ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

ÖNKİBAR’IN KİBARLIĞIVE DEMİRTAŞ’IN DANASI-2
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 12 Ocak 2015 - 16:32:48

Demirtaş’ın Danası ve Kuyruğu?

Önkibar’ın güldürücü spekülatif  “siyasi fıkrası” yanında, gerçekleri  de aksettiren  yazdıklarından sonda  “Dana fıkramız” a gelelim:

“TBMM’de PKK’nın siyasi uzantısı” denilen Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin 4 Ocak 2015’de yapılan İstanbul il Kongresinde şunları söylemişti: “Demokratik özerklikle Türkiye halklarını bizler ancak özgürlüğe taşıyabiliriz. Bunun mücadelesini çok uzun yıllardır hep birlikte verdik. Geldiğimiz nokta, bu mücadelede artık dananın kuyruğunun kopacağı yerdir. 100 yıl önce coğrafyamızda Ortadoğu’da bir kez daha bu şekilde dizayn süreçleri yaşanıyordu. Bir kez daha bizim kaderimizi, bize sormadan, bize rağmen çizmişlerdi.  Ama bugün buna fırsat vermeyeceğiz. Dananın kuyruğu kopacaksa, bunun 100 yıl önceki gibikuyruğu değil, dana bizde kalacak, kuyruğu onların elinde kalacak.”

Kayserili olmam sebebiyle iyi bir pastırma olacağına inandığım bu “Dana” nın siyasi fıkrasına, yukarıdaki “Kibariye fıkrası”dan  daha çok güldüm doğrusu.  MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de “Dana fıkrası” sebebiyle Demirtaş’a  cevabı damizahi olarak  işin  “neşter”i oldu. Bahçeli, 7 Ocak 2015’de memleketi  Osmaniye’de yaptığı konuşmada,  Demirtaş’a “Kuyruk polemiği” üzerinden yüklendi. Danaya hem bedeni  hem de kuyruğu ile birlikte sahip çıkarak,   “Dana ile kuyruğunu koparmak isteyenler emin olun rezil olacaklardır” dedi.

                                    Ermeni Patrik Vekili Doğru Söylüyor

Biraz da bu “gülmek” ve “hafif meşrep”likleri  bir kenara bırakarak işin  “ciddiyet” ine girelim:

Malumunuz, 2015 yılı, “Ermeni Soykırımı Yutturmacası” nın  100. yıldönümü. Dünyadaki Ermeni diasporası ve Bağımsız Ermenistan devletçiği, bu 100. yıl esprisinden hareketle, yine Türkler ve Türkiye’yi, dünyada yoğun bir propaganda faaliyetine girerek, kendileri  asıl suçlu oldukları halde “Yavuz hırsız ev sahibini suçlu çıkarır” misali  bizi haksız çıkarmak için  saldırıya geçecekler.

Tabiiki, biz de boş durur muyuz? Kendimizi savunmak için “karşı saldırı” ya geçtik. Bunun tezahürlerinden birisi, soyadı gibi “Güzel Adam”  Türkiye Stratejik Araştırmalar Merkezi  MüdürüSayın Hasan Celal Güzel’in girişimiyle, “işin uzmanı” denilen bilim adamları ve yazarlara 5 ciltlik, “Yeni Türkiye” dergisinin özel sayısı olarak “Ermeni Meselesi Özel Sayısı” çıkartıldı. Ermeni iddialarını çürütmeye yönelik olarak benimde dergide şu başlıklar adı altında iki makalem çıktı: “Türk- Ermeni Kader Birliğinin Kuruluşu, Bozuluşunun Sebep ve Sonuçları” ve “Ermeni Meselesi  Hakkında Duyduklarım ve Gördüklerim”.

Bu arada, 100. yıl esprisiyle ülkemizde “Ermeni Meselesi Sempozyumları” düzenleniyor. Bunlardan birisi 6 – 7 Ocak 2015’de İstanbul Üniversitesi’nin düzenlediği sempozyum oldu. Sempozyuma davet edilen Türkiye Ermenileri Patrikhanesi adını konuşan Patrik Vekili  AramAteşyan yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Anadolu beşiğinin iki çocuğu bugün sakatlanmış durumda. Bu sakatlığın tedavi edilmesi, sakatlanmış iki çocuğun el ele yürümesi  ve sağlıklı geleceğe birlikte koşması gerekir. Bu sakatlığı tedavi edecek hekimler, Türk ve Ermeni taraflarıdır. Yabancı hekimlerin ise, sakatlığın giderilmesinden ziyade  bunu daha da ilerletecekleri açıktır. Özellikle parlamentoların asli görevleri olan yasamayı bir kenara bırakıp, yargıçlık, hele hele uzman olmadıkları tarih konusunda kararlar oluşturma mekanları haline gelmelerini  anlamak mümkün değildir. Ermeni sorununun uluslararası platformlarda iskambil kağıdı destesindeki joker olarak kullanılmasına bir sonverilmesinin zamanı gelmiştir. Türkiye ve Ermenistan halklarının acılarının dinmesi, yaralarının sarılması için düşmanlığı körükleyen kin ve nefret söylemlerinin sarsılmaz bir azimle terk edilmesi gerekir. Tanrı barışa, esenliğe, kardeşliğe hizmet etmek üzere yola çıkmış olanların çalışmalarını bereketlendirsin… Emperyalist devletlerin devre dışı bırakılması gerekir. Kendi topraklarımızdaki sorunu sadece biz çözebiliriz.”

Patrik Vekilinin  bu konuşmasına ben de imzamı atarım. Çünkü, tarihte gerçekten  Türkler için de  Ermeniler için de  “Büyük Trajedi” olan Emmeni Meselesinin baş sorumluları, ne Türkler  ne de Ermeniler değil,  özelikle Ermenileri, sömürgecilik ve yayılmacılık emellerini gerçekleştirmek uğrunda kullanan dünyanın emperyalist süper  güçleri İngiltere, Rusya ve Fransa olmuştu. Bunlar olmasa, 1000 yıldan beri bir arada kardeşler gibi yaşayan Ermenilerle  Müslümanlar kendi aralarında kanlı bıçaklı olmazlardı. Ermeni Meselesi konusunda asıl hesap sorulması ve hesabını vermesi gerekenler  emperyalist küresel güçlerdir.  Biz bunun böyle olduğunu yıllardır söylüyorduk.  Bu fikrimize  Ermenilerin de katılması sorunların gerçekçi çözümü için isabetli olmuştur.

Ülkemizdeki Ermeni vatandaşlarımızdan Argos Gazetesi sahibi   Hrant Dink, bir suikast sonucu öldürülmeden önce Güneydoğu illerimizde verdiği bir koferansta, Türkiye’yi bölmek  için bugün de var güçleriyle çalışan emperyalist küresel güçlere karşı Kürt kardeşlerimizi şöyle uyarmıştı: “Siz Kürtler biz Ermenilerden  örnek alın, bizim içine düştüğümüz trajediye siz de düşmeyin.”

Tarihten Dersler Almayan Kürtler

Günümüzde olup bitenlergerek  Ateşyan’ın ve gerekse Dink’in  haklı tespit ve uyarılarından, Demirtaş ve yandaşlarının  dersler alması gerekir kanaatindeyiz. Ama, bunların dersler almadıkları, Öcalan –Demirtaş ikilisinin Kandil’deki paraleli Cemil Bayık’ın Patrik Vekilinin konuşma yaptığı  o günlerdeki şu ifadelerinden anlaşılmaktadır: “Üçüncü bir taraf olmadan hiçbir problem çözülemez. Türkiye en çok ABD’ye güveniyor. ABD bu arabulucu olabilir. Amerikalılar bugün bizim Kobani’deki müttefikimiz. ABD, Ortadoğu’da  Kürtler olmadan bir politika geliştiremez.  ABD, Kürtler olmadan Ortadoğu’daki   hedeflerine nasıl ulaşacak? Avrupa bizler olmadan Rus gazına bağımlı olmaktan nasıl kurtulacak? Petrol ve doğalgazın Akdeniz’e ulaşması Rojava’dan (Kuzey Suriye’de  Akdeniz’e açılacak denilen Kürt bölgesi – koridoru)geçiyor. Bu yol garanti altına alınırsa, Avrupa rahat bir nefes alabilir. 400 yıl da sürse, biz bu savaşı devam ettireceğiz. Kimse bizi  dağlardan indiremez.”

Tarihin tekerrür açısında Bayık’ın bu sözleri, Ermeni ayrılıkçısı   NuriasCeras’ın 1879’da yazdığı “Ermeni Sorunu” isimli kitabında yer alan şu ifadelere ne kadar benziyor: “İngiltere bizimyanıp tutuştuğumuz idealimize (Ermeni bağımsızlık ideali) yardım edecek. Biz de bunun karşılığı onun bölgemizdeki çıkarlarını koruyacağız”. Yani “Ver gülümü, al gülünü” politikası, Osmanlı sınırları içinde kurulacak  Ermenistan Devletçiğinin İngiltere’nin “gönüllü jandarması olmak” isteği. Ermeniler, İngilizlere, Ruslara, Fransızlara alet olmanın, onları üzerlerine çekmenin  bedellerini çok ağır ödediler.

Ermeni  Meselesini  izah ederken bizim sürekli dile getirdiğimiz “Dış güçler” tezimizi bir türlü kabul etmek istemeyen  Ermenilerin bugün itibariyle bizim çizgimize   gelip  bunu  “itiraf” etmeleri, onların meseleyi çözmede “erdemi” olmuştur.

Bugün anlaşılan Bayık da, “Petrol ve gaz pazarlığı” üzerinden süper güçleri, “Al gülümü, ver gülünü” babından üzerlerine çekerek –hatta  Amerika’nın sınırları değiştirmeye yönelik Büyük Ortadoğu Projesi (BQP) ile üzerlerinde olduğu halde -Ortadoğu ve Kürtler üzerinde bir  uğursuz “Ceras rolü” oynamak istiyor. Günümüz itibariyle Ermeniler, emperyalist küresel güçlerin oyunlarına alet olduklarını ve bunun cezasını çektiklerini itiraf ettikten sonra, samimi  ve erdemli Kürt kardeşlerimize “aman dikkat” diyoruz.

Atalarımız, “Gavurların ipiyle kuyuya inilmez” demişlerdir. Bu topraklarda ilelebet birlikte yaşayabilmeleri için Türklerin de Kürtlerin de  ortak akıl ve sağduyuyla hareket etmelerinin zamanıdır. Mesele “Demokrasi” ise,  terörün sona erdirildiği bir ortamda, “Türk’e de Kürt’e de Türkiye’nin her bölgesine nizami ve  eşit demokrasi” getirilmelidir. (SON)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz