AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

TÜRKİYENİN KARANLIK YILLARI (16)
  • MUSTAFA METEİSLAMOĞLU
    • MUSTAFA METE İSLAMOĞLU
    • m-meteislamoglu@hotmail.com
    • 27 Ağustos 2017 - 16:09:21

” HELİKOPTERDEN AŞAĞI ATTILAR”
Mazıdağı Yücebağ kırsalında 13 Mayıs 1995’te PKK’lilerle askerler arasında çatışma çıktı. Çatışma sonunda bir PKK’li ölürken birisi de yaralı olarak teslim oldu. Memduh Demir de, köyünün yakınında çıkan çatışma öncesinde hayvan otlatırken PKK’lilerle karşılaşmış ve alıkonulmuştu. Olayın ardından yaralı PKK’li ile birlikte gözaltına alınan Memduh Demir’den uzun süre haber alamayan ailesi daha sonra öldürülerek gömüldüğünü duydu. Ancak tüm başvurularına rağmen cenazeye ulaşamadılar.
JİTEM soruşturması sırasında yapılan araştırmada savcılık yaralı PKK’liŞeyhmus Kaban ile “Devran kod adını kullanan” diye ismi geçen Memduh Demir’in 21 Haziran 1995’te, daha önce kullanmış oldukları sığınakları askerlere gösterdikleri sırada mayın patlaması sonucu öldüğü bilgisiyle dosyalarının kapatıldığını belirledi. Konuyu soruşturan savcılara ifade veren korucu Bahri Oka ise olayı şöyle anlattı: “Operasyon bittikten sonra dağdan biri ‘Ben Mehmet oğlu Memduh. Yücabağlıyım’ diye bizim tarafa bağırdı. Şahsın üstünde kısa kollu tişört, beyaz ayakkabı ve kot pantolon vardı. Yani PKK’lilere benzemiyordu. Şahıs yanımıza gelince kimliğini aldım. ‘Burada ne yapıyorsun?’ diye sorduğumda kendisini PKK’lilerin teslim aldığını bu sırada çatışma çıktığını söyledi. Diyorlardı “KONUŞMALAR”
Bu esnada ismi Ferudun olan astsubay bana ‘Bahri bu çocuğu saklayalım, Eşref Albay gelirse buna da acımaz’ dedi. Bu çocuğu oradaki meşelerin arasına sakladık. Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Eşref Hatipoğlu olay yerine gelince yaralı PKK’liyi sorguladı. Yanlarında bir sivilin de olduğunu söyledi. Eşref Albay bunu duyunca bize kızdı ve çocuğu istedi. Biz de çocuğu sakladığımız yerden çıkarıp getirdik. Sonrasında Eşref Albay, ismini hatırlamadığım bir üsteğmen, yaralı PKK’li ve Memduh helikoptere bindiler ve uzaklaştılar. Bu saydıklarım dışında helikopterde iki de pilot vardı. Ben daha sonra üsteğmene Memduh’u sorduğumda bana ‘Hiç sorma, Memduh ve yaralı PKK’li helikopterden aşağı atıldı’demekteydi. Ve bunlar bu ülkenin karanlık yıllarında yaşananlardan sadece biriydi.
“27 Mayıs’tan hemen önce Lütfi Kırdar Moskova’da, Sovyet Rusya ile gizli bir antlaşma imzaladı.” Ve bu anlaşmanın içeriği halen bu ülkenin insanından saklanmaktadır. Ne tavizler verildi ne tür anlaşmalarla Türkiye satıldı halen gizli kapaklı sinsi bir sır olarak gönülleri rahatsız etmektedir. Bunları gündeme getirecek bilinçli ciddi milliyetçi ve milliyetçlikanlayışıda maalesef kalmadı.
Güya; milli şef lakaplı “İsmet inönü’nün 27 Mayıs’tan ve nasıl yapılacağından haberi vardı.” Ve neler olacağını önceden biliyordu. Fakat günümüze kadar bu çirkin gerçekler dosdoğru yazılıp söylenemedi. Millet burda uyutulmaya başlandı. Rahmetli kardeşim dava arkadaşım “Muhsin Yazıcıoğlu, Bülent Ecevit’in öldürüldüğü kanaatindeydi.” Ve onuda bir helikopter suikasti ile yediler. Bunu yaptıranda Amerika idi. Bu millete hiç biri açıklanmadı. Eğer Amerikanın bir köpeği kaybolsa yarım saatte bulunurken bu değerli insanı (güya) buldular.
Kazanın olduğu haberini duyar duymaz Adana’daki dostlarımı telefonla aradım ve helikopterin çarpa bileceği döngen tarafını söylemiştim nitekin o civarda üç gün sonra cesetleri dağılmış halde beş ceset bulmuştuk.
Bu yazı serisi bir mülakat çalışması olarak düşünülsede, İttihat Terakki’den günümüze, yakın tarihimizin özellikle karanlıkta kalmış kritik “an”ları, bu mülakatların genel çerçevesini oluşturmaktadır. Mülakatlar, Türkiye’nin farklı siyasal-toplumsal kümelerinde yer alan ve ülkemizin fikir hayatında fikri ve zikri ile temayüz etmiş kişilerle gerçekleştirilmeye gayret edilsede eksiklerim ve hatalarım vardır. Bunlardan dolayı okuyanların şimdiden affına sığınırım.
Yani; “BİR ASLAN MEDENİYETİ, BİR TİLKİ UYGARLIĞINA YENİLDİ”
Bu medeniyetin yeniden ayağa kalkması da, bir iki hamleyle olabilecek bir iş değildir. Yani;AT’IN İZİ, İT’İN İZİNE KARIŞTI” Milletimizin uyanık ve basiretli olması şarttır desekte ne yazıkki millet uyumaya ve uyutulmaya devem etmektedir. Siyasi hizmet yolundakilerin tarihimizi unutmadan milli şuur ve dayanışma ile birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleri bu vatanın ve milletimizin toplum hayatımızdaki kaderini belirlemektedir.
“ ATATÜRK’ÜN KURDUĞU BU CUMHURİYET’TE BÜYÜK ÖNDER “
“ ATATÜRK “ 1919 yılında devlet adamı sıfatına sahip olanlara hitabederek “ bu memlekette hükümsüz vatandaş öldürülmez. Vatandaş ancak mahkeme kararıyla cezalandırılır. Devlet adamının böyle düşünmesi lâzımdır” Diyordu.
“Birgün, ressamlar Türk’ün simasını kaybederlerse, yıldırımı alsınlar, yapıversinler.” Diyen Atatürk “Hayattaki yegane üstünlüğüm, Türk doğmaktır! Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli’yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin.” Derken bu sözlerin hiç birine sadık kalınmadı.
“Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.” Sahte Atatürkçüler hiç bu sözleri kullanmazlar. Fakat Atatürk bunları demişti.
Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.”diye kendini ifade eden Atatürk’ün bu sözüne karşı..
“Sentez” Diyenlere soruyorum.
Atatürk’ün kurduğu devletin meclisine giriptemillet vekili sıfatıyla “TÜRK BİR SENTEZDİR” diye nasıl söyleyebiliyorlar ve buna neden sessiz kalındı?
Türk’e hakaret olan bu söz ve söyleyenler, halen beni düşündürmektedir. Bana göre Türklük her sahada çiğnenmeye milletçe alıştırılma oyunlarının ta kendisi değilmidir?
“Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk’tü bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.” Diyen milli kahramanın bu ifadesine karşı “T.C.” ibaresini nasıl yok edebiliyorsunuz? Hüviyetlerden TC. yi nasıl kaldırıyorsunuz? Türk kelimesini nasıl çöpe atıyorsunuz? “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye’nin istikbaline, kendi benliğine, millî an’anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.”
“Türk aydınlarının kendi kendisini bilmemesinden ve başka milletlerde şu veya bu sebeple üstünlük olduğunu sanarak, kendini onlardan aşağı görmesinden doğmaktadır. Bu yanlış görüşe son vermek için Türklüğümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanımak ve tanıtmak şarttır.” Bu sözleri söyleyen yine Atatürk’tü
” Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir.”
“Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.”
“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
“Taş kırılır, tunç erir; ama Türklük ebedidir”
“Türk aleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir.” BU VATANI VATAN YAPAN ASİL İNSAN “ATATÜRK “ Bu ifadeleri Türk halkına bu vatan için kullanmıştı.
Onun emanetine ne kadar sahip ne kadar ve nasıl sahip çıkıyoruz? parça parça edilmiş bir vatan topraklarından kurtuluş savaşıyla dünyanın hayret ettiği üstün milli mücadele ile bu günlere geldik.
Fakat yıllardır düşmanlıklar hiç bitmedi. Türkiye üstüne oynanan iğrenç oyunların bir başka yüzü nifak ve terörle eskiye dönüş çukuruna düşürülüyor.
Türkiye’nin burnunu BOP’a sokan sinsi komplolar ve türlü oyunlar bulunmaktadır. Bu senaryo tek elden değil sayısız Türkiye düşmanlarının oyunlarıdır. Küresel ve bölgesel mizansen bir tek drama merkezince tasarlanmış haldedir. Birileri (!) şu sahneleri yazmış ve oynanmasına karar vermiştir. Çıkarlar birbirine karışmış, zıtlar buluşmuş, kardeşler kutuplaşmış. Pislik boğaza kadar ulaşmış, kimde ne kadarcık temizlik kaldığı fark edilemez olmuş. Bütün bunlardan çıkan sonuç ihanetten başkası değildir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz