Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
İHSAN GÖRÜCÜ

SEÇİMLER GELİR GEÇER…

Bu haber 13 Nisan 2019 - 16:00 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.
SEÇİMLER GELİR GEÇER…

MAKUL OLALIM, SEÇİMLER GELİR

GEÇER, KOMŞULUK BAKİ KALIR!…

En son söylenecek sözü en evvela söyleme yazma huyum vardır. Diyorum ki; “Hep birlikte yaşamak istiyorsak, ama hep birlikte ölmek istemiyorsak birbirimize saygı duymayı öğrenmek zorundayız lafın kısası, bu yazımın sonunda bana hak vereceğinizi sanıyorum. Evvet seçimden evvel yazıldı çizildi aklı selim kalem ve siyasetten menfaat devşirmeyenler tarafından. Şu düşüncelere katılmamak mümkün mü? Propagandının gazına gelerek seçimi dünyanın sonu gibi gören ve gösterenlere hep gülmüş- acımışımdır. Yaptığın, yakınındaki, yüz yüze bakacağın çevreleri kırıp soğukluk ekmek, aynı sokakta, aynı binada aynı dünyada muhabbetsiz yüz yüze bakmaya vesile olacak, gayri ahlaki tavırlara tevessül etmek. vereceğim misalleri okuyun yanlışsa yanlış diyin.

Faraza, Ak partili esnafsın, bankada acil işin var… Dükkanda kalfa, çırak yok… Kilit vurmak yerine dükkanı Chp`li yan komşun kasap Mehmet’e emanet edersin; komşu gözkulak olur musun bir saat işim var dersin, o da kendi dükkanı gibi bakar, Ak Parti il merkezini arayıp bu ricada bulunamazsın. Bulunsan da gelip dükkanını bekleyen olmaz. Farzet ki Chp’lisin gece saat 02:00, 3 yaşındaki bebeğin ateşlenmiş altında araban yok, Ak Partili üst komşunun emekli polis memuru Rıza amcanın zilini çalarsın, pijamalarıyla koşar gelir. Alır oğlunu götürür hastaneye. Gece boyu seninle nöbet tutar başında. Chp il başkanlığını aramazsın. O saatte arasan da bırak geleni, telefona bakan bile olmaz….O partilisin, bu partilisin, ideolojin, fikrin ne olursa olsun bu yaşına kadar yanında olduğun, sokağa çıktığında selâmlaştığın, hal hatırını soran dostların, arkadaşların, komşuların, akrabaların seninle aynı fikri paylaşmak zorunda değildir. Ve yaşadığın sürece iyi ya da kötü gününde bu insanlar senin yanındadır her zaman…Düğün dernek edersin misafirlerinin arasında Ak Partili de, Chp’li de, Mhp’li de vardır… Hediye getirirler, altın takarlar; cenazen olur taziyeye gelirler. Yeri gelir tabutunun altına hep birlikte girer, omuz verirler. Arkandan helal ederler haklarını. Düğününe, taziyene Ak Parti Genel Başkanı gelmez, Cumhurbaşkanı gelmez, Chp Genel Başkanı gelmez, Mhp Genel Başkanı ya da başbakan da gelmez…

Selanı bile duymaz onlar. Ama olur da onlar yüzünden kırarsan sevdiklerini bu sefer işte o zaman yalnız hissedersin kendini. Nikahına, sünnetine, düğününe, mevlidine çağıracak komşu da bulamazsın, cenazende fatihanı okuyacak dostta…

Bırak tepedikiler tepişsin. Siyasi görüş farklılıkları yüzünden tepedekilerin tepişmeleriyle ‘sen komşunla, eşinle, dostunla tepişme… Dünya bir tane ve hepimiz burada yaşıyoruz, ama acı ama tatlı, güçlü ve akıllı olmak zorundayız..Güçlüyseniz, akıllıysanız bölünmeyin birleşin… Daha sıkı sarılın birbirinize, oyunlara gelmeyin… Klavye başında birbirinize küfür, tehdit sallayarak siyaset yapmayın… Siyasetinizi sandıkta yapın..Bizim birbirimize ihtiyacımız var, birlik olmaya ihtiyacımız var.Siyasi kimliklerimizin, ideolojilerimizin, ırklarımızın, milletlerimizin, dinlerimizin taaaa arkasında olan birisi var. İNSAN olan halimiz. Birbirimize baktığımızda taaa derinlerdeki o kimliği görmeyi başarmalıyız.

“Hep birlikte yaşamak istiyor ama hep birlikte ölmek istemiyorsak birbirimize saygı duymayı öğrenmeliyiz…”

HİÇ KAPANMADAN ABD ye AKAN SUUD PETRÖLÜNÜN TARİHİ

Emperyalist örf değişmiyor; Irak halkına bizim düşmanımız Saddam dediler ve allem edip kallem edip Saddam ve diktatör yaftasını medyalarıyla milletin beynine derinlemesine kodife ederek Irakı yıktılar, hak ile yeksan ettiler ve bu yıkım esnasında iki milyon Iraklıyı katlettiler. Kaddafiye de aynı yöntemle bizim düşmanımız diktatör Kaddafi dediler ve Libyayı devlet olmaktan çıkardılar. Geldiler Mısıra ve bizim düşmanımız Mısır değil diktatör Mürsi dediler ve Mısırı esirleştirdiler. Şimdi de sürekli diktatör Erdoğan türküleri tek duyduğumuz amaçları yani yapacaklarının şahidi evvelki yapıp ettikleri ve yıktıkları devletler perişan ve göçmen yaptıkları koca koca devletler sömürgeleştikleri milletler. Daha fazla bir birimizi hırpalamadan, seçim ve sandık teraneleriyle bir birimizi yemeden alemden ibret alalım ve gereken direniş için -Ekonomik, siyasi, sosyal- gardımızı alalım diyorum. Tarih tekerrür etmesin diyorum. Bakın ve okuyun Suudilerin içler acısı, utanç verici serüvenlerine;

Kral Faysal bin Abdülaziz, Kudüs ve Filistin toprakları üzerindeki İsrail işgaline karşı, Müslüman halkları cihada çağırdığında takvimler 1969’u gösteriyordu. Suriye ve Mısır bu çağrıya cevap vererek 1973’de Kudüs’ün işgalden kurtarılması için Arap ülkelerinin yardımını da alarak 1973’de İsrail’e savaş açar. Suudî Arabistan, batıya akan petrol vanalarını kapatır ve tüm dünyada “petrol krizi” baş gösterir.

Krizi görüşmek ve çözüme kavuşturmak üzere ABD Dışişleri bakanı Henry Kissinger, Suud Kralı Faysal’ı ziyarete gider. Görüşme, kralın sarayında değil, sahranın ortasında bir çöl çadırında gerçekleşir. Misafirine karşı pek de konuksever davranmayan Kral Faysal’ın sofrasında hurma ve deve sütü vardır. Kissinger’in “Eğer ambargoyu kaldırmazsanız biz de petrol kuyularını vururuz!” tehdidine karşı Kral Faysal, tarihe geçen şu cevabı verir: “Tabii ki petrol kuyularımızı bombalayabilirsiniz. Fakat unutmayınız ki, biz ve atalarımız hurma ve deve sütüyle yaşıyorduk, yine öyle yaşayabiliriz; ancak artık siz petrolsüz yaşayamazsınız.”

Bu olaydan kısa bir süre sonra Kral, kendisiyle aynı ismi taşıyan yeğeni tarafından hem de kendi sarayında, kafasına sıkılan iki kurşunla öldürüldü. Katil yeğen Faysal bin Musaid, Amerika’da kolej ve üniversite eğitimi görmüştü. Önce akli dengesinin yerinde olmadığı söylendi ise de sonrasında idam edildi.

Kral Faysal’ın öldürülmesinden sonra petrol vanaları açıldı ve petrol krizi sona erdi. İsrail, Amerika’nın da yardımı ile Suriye ve Mısır’a karşı yürüttüğü savaşı kazandı. Kudüs işgalden kurtarılamadığı gibi Filistin toprakları da peyderpey eriyip gitti. 1975 tarihinde gerçekleşen bu suikasttan sonra hiçbir Suud kralı, sarayından çıkıp da çölde yaşamayı göze alamadı. Hurma ve deve sütü ise mükellef saray sofralarının nostaljik birer katığı olarak kaldı. Batıya akan petrolün vanası ise hiç kapanmadı.

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA