Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

SOĞAN-PATATES…

Bu haber 26 Kasım 2018 - 10:53 'de eklendi ve 57 kez görüntülendi.
SOĞAN-PATATES…

1950 senesinde Kayseri’den babamın memuriyeti nedeniyle ayrıldık. İlk gittiğimiz gurbet Aydın ili idi…

Benim 1969 yılında yine memur olarak Kayseri’ye dönüşüme kadar, babamın yıllık izinleri dışında memleketinize uğramadık. Hatta 11 yıl izinlerini babam, bulunduğumuz ilde geçerdi ve Kayseri’ye de gelemedik.

O tarihlerde şimdiki gibi ulaşım olanakları yoktu…

Gurbette geçirdiğimiz yıllarımızın dışında sadece bir tam yıl Kayseri’de kalmıştık ve o tarihte Mustafa Özgür ilkokulunun üçüncü sınıfında okumuş, üstelik aynı sınıfta okuyan ablam ile sınıfta da kalmıştık…

Eee… O kadar çok gezer de bir yerde durmazsanız nasıl başarılı olunur ki, değil mi?…

Ama benim anlatacağım esas soğan-patates meselesi…

O bir yıl Kayseri’de kaldıktan sonra babamın tayini Zonguldak’a çıkmıştı. Toparlandık ve gittik… Oradan da Kilimli nahiyesine gönderdiler…

Haftalık sebze meyve ihtiyacı, pazardan ve haftanın bir günü karşılanırdı. Alışverişi de hep babam yapardı…

Bir gün anneme, “Ben pazara gidince işe geç kalıyorum. Sen komşularla gitsene” dedi de annem “Ben bilmem ki” diye cevap verdi. Babam, anneme şöyle cevap verdi; “Bak, onlar nasıl alıyorsa sen de al…”

Ve annem, o pazar yerine komşuları ile gitti.

Eskiden naylon poşet yoktu, herkesin cebinde “Pazar filesi” olur, onunla aldıklarını taşırlardı. Doğa korunurdu böylece…

Annemin de Pazar filesi vardı elbette…

Alışverişi tamamlayıp eve döner, akşam yemeğini hazır eder.

Akşam ailece sofraya oturup yemeği yedikten sonra babam anneme; “Eeee… Meyve ne aldın” dedi…

Annem şaşkın, “Almadım ki…”

Babam devam etti, “Neden?”

Annem, “Filede yer kalmadı. Herkesin cebinde bir file daha varış, bende yok idi, alamadım…”

Babam merakla sordu, “Ne aldın ki?…

Annem, “Önce iki kilo patates, iki kilo soğan” diye lafa başlayınca, babam gülmeye başladı…

“Kadın, soğanı, patatesi n’apacaksın?”

Annem gayet sakin, “Onlar filenin dibine konurmuş ki, üzerindekiler ezilmesin diye…”

Babam bu kez kahkahayı bastı..

Dedi ki “Evde bir çuval soğan, bir çuval da patates yok mu?”

Annem durdu, “Vaaar…” dedi. Babam “O zaman niye aldın?”

Annem bu kez sinirlendi, “O zaman sen de beni pazara göndermeyeydin. Ne bileyim, herkes alıyordu, ben de aldım…”

O gün çok gülmüştük ama annem sonra pazar kurallarını öğrendi, cebine de yedek file koymayı unutmadı…

Bunu neden anlattım…

Eskiden yaz meyvesi ve sebzesi yazın, kış meyvesi ve sebzesi de kışın olurdu. Başka zamanlarda bulunmazdı. Ama soğan ve patates, Türk mutfağının 365 gün olmazsa olmazıydı.

Kayseri’deki evlerin zerzembileri (Bodrumları) olurdu ve orada her kışa hazını hazırlanırken, ev ihtiyacına göre bir kışlık soğan ve patates konurdu. Zerzembiler de ısı dengeli olduğundan bir kış hiç bozulmazdı.

Biz de Zonguldak’a gitmeden kış hazırlığı yapmış, patates ve soğanımızı almıştık. Giderken de götürdüydük…

Şimdi öyle değil…

Güney bölgemizde her türlü sebze, hemen her mevsim üretiliyor ve tüketiliyor. Ayrıca evlerde stok yapmak da esiksi gibi muhafaza şartları iyi olmayan zerzembi olmadığı için çabuk bozuluyor.

Soğan ve patatesin de bir üretim mevsimi var. Eskisi gibi evlerde de stok imkanı olmadığı için, üretici ürününü hasat ettikten sonra, artık muhafaza edebileceği depolara koyuyor. Serbest piyasa ekonomisi içinde, maliyet fiyatlarını, üzerine eklenen depolama, yani stok maliyetini de üzerine ekleyerek bir dahaki hasat mevsimine kara satıyor. Elbette ilk pazara verildiği ile son pazara verildiği zaman arasında da fiyatlar bir miktar yükseliyor.

Hele, üretim maliyetine döviz artışından sonra ek masraflar gelince, elbette daha çok artıyor…

Fırsatçı stokçuları bir kenara bırakıyorum. Onların zaten kanı bozuk. Ama üreticinin depolarında saklamak zorunda olduğu ürünlerine baskın yaparak onları cezalandırmak neyin nesi?

Yönetenler bu detayı bilmiyorlar mı kardeşim…

Bir sürü depo basmışlar, şimdi bu basılan depoların niteliklerini açıklamak ve neden bastıklarını da söylemek durumundalar.

Kendi kusurlarından kaynaklanan fiyat artışlarını bu şekilde gizlemeye çalışmak, insafsızlık, hatta insafsızlıktan da öte bir şey, bilesiniz.

Bırakın soğan, patates ile uğraşmayı da kendinize dönün bakın, ekonomiye zararlarınız gözden geçirin biraz…

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA