Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

SONUMUZ DA SONUNUZ DA…

Bu haber 12 Ekim 2018 - 14:34 'de eklendi ve 31 kez görüntülendi.
SONUMUZ DA SONUNUZ DA…

Türk lirasının “Türk Lirası” olduğu zamanda…

Bugünkü gibi en büyük kupür paranın ortalıkta yepelek gibi uçuştuğu döneme göre, “Mor binlikleri” öyle herkesin görmesinin mümkün olmadığı zamanda…

Bir çok banka şubesinde, akşam kasa kapatılırken bile, bir tane “Mor Binlik” destesini oluşturamadığı zamanda, ki ben bir yıl Türk ticaret Bankasında çalıştım, görmedim…

Oturmuşum kapının önüne, kafamı ellerimin arasına alıp da düşünmeye başladığımda, Rahmetli dedem, Arabacı Mustafa Emmi de Enstitü Caddesi üzerindeki evinin önünde, çam ağacının altında, nargilesi önünde, köşe minderinde otururken…

Bana bakmıııış… Bakmııııış da bakmış…

Sordu; “Hayırdır, eşeğini mi kaybettin?”

“Yok dede, eşek na’rasın ki arayayım…” dedim…

“E o zaman bu ne düşünce?”

“Yetmiyor be dede, ayın sonunu ucu ucuna anca getiriyoruz…” diyorum.

“Borcun var mı borcun?…”

“Haa… Yok dedem, yok…”

 

“Olmasın” diyor, “Olursa da bini geçti mi korkma…”

Baka kaldım, sordum; “Dede, borç bini geçerse n’olur ki?”

Cevabı pek anlamı idi; “Ödenmez, düşünmeye de değmez. Önüne bak, kazan, kazanmadan, üretmeden borç tükenmez…”

XXX

Henüz yeni atılmışım hayata, devlete memur olmuşum, bekarım, nerede Şam, orada akşam. Yeter mi para, yetmez…

İşte o gün, rahmetli dedemden ekonominin en önemli derslerinden birini almış oldum…

“Kazan… Kazanmadan, üretmeden borç tükenmez…”

Bir de atasözümüzü ekledi lafa; “Elden (Başkasından, yabancıdan) gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz…”

O dedem ki, zamanında at arabası yapardı, yani bir nev’i otomobil fabrikatörü idi. İyi kazanırdı, vali konağının karşısında konağı vardı. Keyfi için yaşardı, tek atlı at arabası vardı, bağına onunla gider gelirdi…

Düvenönündeki atölyesine de evden yürüyerek…

Ama..

Senede bir takım elbisesi olurdu, altı şalvar, üstü ceket…

Tamam, eğer evde yapılan mantıdan bir kaşığa 40 tane sığmazsa, hanımlarının (!) başında aşağı tencereyi geçirirdi, o başka… Zaten Kayseri’de Bir kaşığa 40 mantı” dedemin evinden çıkmadır. Kızı, yani anam da 197 tane sığdırmıştı…

Bağ evindeki avlunun kumlarını her gün elenir, kendi bağa gelene kadar da kimse üzerine (Benden başka) basamazdı… Bağının içinde ne bir çöp, ne bir çakıl taşı olurdu. Bağ duvarı, hep bir örnek avuç içi kadar yassı taştan örülü idi…

Yani, olanca ehlikeyifliği ile hayat sürdürdü.

Ömrünün son günlerinde biraz da olsa ekonomik sıkıntıları olmuştu ama, çocukları ona hissettirmemeye gayret ettiler hep…

Bir gün sordum; “Nasılsın dedem, bir ihtiyacın var mı?..”

“Yok” dedi, “Allaha şükür hissettirmiyorsunuz. Ama sen sen ol oğlu, su akarken doldur, testini dolu olsun, tasarruf, yaşamanın ilacıdır…” dedi…

XXX

Sordum Kayseri’ye Ankara’dan cereğinen…

“Açılışlar yapılacakmış, var mı dişe dokunur bi şey?…”

Siz takdir edin ve düşünün, bunlar için bu kadar tantana, bu kadar masraf reva mı?

İşte “Açılacak(1)” olan tesisler…

Bekir Yıldız Bulvarı, Orgeneral Hulusi Akar Bulvarı, Mimsin-TOKİ Yolu, Tuna Katlı Kavşağı, 30 Ağustos Katlı Kavşağı, Hulusi Akar Bulvarı girişi Katlı Kavşakları, Tümgeneral Aydoğan Aydın Katlı Kavşağı, muhtelif yerlerde 19 ayrı köprü, Beyazşehir, Köşk, Talas ve Yemliha Sosyal Yaşam Merkezleri, kamu idareleri için yapılan binalar, ilçelere yapılan 118 kilometre yeni yol, Felahiye Toplu Ahır Projesi, yine ilçelere yapılan spor sahaları, çocuk oyun grupları, parklar, sulama tesisleri, kent merkezine 6 adet mini terminal binası, Büyükşehir Meslek Akademisi, Asri Mezarlık’ta yapılan çalışmalar, Erciyes’te yapılan sosyal tesisler, KASKİ’nin içme suyu ve kanalizasyon hatları ile 156 adet depo, kuyu ve arıtma tesisi…

Bunlar için gitme Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, al eline bu sıkıntılı dönemde bir adet çeyrek altın, git Mustafa Çelik’in oğlunun düğününe, hem şahitlik yap, hem de altınını tak. Milletin parası ile saltanat niye?

XXX

Millete ekonomi dersi verirken, kendileri salkımı yutanlar…

Bizimle alay etmeyin, aklımızla oynamayın, aptal yerine koymayın. Çünkü sonumuz da sonunuz da çörten olur…

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA