Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İHSAN GÖRÜCÜ

SİYASETİN MİTOLOJİSİ Mİ DEDİNİZ

Bu haber 24 Nisan 2019 - 11:09 'de eklendi ve 24 kez görüntülendi.
SİYASETİN MİTOLOJİSİ Mİ DEDİNİZ

Joseph Campbell’in “Batı Mitolojisi” kitabı var önümde yalnız yazacağım yazı ordan değil. Sen imamsın lan bu senin  yaptığın kusmuk yemek, falan falan kitaplar dururken şu uğraştığın şeye bak, sen adam olmayacaksın diyen sevgili okul ve  çocukluk arkadaşım engin kültür ve derin tevazu sahib O. Ö. a diyorum ki daha bende ne kusurlar var oğlum bu basit kalır  diyor ve birkaç şahane çayını içiyorum her ziyaretimde.

Haklılık payı var ama İmam Gazali’nin (k.s.-Allah CC sırrını takdis etsin büyük alimin) insan zehirin zehir olduğunu bilmezse içer ve ölür, faraziyesini kendime bahane ediyorum ve mitolojik eserleri zevkle okuyorum. Bu günkü yazım

mitoloji ama, mitolojiden de öte acaip ve garaip bir retorik içeriryor.Mitolojinin -haşa- sözde tanrıları -Bazıları tangırtı diyor- aynı dünyadaki, gerçek hayattakiler gibi eşitlik, doğruluk, benzerlik ezgileri çalıyor bakalım bakim nasılmış.

Ama insan hayatta herşey siyasetten ibarettir diyor yaşadığımız konjöktürde. Çerkesçede bir söz vardır merhum babam zaman zaman terennüm ederdi layık olmayanadamlar hakedemeyeceği bir işe kalkıştığında “Hapşırır zıhapınumi  zıhamıpınumi yehir -Yeni doğmuş köpek yavrusu eniği bakabilecek de bakamayacakta evine götürüyor” derdi velakin bakım ve  besleme gerektirdiğinden pek çoğu yazık ediyor,bakamıyor eniğe işkence etmiş gibi örseliyor yavrum derdi. Siyaset de bilenin de bilmeyenin de konuştuğu ayağa düşen bir meslek, meşrebe indirgenince tam olarak terceme edemediğim ama anlaşıldığını sandığım vecizemize döndü diyorum inşaallah iyi günlerin, saadet selamet dolu günlerin yakın olmasını  diliyor ve devam ediyoruz.

PROKRUSTES YÖNTEMİ: DERİN DEVLET SIĞ MİLLET

Siyaset biliminde devletin derinliğini simgeleyen kural var. Buna “Prokrustes Yöntemi”  deniyor. Kutsal devlet  kavramı için her hareketi vatanperlik sayan Mülkiyet öğretisinde bu kavram daha da kutsallaştırıldı. Bu yöntem öyküsünü mitolojiden alıyordu. Prokrustes, bir tanrının oğluydu. Kendini kutsal sayıyordu. Her hareketinin ulus yararına olduğu savıyla tartışmasız kabulünü istiyordu.

Bir han yaptırmıştı. Hana gelenleri önce soyar, sonra yatağa yatırırdı. Eğer kişi uzun ise, kısa bir yatağa yatırır, uzun gelen bacaklarını keserdi. Eğer hana gelen misafir yolcu kısa boyluysa, uzun bir yatağa yatırır ve bacaklarını zincirle  çekerek uzatırdı. Tek hedefi vardı. Ölçülerinin kendisinin belirlediği en ve boyda uysal, itaatkar insanlar, emrine amade bir millet yetiştirmekti .Prokrustes’in kafasında “Derin devlet ve sığ millet” idealini yaratma anlayışı hakimdi.

ADALET AHLAKININ TANRISI THESUS : AKİL MİLLET

Prokrustes’den sonra adalet ahlakının tanrısı Thesus geldi. “Akil Millet” anlayışıyla Prokrustes’i önce kısa bir yatağa yatırıp bacaklarını kesti. Sonra uzun bir yatağa yatırıp kesik bacaklarını uzatarak cezasını verdi. Prokrustes’in simgelediği derin devlet yanında, bir de Proteus’un simgelediği “Sığ Devlet” vardı.

Proteus Yöntemi denilen bu devlet anlayışı daha ilginçtir. Hiçbir şeyde derinlik göstermez; ama her vesile ile öyle çeşitlilik ve değişiklik ki, devletin varlığından beklenen  sürekliliğin ve devamlılığın kavranmadığını hemen fark edersiniz. Proteus Devlet anlayışı da devlet için her hareketi vatanperverlik sayan Mülkiye Öğretisinin getirdiği anlayıştır. Proteus, ihtiyar, deneyimli bir deniz tanrısı gibi görünür. Hiçbir zaman göründüğü manzara , asıl gerçeği değildir.

Hayvanlarda bukalemun ne ise, insan-tanrılarda Proteus odur. Her olayda, her koşulda yeni bir şekil ve kılık içinde yeni bir fikir ile çıkar. Keyfiliğinin adını “Koşulların Gereği” koymuştur. Her yeni kılık ve yeni fikir onun en  yürekten savunduğu fikri ve görünüşü simgeler. Yanıltıcılığının ve aldatıcılığının sonsuz serüven kaynağı budur. Bazan bir aslan postuna bürünür, bazan bir domuzun kisvesini üzerine çeker. Bazan bir tilki kadar kurnaz, bazan bir öküz kadar saf görünür. Bazan bir pars kadar çevik ve hırslı, bazan bir eşşek görüntüsüyle miskin ve mütevekkil imajı yaratır. Bazan su olur bir çeşmeden akar, bazen bir köpekbalığı gibi kan akıtır. Bazen ağaç olur gölge verir, bazen alev olur yakar.

PROTEUS DEVLET. KORKUNÇ, NE YAPACAĞI BELİRSİZ

Yukarıda derin devleti ve milleti simgeleyen ile sığ devlet sığ milleti simgeleyenleri gördük. Sonuç olarak  diyoruz ki Prokrustes Devletin ne yapacağı, gideceği istikamet izlediği siyaset bellidir. İnsanların, halkının ya boyunu kısaltır veya uzatır. Amacı herkesi bir ölçüye, kritere uydurmaktır. Velakin Proteus Devletin ne yapacağını kimse bilemez.

Bazen kendisi bile. Asıl korkunç olan budur. Ayıp olanın da bu olduğu söylense yalan değildir. Bu devlet şekilleri üzerinde herkes istediği kadar akıl, fikir yürütüp güzellemeler yapabilir. Dünya durdukça farklı siyasi sistemler, politik  düşünce farklılıkları vardır ve olacaktır. Bunlar elbette konuşulacak ve tartışılacaktır. Kimileri Prokrustesi, kimileri  de Proteusu kendilerine daha yakın daha mantıklı bulacaklardır, bulabilirler herkesin düşüncesi, doğası farklıdır.

MOİRA DEVLET

Yazımızın başında değinip açılımını yaptığımız devlet şekillerden ayrı olarak bir de Moira Devlet anlayışı vardır.

O da şu demektir “Her şey kaderimdir, çekerim” felsefesine istinad eden pesimist düşüncedir. Moira felsefesine inanan  birey devamlı kafası eğik, edilgen bir fikir hayatı yaşar. Moira’ya göre daha ana rahmine düştüğü andan itibaren kader  insanoğlunun ipliğini bükmeye başlar. Bu iplik kişilik, bireysellik kazanacak nitelik göstermez. Kısaca her şeye  tevekkülle boyun eğiştir ki devleti ya Prokrutes, yahut Proteus yapar. İnsanın kaderi de bir kararıdır. Seç seç al.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER