ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

BAŞKAN CABBAR’DAN ÖĞRETMENLER GÜNÜ TEBRİĞİ

BAŞKAN CABBAR’DAN ÖĞRETMENLER GÜNÜ TEBRİĞİ

AK PARTİ İL BAŞKANI HÜSEYİN CAHİT ÖZDEN TÜRGEV’DE

AK PARTİ İL BAŞKANI HÜSEYİN CAHİT ÖZDEN TÜRGEV’DE

TARİHE NOT DÜŞMEK
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 17 Eylül 2017 - 14:47:28

TARİHE NOT DÜŞMEK

SÜLEYMAN KOCABAŞ

 ARAŞTIRMACI YAZAR

  Amerikan –Türk Baharında Sona Doğru

  “Yaratıcı Kaoslar” la Ortadoğu’nun Yeniden Dizaynı

 Yeni Dünya Düzeni ve Büyük Ortadoğu Projesi

 

                                                Takdim

       1990’da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra, Amerika-NATO ve Sovyet Rusya –Varşova Paktı Blokları arasındaki “Soğuk Savaş Dönemi” sona ermiş, Sovyet Rusya’nın süper güç olmaktan düşmesi sonucu, dünyanın tek süper gücü olarak Amerika Birleşik Devletleri kalmıştır.

     Tek süper güç olma avantajından faydalanmak isteyen Amerika, kendi emelleri doğrultusunda dünyaya tek başına  hakim olmak uğrunda adına “Yeni Dünya Düzeni” denilen düzenin kurmak için harekete geçmiş, bunun esasını, kendisinin rakibi olacak yeni  süper güçlerin ortaya çıkmasını önlemek, özellikle zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarının bulunduğu jeopolitik ve jeostratejik önemi büyük bölgelerin kendi hakimiyet ve  nüfuzunda bulunması teşkil etmektedir.

Amerika, kendisine yönelik yeni tehdit değerlendirmesinde baş sıraya Ortadoğu’yu almış, burası ile ilgili Yeni Dünya Düzeni’nin bir versiyonu olarak 11 Eylül 2001’de New York’ta İkiz küllerin yıkılmasından sonra ortaya attığı “Büyük Ortadoğu Projesi”(BOP)ile, Fas’tan Bengaldeş’e kadar 22 ülkenin sınırları, siyasal ve ekonomik yapısının değişeceğini ihtiva eden bu proje öncelikle, bölgede Amerika ve İsrail’in güvenliğini sağlamaya yönelik olarak, 1916 Sykes –Picot Antlaşmasının artıkeskidiği ve geçerliliğinin kalmadığından bahisle, Ortadoğu ülkelerini 3-5’e bölmeye yönelik yeni siyasi harita Amerika Silahlı Kuvvetler Dergisi’nin Haziran 2006 sayısında yayınlanmıştır. Türkiye’yi de bölünmesi gereken ülkeler içine alan haritada, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri “Büyük Ermenistan” ve “Bağımsız  Birleşik Büyük Kürdistan” içinde gösterilmiştir.

     Türkiye, bu haritanın yayınlanmasına sert tepki göstermiş, bununlaBOP’un amacının ne olduğu iyice açığa çıkmıştır.

BOP’u gerçekleştirmek üzere Amerika –İsrail ikilisinin işbirliğiyle Ortadoğu’da ardı ardına birçok “Yaratıcı Kaoslar” planlanıp yürürlüğe konulmuş, bunlardan ilkini 1990’da “Körfez Krizi”, ikincisini Amerika’nın  2003’de Irak’a müdahalesi ve üçüncüsünü “Arap Baharı Efsanesi” ile Suriye’nin karıştırılması teşkil etmiştir.

    Bu yaratıcı kaoslarla gelen olup bitenleri, diğer Ortadoğu ülkeleri yanında kendisi aleyhine de gören Türkiye, Amerika ile olan ilişkilerini sorgulamaya başlamış, yöneticilerimiz ve kamuoyu nezdinde, Amerika’ya yönelik olarak, “ Bizim tarafımızda mısın yoksa düşmanlarımız tarafında mısın? Tarafını seç” yönünde net tavır koyması istenmiştir.

     Bütün bu olup bitenler, 1945’de başlayan Türkiye –Amerika  ilişkilerinin (buna bahar havası da diyebiliriz) giderek sonunun gelmekte olduğu izlemini vermektedir ki, tarihin tekerrür açısında bu, Osmanlı döneminde  1787’den 1878’e kadar Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında olan  ilişkilerin nasıl tedrici olarak bozulmaya başladığı ve en sonunda İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ni nasıl yıktığına benzemektedir.

Şuna inanıyoruz ki, başka Türkiye olmak üzere günümüzün Ortadoğu Devletleri, İngiltere –Osmanlı Devleti ilişkilerinin sonuna  benzer talihsiz ilişkilerin tekerrürüne meydan vermeyecek, zafer, “Yeni Dünya Düzeni” ve  bunun bir versiyonu olarak BOP’u planlayanların ve yürürlüğe koymak isteyenlerin olmayacaktır.  

      İncelememizin, tarihten dersler alarak ve olayların perde arkalarına inilerek anlatılmasından olarak, okuyucularımıza milli bilinç ve tarih bilinci vereceğine inanıyor, faydalı olmasını diliyoruz.

I.BÖLÜM

TARİHİN TEKERRÜRÜ

İNGİLİZ –OSMANLI BAHARININ SONA ERMESİ İLE AMERİKAN –TÜRK BAHARINDA SONA DOĞRU’NUN KARŞILAŞTIRILMASI

İngiliz –Osmanlı Baharının Başlaması

      İngiltere’nin Osmanlı toprak bütünlüğünü  koruma politikasının ortaya çıkışı. İngiltere, Amerikan Bağımsızlık Savaşı sonucu 1776’da Amerika sömürgesini kaybedince, “en kârlı sömürgesi” olarak Hindistan’ı sömürgeleştirmişti. Bu sömürgesine giden en kestirme yol, Doğu Akdeniz üzerinden, Mısır –Kızıl Deniz –Aden Boğazının yanında Suriye, Irak, Basra Körfezi yolu idi. Tarihte bu yola “İngiltere’nin Hindistan Yolu” denilmiştir.

1768 – 1774 Osmanlı –Rus Harbinde, Osmanlı Devletinin yenilmesi sonucu, imzalanan 1774 Küçük Kaynarca Anlaşmasıyla büyük toprak kayıplarına uğraması, onu dünyanın birinci süper gücü olmaktan çıkarmış, bu  pozisyonda onun yerini İngiltere almaya başlamıştı. Osmanlı ikinciliğe düşmüş, Çarlık Rusyası dünyanın üçüncü süper gücü olarak varlığını korumaya devam etmişti.

İngiltere ile Rusya, sömürgecilik mücadelelerinde 19. asrın başlarında birbirlerinin rakipleri haline gelmişler, Rusya’nın Osmanlı Devletini tasfiye ile imparatorluğunu onun üzerinden tamamlama mücadelesine İngiltere, yeni Osmanlı Devleti politikası çerçevesinde karşı çıkmıştı. Buna sebep, Hindistan Yolunun Rusya’nın eline  geçmemesi idi.  Rusya’nın “Sıçak Denizlere inme” milli emelleri arasında  İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını işgal ile Akdeniz’e inmek de vardı.

Rusya’nın 1783’de Kırım’ı ilhakı ile bir Karadeniz devleti haline gelmesi, ona Boğazları işgal yolunu açmış, bu durum, Hindistan yolunun korunması için İngiltere’yi alarma geçirmiş, İngiliz Başbakanı William Pitt’in 1787’de sarf ettiği şu sözler, adı geçen devletin yeni Osmanlı devleti politikasının başlangıcı ve esası olmuştur: “Rusya’yı Tuna veya Bosfor (İstanbul Boğazı) kıyılarında durduramazsak, İndus ırmağı (Hindistan’da bir ırmak) kıyılarında durdurmak zorunda kalırız.” Şunları da Pitt söylemiştir: “İngiltere için Osmanlı İmparatorluğunun ayakta kalması bir ölüm kalım meselesidir. Bunun aksini söyleyen kimselerle tartışmaya girmem.”(T.G. Djuvara – Emir Şekip, Türkiye’yi Parçalama Tasarıları 100 Plan, Çev. Y. Üstün, Semih Ofset, Ankara, 1978, s. 121)

İstanbul ve Çanakkale Boğazları, üç kıtanın (Asya, Avrupa ve Afrika) düğümlendiği, dünyanın en büyük jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip alanları olması sebebiyle, bunalar sahip olmak demek üç kıtaya sahip olmak olduğu için, tarihte dünyanın bütün süper güçlerini bu boğazlar üzerine emelleri olmuş, bunların ya kendi hakimiyetlerinde ya da  elinde bulunduran hakim devleti kendi nüfuzlarını alarak   boğazların jeostratejik öneminden  lehlerine faydalanmışlardır.

  1. asrın başlarına gelindiğinde, Boğazlar üzerindeki rekabet, süper güçler arasında kendisini iyece gösteriş, bunun bir tezahürü, 1807’de Rus Çarı I. Aleksandr ile  Fransız İmparatoru I. Napolyon arasında Tilsit Antlaşması sırasında kendisini göstermiştir. Tilsit’ de Osmanlı İmparatorluğunu paylaşmak için bir araya gelen bunlar, sıra İstanbul ve Boğazların kime ait olacağı hususuna gelince, anlaşamamışlardır. Çar, kendileri açısından İstanbul ve Boğazların önemini, “İstanbul ve Çanakkale Boğazları imparatorluğumun anahtarlarıdır, bunlardan asla vazgeçmem” (Vernon J. Puryear, NapoleonandtheDardanelle, TheUniversity of California, California, 1951, s. 281) Sözleriyle dile getirirken Napolyon da “İstanbul, İstanbul asla! O bir dünya imparatorluğudur. İstanbul7u hiç kimseye bırakamam. Ona hakim olmak demek dünyaya hakim olmak demektir” sözleriyle dile getirmiştir. (Rene Piton, Karadeniz ve Boğazlar Meselesi, Çev. H. Nuri, İbrahim Hilmi Kitabevi, İstanbul, 1325, s. 19)

Büyük Devletler arasında, İstanbul ve Boğazlara yerleşme rekabeti, biri diğerinden çekindiği için mümkün olmamış, bunlar, tarafların menfaatlerini dengeleyen bir “denge unsuru olma” yanında “bir gün gelir buralara yerleşebiliriz” düşüncesiyle, İstanbul ve Boğazların Osmanlı Devletinde kalmasını istemişler, böyle bir statüde bunlar üzerinde nüfuzlarının olması için Osmanlı Devletini  nüfuzlarına alma rekabeti aralarında kendisini göstermiş,  bunda İngiliz nüfuzu atak yaparak, Pitt’le birlikte “Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü korumak” İngiltere’nin yeni Osmanlı politikasının esası haline gelmiştir. (Devam Edecek)

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz