Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
İBRAHİM PEKBAY

“SEN KİMSİN” DESEM!…

Bu haber 13 Aralık 2018 - 14:52 'de eklendi ve 74 kez görüntülendi.
“SEN KİMSİN” DESEM!…

Elbette demem, daha aklımı o kadar yitirmedim.

Delikanlı gibi karşımıza çıkamazsınız, geriden geriye höykürürsünüz, sonra da soluğu mahkeme kapısında alıp şikayetçi olursunuz.

Bu yaşta imam evine giremem, bu yoklukta tazminat da ödeyemem size. O nedenle böyle bir cümleyi kuramam doğrusu.

Ben iki şeyden çok korkarım. Birincisi biberin acısından, diğeri kahpenin kahpeliğinden.

Hadi kahpenin kahpelini anladınız da biberin acısını merak ettiniz değil mi? Bunu dip not olarak vereyim de konu dağılmasın. Gelelim konuya…

Ama siz Devlet Bahçeli…

Bunu hep yapıyorsunuz da neyinize güvenerek yapıyorsunuz, orasını anlayabilmiş değilim. Elinizde her hangi bir yaptırım gücü de yok iken!…

Yamalık olduğunuz partiye bile bazı “Kırmızı çizgilerinizi” çiğnettiğiniz halde…

Şimdi çıkıp ortalığa posta koyuyorsunuz ve…

Dün 31 Mart 2019 seçimleri öncesi yeşeren ve yükselen tehdit dalgası başlığıyla yaptığınız yazılı açıklamada: “Sarı yelek terörüne özenen varsa, bunun bedelini çok ağır ödeyeceklerdir. Sarı yelek giyen çıplak yatmayı göze almalıdır. Sarı rüyalar gören kim ya da kimler varsa karşılarında bizi bulacaklardır” diyorsunuz…

Hangi yetki ile?

Ve siz kimsiniz?

Bunu sorarken de o argo kelimeyi asla kullanmıyorum gördüğünüz gibi…

Eğer vatan ve millet sevgisinden, bayrak sevgisinden, anayasaya sadakatten, milli ve manevi duygular konusunda bize fark attığınızı filan sanıyorsanız, bak işte orada fena halde çuvallıyorsunuz.

Bizdeki bu duygular ve hassasiyet, o çiğnettiniz çizgileriniz ile mukayese edilmez, bilesiniz…

Siz önce kendi çıkarlarınızı, ülkenin ve milletin çıkarlarından önce koruduğunuzun farkına varın ve haddinizi bilin lütfen…

 

XXX

 

Bugün (Dün) sabah erken saatte ilk haberlerden biri, Ankara Marşandiz tren istasyonunda, YHT’nin (Yüksek Hızlı Tren) öndeki yol kontrolünden dönen lokomotife kafadan çarptığı, 9 kişinin hayatını kaybettiği, 47 kişinin yaralandığı kaza haberi ile uyandık…

Kazanın raporu daha ortaya çıkmadı elbette, ama açıklamaya göre araştırma çalışmaları başlatıldı.

Sonuç ne olacak?

Bunu da biliyoruz…

Ölen öldüğü ile kalacak, kalan sağlar bizimdir…

Hiç kimse sorumluluğu üzerine almayacak, “Kazadır, adı üstünde, fıtratında var” denecek ve kapanacaktır.

Bu böyle olmamalı.

Bu işin sorumlusu kim ise, hesap vermeli, siyasi kanadı da bedel ödemelidir.

Üçüncü köprü inşaatındaki kaza ile ilgili intihar eden Japon mühendis kadar cesaretin yarısı bizim sorumluluk makamında oturanlarda olsa, kazların çoğu, olmadan önlenir inanın…

Kader değil, bunun adı tedbirsizlik ve dolayısıyla yönetim bilgisizliği ve aptallıktır açıkça.

Bu kaçıncı kaza ve bugüne kadar olan kazalarda siyasi bedel ödendi mi?

Bizde böylesi kazlarda suç, en sorumsuz ve garibanların üzerinde kalmıştır hep.

Rayların altı selden boşalır, “Makinist niye görmedi” denir. Oysa o tren hızlı tren ve o hızla giderken, o mesafeden rayın altının boşalıp boşalmadığını görmez. Var say ki gördü, duramaz…

Sormazlar “Yol kontrolu yapanlar nerede, neden görmediler” demezler, ölen ölür,sağ kalanlarla yola devam…

Ve siz buna oturup da “Ülke yönetimi, şahane gidiyor” derseniz, zaten sonuçlarına da katlanırsınız…

 

Son bilgiye göre, tren kazasıyla ilgili kusuru bulunduğu gerekçesiyle TCDD personelinden 3 kişi gözaltına alınmış. Dedik ya, bedeli gariban ödeyecek, üst düzeyden ya da her hangi bir siyasi bedel ödemeden “Allah rahmet etsin diyecek, diğerlerinde de “Acil şifalar” dileyecek geçip gidecek…

Sanırsınız Türkiye Cumhuriyeti Devleti, üçüncü dünya devleti…

Hadi Devlet Bey, bir de bunlara höykür de görelim yav…

 

XXX

Dip Not: Babamın memuriyeti nedeniyle çocukluğumuz hep köylerde geçti. Rahmetli annem, bize zarar gelmesin düşüncesi ile kartal kanadı gibi kanatlarının altında bizi korumaya çalışırdı. Elbette çocuktuk ve arada yarmazlıklarımız da oluyordu. Eğer yaramazlığımızın boyutu büyükse, cezası ağzımıza kırmızı acı biber sürmesiydi. İşte bu nedenle çocukluk travması gibi acıdan çok korkarım ama yemekteki acıdan da vazgeçemem…

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA