de bir kriz. İnsan düşünürken tükenir zaten. Eskisinin ne olduğunu unutursun. Bu da gayet doğal. Asıl anormal olan bu kadar yeniyi tüketip sokaklarda hayat çok monoton diye dolanmamız değil midir? Bence işin en garip tarafı bu. Hayat bir pastaysa keyfini çıkarmak için ağırdan almak gerekmez mi? Yani yenisini hakkıyla keyif alarak eskitmek sonra yenisini istemek gerekmez mi? Biz tam tersini yapıyoruz. Hayat denen pastayı ne olduğunu anlamadan mideye indiriyoruz. Halbuki ağırdan alsak yenisini eskitsek önce keyfini sürsek her şey farklı olacak. En azından monotonluğa fırsat kalmayacak. Böylelikle tek düze bir hayatı yaşıyorum hissiyatına da kapılmayacağız. Bunların yanında birde inkar mekanizmamız var sormayın gitsin. Mazeretlerimiz hazırda minareyi çaldık kılıf arıyoruz. Şöyle ki ya çok ucuz diye alıyoruz. Yada bunların hepsi birden ihtiyaç oluveriyor. Ya tabi tabi açık olsak biraz. Bizim karnımız tok ama gözümüz aç. Ruhumuz aç. Alışveriş yapanlara bir bakın kendilerini kaybederler. Yolda bir engelli mi var yoksa küçük bir çocuk mu hiç fark etmez. Yaşlı çoluk çocuk engelli hiç fark etmez. Bir şeyler alalım da ne olursa olsun. Gözlerimiz dönmüş gibi. Gişe rekoru kırmış korku filmi sahnelerini aratmıyoruz. Aratmak şöyle dursun birebir rakip oluyoruz.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz