ILN00707901-KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN ESAS NO : 2017/502KARAR NO : 2017/486

ILN00707901-KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN ESAS NO : 2017/502KARAR NO : 2017/486

BAŞKAN ÇOLAKBAYRAKDAR, “KOCASİNAN, KENTSEL  DÖNÜŞÜMLE PARLAYACAK”

BAŞKAN ÇOLAKBAYRAKDAR, “KOCASİNAN, KENTSEL DÖNÜŞÜMLE PARLAYACAK”

ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

ŞİİR VE MÜZİK
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 8 Kasım 2015 - 18:08:33

“Hegel’in meşhur tasnifinde bütün sanatlar bir musiki küllü içinde” toplanırlar. Divan şiiri de, sahip olduğu perspektif karakteriyle, yine aynı karaktere sahip olan ve “ân”ı yakalamaya çalışan -“Kün” emri devam etmektedir ve bu, “ân-ı dâimî”dir; Divan şairi de bunun bilincindedir- müzikle birleşir. Bu açıdan Osmanlı şiiri ve musikisi, ontolojik olarak tek noktada buluşur.
Musikide enstrümanlar arasında en temel noktada insan sesinin bulunduğu göz önüne alındığında bu ilişki ortaya çıkar. Diğer enstrümanlar, temelde, bu sese bağımlıdır. Louis Massignon’un, İslâm sanatlarının felsefesi bağlamında, ölçü için “musikide olduğu gibi gürültüden başka bir şey değildir” değerlendirmesi bu açıdan dikkate değer.
Ritim sazlar ise, “tek başlarına bir müzik eserinin bütününü temsil etmezler, sadece sürekliliği bildirirler ve müzik eserinin atmosferini korurlar. Ritim sazlardan çıkan bir gürültüdür gerçekten; ama bağlamı olan bir gürültüdür bu” . Sözden önce sesin, yani müziğin, var olduğunu bilen sanatçı, şiirinde de ritmi, ahengi -genel anlamda müziği- sözün önüne geçirmiş ve amaç edinmiş, şiirini “ilk ses”e yaklaştırmayı denemiştir.
Aslında bu, bir bakıma şairin varlığı için bir zorunluluktur. “Müzik insanı önce kendisiyle, sonra da diğer insanlar ve evren ile bütünleştiren en etkili araç ya da en kısa yoldur.
Var edilen her şey “ol” emri, yani bir ses ile yaratılmış- tır. Bu nedenle hepsinin özünde ritim ve ton yani müzik vardır. Gerçek müziğin farkına varan ve onun ardındaki sırrı çözebilenler, bütün evren ile aynı frekansta titreşir ve her şeyle anlaşıp, konuşabilirler”.
Şair, şiirinde kelimeler arasında böylesine bir örgü oluşturacak ve okuyucuyu, kurguda sağladığı bu müzikal yapıyla etkileyecektir. Dolayısıyla, gösterdiği başarı ölçüsünde şiiri itibar bulacaktır. Yani şair bir bakıma bir mimarî yapı kuracaktır.
Okuyucuda asıl etkiyi yapacak olan, şairin, kelimelerle, kelimelerin iç ahengiyle ve ölçü, kafiye ve redif gibi dış unsurlar yardımıyla sağlayacağı düzendir.
Müzikal yapı bu açıdan çok önemlidir ve şairin varlık gösterebilmesi için elzemdir: “Divan şairleri ses düzenlemelerinde, ünlü ünsüz ilişkilerinden, değişik düzeylerdeki tekrarlardan, kafiye, redif ve vezin gibi ritmik unsurlardan söz sanatlarından yararlandıkları gibi dilde oluşmuş ses değerlerinden de istifade ederler. Kelimeyi yeniden biçimlendirirler”. Yarattığı bu musiki sayesinde şair, okuyucuyu Divan şiirinin minyatürü andıran ve yanılsamaları inkâr eden gerçekçi âlemine götürecek ve ona “an”ı yaşatacaktır. “Ritim bir bakıma oluşu tek bir oluş ve ‘yekpâre bir an’ olarak kavramamızı ve onda yoğunlaşmamızı sağlar.
Mevlânâ’nın, kuyumcular çarşısında çekiç seslerinin ritmine kapılarak sema etmesi, ritmin niteliğini ve fonksiyonunu gösteren tipik bir hadisedir. Kozmik âhenge ulaşan insan, bütün tezatlardan arınmış, görünüşler dünyasının yarattığı “abes” duygusundan kurtulmuştur” . Yine, “şiir, ritm üzerine kurulmuş bir ifadeler bütünü, sözel bir düzendir. Aslında ritm bütün güzel sanatların temelini, özünü meydana getirir.
Çünkü ritmin olmadığı yerde, birlikten yoksunluk, düzensizlik ve hareketsizlik vardır.”. “Şiirde musiki yaratabilmek için bir şairin en çok sahip olması gereken şeyler, ritm anlayışı ve bu ritmik yapıyı şiirle kaynaştırabilme gücüdür…
Bir şiir veya bir şiirin bir parçası önce ritmik bir yapı olarak gerçekleşir, sonra bu ritmik yapı, kelimelerde ifade bulur ve fikir ve imajları da doğurur” . Bu bakımdan şiirin ve müziğin rolü oldukça önemlidir. Şiir ve müzik, ibadet kabul edilmiş ve bu sanatların yeri, meclis olmuştur. Bünyesinde aşkı, nükteyi, sohbeti barındıran şiir, aynı zamanda meclisin bir parçasıdır. Mecliste sohbet ve yeme-içme kadar şiir ve müzik de odaktadır. Şiirsiz ve onun tamamlayıcısı olan musikisiz bir meclis düşünülemez.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz