Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
ABDULLAH AYATA

SON OYUN-4

Bu haber 10 Nisan 2019 - 11:09 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.
SON OYUN-4

Şehre gitti, yine huyunda suyunda değişiklik olmamış, canı çıkmayınca huyu çıkmayacak herhalde, diyebileceklerini düşünerek öfkesini içine hapsetti. Zaten kesin kararlıydı. Bir daha şehre dönmeyecekti. Oradaki hayatı, ortamı bir türlü sevip ısınamamıştı. Benim yerim burası. Sağlığım yerinde şükür. Şimdilik kendimi idare ederim. Hem gelinin yüzünü de görmemiş olurum. Eğer Hasan’ımı özlersem arada bir gider görürüm. Ya da buraya getirtir, öper sever geri gönderirim. Ondan ayrı kalmak zor olacak ama ne yapayım, katlanacağım artık, düşünceleri yerleşmişti belleğine.

Rasim, annesinin tekrar kendileri ile dönmemek niyetinde olduğunun farkındaydı. O yüzden kaygılıydı. Çevre baskısından korkuyordu. Durumu bilen bilmeyen birçokları, “Görüyor musun, kadın yemesin yedirsin, giymesin giydirsin, sonuç… Büyüyüp ev bark sahibi olunca at kadını git tek başına. Halbuki zavallı kadın evlatlarını iyi yetiştirebilmek için birçok kişiyle kötü oldu. Adını arsıza çıkardı; diyeceklerdi. Belki de, anası her zaman olduğu gibi naz yapacaktı. Öyleyse kolaydı. Yine çoğu zaman yaptıkları gibi eşi Aysel’le anlaşıp bir oyun oynarlar, numara yaparlar, galeyana gelen anneleri peşlerine takılırdı.

Yaz boyunca kışlık yiyeceklerin birçoğu hazırlandı. Tarhana, turşu, salça benzeri yiyecekler bir köşeye istiflendi. Nihayet vakit geldi.

Ertesi gün geriye dönüş yapılacaktı.

Köyde son geceleriydi. Mercan Nine, evin bahçesinde bulunan tuvalete gidince Rasim ile Aysel baş başa kalmışlardı. Kendi aralarında konuşmaya dalan karıkoca, annelerinin geri dönüp kapıya kadar geldiğini fark etmediler. Açık kapıdan içeri giren yaşlı kadın yavaş yavaş merdivenlerden yukarı kata çıkmaya başladı. Oğlu ile gelininin konuşmaları net olarak duyuluyordu. Seslere kulak kabarttı. Kendisi hakkında konuşuluyordu. Merdivenin orta yerine oturarak sessiz ve gizlice konuşulanları dinlemeye başladı.

“Bak Ayselciğim, bir daha söyleyeyim. Konuyu iyice anladın mı?”

“Anladım anlamasına da istesen bir daha söyle. Hata yapıp pot kırmayalım.”

“Yarın sabah, anama yine aynı oyunlardan birini oynayacağız.”

“Tiyatro gibi, danışıklı dövüş.”

“Evet.”

“Her zaman istediğin gibi davranıyorum. Seni bu konuda hiç kırdım mı hayatım?”

“Sağ ol, çok anlayışlısın. Biliyorsun, zavallı kadın iyice yaşlandı, bunadı. Çok uyumsuz, cahil. Lafının nereye gittiğini bilmiyor. Benden başka bakacak kimsesi de yok. Ana bu, sokağa da atamam ki. Elâlem ne der adama. Ne yapalım, senin de anlayışın sayesinde artık bir şekilde ölene kadar kahrını çekeceğiz.”

“Biliyorum kocacığım, lafı uzatmana gerek yok.”

“Tamam o zaman. Yarın biz şehre dönerken o, ‘Ben gelmiyorum. Al karını git. Anan umurunda mı? Beni düşünmeyin, yeter ki siz rahat olun…’ gibilerden kahırlı laflar edecek. Bunun üzerine sen söze karışıp, ‘Madem ısrar ediyor, burada kalsın. Zaten oraya alışamadı. Biz dönelim; diyeceksin. Bunun üzerine, ben sana iyice sinirlenip kollarından tutarak kapıya doğru itekleyeceğim. ‘Defol! Doğru babanın evine! Sen kim oluyorsun da anama böyle laflar ediyorsun. Ne evimize ne de ailemize layıksın! Sen köyünde kal. Anam, ben, Hasan şehre dönüyoruz. Zaten çocuğuma da o bakıp büyütüyor. Dünyanın bütün kadınlarını anama değişmem…’ naralarını sallayacağım. Bunun üzerine sen, hem anama hem bana yalvarıp yakaracaksın. Annem iyice dört köşe olup yumuşayacak. Aşırı değer verildiğini anlayıp benimle gurur duyacak. Güya acıyıp seni affedecek, yanımızda gelmene izin verecek. Böylece hep birlikte yola çıkacağız.”

“Meraklanma, tam istediğin gibi rolümü oynarım.”

Konuşmaları baştan sona dinleyen Mercan Nine beyninden vurulmuşa döndü. Başı dönüp, gözleri karardı. Bir süre oturduğu merdiven basamağından kalkamadı. Bir müddet dinlenip kendine gelir gibi olunca vücudunu zorlayarak ayağa kalktı. Yukarı kata çıkıp sedirde yan yana oturmakta olan oğlu ile gelinine baktı. Hiçbir şey duymamış, bilmiyormuş edasıyla, “Ben biraz keyifsizim. Bu gün çok yorulmuş olmalıyım. Onun için hemen yatacağım,” dedi.

“İyi geceler anne.”

“Sabaha dinlenirsin, hiçbir şeyin kalmaz.”

Yaşlı kadın gidip yatağına yattı.

Ertesi sabah Aysel erkenden kalkıp kahvaltı sofrasını hazırladı. Daha sonra uyumakta olan eşi Rasim’i uyandırdı. Elbiselerini giyip elini yüzünü yıkayan Rasim, “Anam kalktı mı?” diye sordu.

“Erkenden kalkıp bahçeye inmiş olmalı.”

“Ben de öyle düşündüm.”

Evin penceresinden bahçeye baktılar. Kimseyi göremediler. Rasim aşağı inip çevreyi kontrol etti, ama annesini bulamadı.

Yakın komşulardan birkaçına sordu, gören olmamıştı. Tekrar eve dönüp üst kata çıktı.

“Allah, Allah! Hiçbir yerde yok.”

“Sabah sabah nereye gitmiş olabilir ki?”

Bir süre evin içinde dolaşıp gezindiler. Dışarıyı gözetlemeye başladılar. Göl tarafındaki hareketlilik Aysel’in dikkatini çekmişti.

“Şu tarafa baksana, göl kenarına insanlar birikmiş. Bazıları da o tarafa koşarak gidiyorlar.”

“Bir hayvan falan düşmüş olmalı.”

“İstersen git, bir de sen bak. Bu arada insanlara anneni de sorarsın.”

Eşine hak veren Rasim, evden çıkıp hızlı adımlarla göl kenarına vardı. Orada bulunanlar göl içerisinden bir ceset çıkarıp kıyıya koyarak başına toplanmışlar, hayret ve üzüntü ile ona bakıyorlardı. Rasim, göl kıyısında yatmakta olan cesedin anası olduğunu görünce çılgına döndü. Üzerine kapanıp feryat etmeye başladı. Komşuları, akrabaları teselli ederek yatıştırmaya çalıştılarsa da uzun süre kendine gelemedi.

Karakola haber verilip otopsi ve resmi işlemler yapıldıktan sonra Mercan Nine’nin cenazesi öğle namazından sonra köy mezarlığına defnedildi. Komşular taziye ziyaretine gelmeye başladılar. Perşembe gecesi yemeği verilip dualar edildi. Rasim, şehre dönüşünü on gün erteledi. Bu süre içerisinde dini vecibelerini yerine getirmeye çalıştı.

Eşi Aysel ile birlikte özenerek hazırladıkları son oyunu oynamalarına gerek kalmamıştı. Onlardan erken davranan Mercan Nine gerçeği oynamıştı… Karıkoca, son geceki konuşmalarının anneleri tarafından dinlenmiş olabileceğini akıllarına getirmediler. Emektar annelerinin ölümüne çok üzüldüler. Onsuz bir hayat nasıl sürecek bilemiyorlardı.

Alışkındılar, birlikte sürükleyip götürdükleri münakaşalı, gürültülü renkli yaşantıya. Akıllarında hep, “Niçin yaptı, canına kıyacak kadar neye kahretti?” sorusu kalacaktı.

On gün sonra eşyalarını pikaplarına yükleyip, tanıdıklarla vedalaştıktan sonra şehrin yolunu tuttular. Artık, köyde kendilerini geri döndürebilecek önemli bir bahane kalmamış gibiydi. Arabalarının toprak yolda çıkardığı toz duman köyde kalan öteki akraba ve ahbaplarıyla aralarındaki irtibatı kesip kaybettiriyordu adeta…(SON)

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA