GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

RUS FELSEFESİNDE İNSAN
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 16 Kasım 2015 - 16:57:12

İnsan ve değerler problemi, her zaman felsefenin temel konularından biri olagelmiştir. Eski ve çağdaş dönemlerde hem Batılı, hem de Rus düşünürler tarafından bu konu irdelenmiştir. Bertrand Russell’in ifade ettiği gibi Sovyetler Birliği modernitenin tam anlamıyla tahakkukunun büyük ölçüde gerçekleştiği esaslı bir proje1 olduğuna göre söz konusu dönemde ‚kapalı toplum‛ ideolojisine uygun olarak bu konular da ele alınmıştır, diyebiliriz.
Çağdaş Rus düşüncesinde insan ve değerler problemi bireysel haklar, birey-toplum ilişkileri ve küresel değerler bağlamında ele alınarak incelenmektedir. Nitekim uygarlıkların incelenmesi ve medeniyetlerarası diyalog gibi konular Rus felsefi düşüncesinde insan ve değerler problemi açısından önemli yere sahiptir.
M. Çeşkov’un da belirttiği üzere: ‚bu alandaki araştırmalar, Sovyet bilim anlayışının yalnız teorik formasyondan değil, aynı zamanda ‚sosyosentrik‛ anlayıştan uzaklaşmasına da neden olmuştur.‛3 Rusya’da felsefe tarihi üzerine yapılan çalışmalarla ilgili olarak şunu ifade etmemizde yarar var ki 1980 ve 1990 senelerinden itibaren eski Sovyetler Birliği ve günümüz Rusya’sında önemli gelişmeler gerçekleştirilmektedir. Söz konusu gelişmeleri dünya ve batı felsefesi ile ilgili yapılan tercümeler üzerinden takip edebiliriz. Örneğin XX. Yüzyılın önemli filozoflarından Martin Heidegger, Hans Georg Gadamer, Paul Ricouer, Jurgen Habermas ve diğer filozofların eserlerinin çevirileri artık 1980 senesi sonlarına doğru yayımlanmış idi. Diğer açıdan son dönemlerde Aleksandr Dugin’in ortaya attığı ‚Avrasyacılık‛ görüşü de devamlı gelişim çizgisi gösteren Rus düşünsel hayatının bir göstergesidir. Çağdaş Rus felsefesinde insan ve değerler problemi eskiçağ felsefesi temel alınarak tasvir ve tahlil edilmektedir. Eskiçağ etiği üzerine yapılan çalışmalarda doğal olarak insan ve değerler problemi Sokrates ile başlatılmaktadır. Nitekim Azerbaycan’da doğmuş daha sonralar ise Rusya’da filozof-ilahiyatçı olarak ünlü olan Florenskiy, felsefe tarihinde ilk defa Sokrates’in rasyonel ahlak ilkesini savunarak iyiliğin bizzat bilgiye dayanması gerektiğini belirtmektedir. Bu bağlamda bilgi ile adalet ve iyiliği analiz ederek gerçeğe ulaşabiliriz. Ona göre Sokrates değerler problemini bilgi problemi gibi sunarak iyilik ve adalet düşüncesinin incelenmesinin aynı zamanda evrensel etik değerlere götüreceğini savunmuştur. Değerler konusunda etik-felsefi düşüncenin gelişim noktası Platon’un beden ve ruh dualistik düşüncesine de dayanmaktadır. Zira Platon’a göre insanın ölümsüzlüğü onun manevi tarafına bağlıdır. Bu nedenle de değerler problemi Platon’un düşüncesinde bu bağlamda anlaşılmalıdır. Motorina, insan ve değerler problemini Aquino’lu Thomas’ın düşüncesi bağlamında irdeleyerek belirtmektedir ki Ortaçağ düşünürüne göre insan, dünya düzeninin esas parçasıdır. Bu anlamda insan, beden yönünden maddiyata, ruh ve manevi açıdan ise metafizik varlık yapısına sahiptir. Çağdaş Rus filozoflarının kabul ettiği Ortaçağ Avrupa düşüncesinde, Hıristiyan dünya görüşü hayatın tüm alanlarında etkili idi. İnsan ve değerler problemi de bu açıdan ele alınmaktadır. Şu an, Rusya Bilimler Akademisi Felsefe Enstitüsü Başkanlığı görevini yürütmekte olan Hüseynov ve İrrlits, Rousseau ve Kant’ın felsefi görüşlerini insan ve değerler problemi açısından tahlil etmektedirler. Söz konusu çağdaş filozoflara göre Rousseau felsefesi, etik alanda antropolojik ilkelere dayanmakta ve bu anlamda Rousseau, insanları eşit gören ortak değerleri esas almaktadır.
Bu, antropolojide doğal eşitlik ilkesini temel almak anlamına gelmektedir. Kant ise, antropoljik sorunları etik alan çerçevesinde çözmeye çalışmaktadır. Nitekim Kant’a göre insan, kendisi için tüm bu değerler bağlamında amaç konumundadır. İnsan ve değerler problemi Hegel felsefesinde ‚mutlak özgürlük‛ kavramı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu mutlak özgürlük, ruh ve tenin kendini gerçekleştirdiği zaman ortaya çıkmaktadır. Ruh ve ten üzerinde düşünme, insana özgürlük kapılarını açarak kendine ve başkalarına yönelik özgürce davranmasına neden olmaktadır. Marks ise, insan ve değerler problemini somut olarak tarihsel durumları işe katarak ele almaktadır. İnsan, tarihin subjesi olarak değerlendirilmekte ve doğal varlık olması yönüyle diğer insanlarla ilişkilerinde sosyal birey olarak kabul edilmektedir. Onun felsefesinde insan ve şahsiyet kavramları önemli yer tutmaktadır

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz