JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

MADDE BAĞIMLILIĞINDAN KURTULDULAR, GELİNLİK DİKEREK HAYATA TUTUNUYORLAR

MADDE BAĞIMLILIĞINDAN KURTULDULAR, GELİNLİK DİKEREK HAYATA TUTUNUYORLAR

KAYSERİSPOR, BAŞKENTTE GENÇLERBİRLİĞİNİ DEVİRDİ: 2-1

KAYSERİSPOR, BAŞKENTTE GENÇLERBİRLİĞİNİ DEVİRDİ: 2-1

MELİKGAZİ ÇOCUK MECLİSİ ÖĞRENCİLERİNE ARAMA-KURTARMA EĞİTİMİ

MELİKGAZİ ÇOCUK MECLİSİ ÖĞRENCİLERİNE ARAMA-KURTARMA EĞİTİMİ

SİYASET BİLİMİ-2
  • İHSANGÖRÜCÜ
    • İHSAN GÖRÜCÜ
    • ihsangorucu@kayserihakimiyet2000.com
    • 10 Ağustos 2017 - 12:10:06

SİYASET BİLİMİNDE MİTOLOJİK,TEOKRATİK VE DEMOKRATİK EVRELERE KISA TEMAS -2
Bir önceki yazımızda mitolojik ve teokratik iktidarların maddi-psikolojik arka planlarına kısaca teğet geçmiştik. Mitolojik ve teokratik yönetim doktrin ve felsefeleri etkinliklerini yani geçerlilik ve hükmetme halkı peşine takma kudretlerini 18. yüzyılın sonlarına kadar sürdürebilmişlerdir aşağı yukarı.
Ancak o yüzyıldan itibaren işler tıkırında gitmedi asla.
Ortaya çıkan yeni fikir ve siyaset akımları iktidarın meşruluk kaynağını göklerde ve mitolojik kültlerde değil yeryüzünde ve yaşayan toplumlarda aramak gerektiği şeklinde gelişti ve dünya çapında müşteri bularak bu günlere gelen demokrasi süreci küresel-sosyal start aldı hem de iki asır evvelden.
Özellikle ve öncelikle J.Jack RUSSO’nun ve”Tabii Hukuk-Doğal Hukuk”siyaset okulunun 1789 büyük Fransız ihtilalini tetiklediğini kimse inkar edemez.Fransada “İhtilal İdeolojisi”nin temel taşlarından birisi olarak algılanan “Milli Eğemenlik Doktrini”bir anayasa ilkesi olarak Fransız pozitif hukukuna yerleşmiş oradanda zamanla küresel genişlikte etkilemeye devam etmiştir.Kendiliğinden fikir üretemeyen biz de 1924 anayasamızdan sonra 1961 ve 1982 anayasalarında bu ilkeyi baz aldık.
MİLLİ EGEMENLİK DÜŞÜNCESİNE GEÇİŞ
18. Y.Y.da geliştirilen klasik demokratik teorilerin en önemlisi ve en yaygını olan, zamanımızda da değişik anlayışlara yol açmakla beraber etkisini hala sürdüren milli egemenlik teorisi üzerinde durak ve analiz etmek herhalde yararlı olur diye düşünüyorum.
Milli egemenlik idealinin anafikir örgüsünü, doğrudan doğruya milletin kendisine inerek açıklamak lazım.Kaynağımız ve ilk el atabileceğimiz ilmi kaynak Russo’dur bu konuda. O dünya çapında meşhur ve aşılamayan “Toplum Sözleşmesi-Contrat Social”isimli siyaset biliminin başat eserinde J.Jack Ruso şu temayı işliyordu taaa o günlerde.
“Siyasal toplumun temeli, başlangıçta onu meydana getiren insanlar arasında aktedilen -yazısız-bir anlaşmaya-sözleşmeye dayanır.Tabiat halinden düzenli toplum hayatına geçişi sağlayan bu sözleşme ile insanlar iradelerini birleştirmişler ve kendilerini bütün hakları ve yetkileri ile birlikte topluluğa devretmişlerdir.Böylece kişilerin iradelerinin birleşmesi ve kaynaşması sonucunda ortaya “Genel İrade”çıkar.
Genel irade kişisel iradelerin sadece toplamından ibaret değildir.Onlardan ayrı onlardan üstün,onların fevkinde, kendine özgü varlığı olan “KOLLEKTİF” bir iradedir.Toplumda üstün iktidar, yani egemenlik de bu kollektif iradeye aittir.Rousso,”Genel İrade” ve birleşmeden doğan “Ortak Benlik” kavramları üzerinde hayli uzun uzadıya durur. Fakat getirdiği izahlar azıcık bulanık kalmıştır, fazla berrak değildir düşünceleri. Yani tam aydınlatıcı değildir. Çok çok mühim sorun olan, belli bir konuda genel iradenin nasıl tezahür edeceği sorununa cevaplarken şunları diyor.
“Genel irade,pratik olarak bir oylama sonucunda ortaya çıkar.Her zaman oybirliği sağlamak mümkün olmadığına göre , bunu çoğunluğun iradesi belirler.Ancak çoğunluk tarafından ifade edilen genel irade aslında azınlığın da iradesini de kapsamaktadır.Ve azınlıkta buna katılmış sayılır. Çünkü genel irade toplumun ortak iyiliğine yönelmiş, hiç bir zaman yanılmayan ve her zaman doğru yolu bulan üstün iradedir. Russo’nun bu fikirleri hayli bulanık ve mantık yönünden çok su götürür olmakla beraber mutlak hükümdarların, monarşilerin mutlakiyet yönetimi denilen egemenliğine son verdiği isteyen Fransız ihtilalcilerine çok parlak ve çekici gelmiştir. Hakkaten de o çağlarda düşünülemeyecek kadar ileri fikirde düşünürün ortaya attıkları.Ve devamen ihtilalden sonra toplanan Kurucu Mecliste geliştirilen milli egemenlik doktrini tamamen bu görüşlerden esinlenir. Yalnız terimlerde bazı küçük değişikler yapılmış “Toplum” yerine “Millet” “Genel İrade”yerine de “Milli İrade”deyimleri kullanılmıştır. Milli egemenlik teorisine göre, belli bir zamanda bir arada yaşayan insanların kişiliklerinden ayrı bir manevi kişiliği olan millet, egemenliğin tek meşru kaynağı ve sahibidir. Egemenlik yani iktidar şüphesiz ki onu açıklayacak, ifade edecek bir iradenin varlığını gerektirir. Millet, fizik bir varlığa sahip olmasa da, bir “Manevi Kişi” olarak kendine özgü bir iradeye sahiptir. Egemenlik, bu “Milli İrade”de ifadesini bulur ve onun tarafından seçilen temsilciler vasıtasıyla kullanılır.
DEĞİŞEN EGEMENLİĞİN SAHİBİ VE SUJE’SİDİR.
İnsanlık tarihinin, uygarlık tarihinin ve siyaset biliminin asırlarca süren gündeminden düşmeyen ve her zaman ve mekanda büyük yankılar yapan ve monarşik meşruluğa karşı “DEMOKRATİK” meşruluğun esasını oluşturan veya öyle kabul edilen milli egemenlik teorisinin özü kısaca budur. Burada önemli bir noktanın belirtilmesi gerekir yeri gelmişken. “Milli Egemenlik” anlayışı, teorisi; egemenlik anlayışı bakımından herhangi bir yenilik getirmiş değildir, onun geleneksel niteliklerinde herhangi bir değişme olmamıştır.
Egemenlik , eskiden ne idiyse gene odur. Hükümdara ait olduğu zaman nasıl üstün, mutlak ve sınırsız bir irade, bir emretme kudreti idiyse, gene de öyledir. Bu üstün, mutlak,sınırsız irade tektir, bölünemez, başkasına devredilemez. Değişen tek şey, egemenliğin sahibi ve süjesidir:”Eskiden krala ait olan egemenlik tacı, onun başından alınıp asıl sahibi olan toplumun başına oturtulmuştur.
Bilinen bazı şeylerin tekraren, arada bir hatırlatılması faydalı olur diye düşündüm ve peş peşe iki yazdım. Bazı şeyleri yeniden düşünmüş olduk inşaallah faydadan hali olmaz.
ÖZLÜ SÖZLER
& Düşünmek; caddelerden, dikenli, sarp keçi yollarına sapmaktır. Ama zirvelere ana caddelerden gidilmez. “Cemil MERİÇ”
& Mide için lokma ne ise, beyin için de fikir odur. Hepsi beslemez, bazıları zehirler. “Cenap ŞEHABETTİN”

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz