ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

TÜRKİYE’NİN KARANLIK YILLARI (4)
  • MUSTAFA METEİSLAMOĞLU
    • MUSTAFA METE İSLAMOĞLU
    • m-meteislamoglu@hotmail.com
    • 7 Ağustos 2017 - 11:53:05

İngiltere Hariciye Nazırı, Makedonya’daki eşkıya çetelerinin faaliyetlerinin durdurulması için Osmanlı Ordusu’ndan oluşturulacak süvari birliği ve jandarmaların vücuda getirilmesini öngörülen İngiltere programının öneminden bahsettikten sonra, Meşrutiyet’in ilanıyla bu eşkıya çetelerinin kendiliklerinden dağıldığını bu nedenle bu programa gerek kalmadığını da ifade ediyordu. Bu durumun geçici olmamasını temenni eden, Balkan hükümetlerinin de (Yunanistan dâhil) yeni durumu destekleyeceklerini ümit ettiğini belirten Edward Grey, Makedonya Meselesi’ne karışmalarının tamamen bir iyi niyet göstergesi olduğunu ve amaçlarının kötü idare yerine iyi bir idare getirmek olduğunu ifade ediyordu. Ayrıca Sör Edward Grey; İngilizlerin Makedonya’yı ilhak edecekleriyle ilgili söylentileri de yalanlıyordu. Fakat bu bir aldatmacaydı.
Senelerce devamlı yabancı güçlerin müdahalesine maruz kalan Makedonya ile özellikle Rusya ve Avusturya çok uğraştı. Mürzsteg, Reval ve sair görüşmelerde hep bu bölge ile ilgili bir takım gizli ve aşikâr kararlar alındı. Islahat bahanesiyle müdahalelere başlayan devletler burada kendi çıkarlarına uygun bir idare tesis ederek mali ve askeri işleri kontrol altına almaya çalıştılar.
II. Meşrutiyet’in ilanı ile bütün karışıklıklar ve müdahaleler birdenbire kesildi. Halk birbiriyle iyi geçinmeye başladı. Fakat bu uzun sürmedi. Çünkü Bulgar, Sırp ve Yunan çeteleri gizli ve aşikâre birçok faaliyetlere girişmekten geri kalmadılar. Hükümetin aleyhinde çalışarak Avrupa’nın dikkatini çekmeye çalıştılar ve bunu da başardılar. Bu nedenle ilgili devletler tekrar karışmak için bahaneler aramaya başladılar .
II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki gelişmeler olumsuzdu. 5 Ekim 1908’de Avusturya, Bosna-Hersek’i ilhak ederken, Bulgaristan Prensliği de bağımsız bir krallık olduğunu ilan ediyordu.
Dönemin Bulgar ve bilhassa Manastır kaynakları, Yunan eşkıya çetelerinin tekrar faaliyete geçtiklerini bildirmektedir. Resmi olarak bildirildiğine göre seksener Giritli eşkıyadan oluşan iki çete, Makedonya’nın güney ve batı taraflarında Bolanis isminde birinin öncülüğünde faaliyete geçtiler. Diğer taraftan evvelce Larbesa (Larissa) civarında zabitlik eden biri, Makedonya’daki Bulgar’lar aleyhinde faaliyet göstermek amacıyla bir çete oluşturdu. Manos namındaki bu kişinin görevi hududu geçerek eylemlere başlamaktı.
1908 sonlarında Köprülü’deki Bulgarların bir kısmı vatana yardım etmek isterken, bir diğer kısmı da Makedonya’yı Bulgaristan’a vermek fikrinde idi. Bu sebeple iki grup arasında kavgalar oluyordu. Bu kavgalar sırasında yaralananlar, hatta ölenler dahi oluyordu .PotesManiyas ( ) komutasında bir eşkıya çetesi Yanya’da, “Kaptan Palitas”ın ( ) komutasında Giritli Rumların oluşturduğu 40 kişilik bir çete Manastır’da, “Brayanek” ( ) komutasındaki bir çete ise batı yerleşim yerlerine saldırmakta idiler. Bunun yanı sıra Rumlar ve Bulgarlar arasında da çatışmalar oluyordu .
Makedonya’da karışıklığın ortaya çıkmasında Bulgar ve Yunan tahrikinin yanı sıra bunu teşvik eden Avusturya ve Rusya da etkili olmaktaydı.
“Makedonya Ahvali” başlıklı bir makalesinde Hüseyin Fehmi şunları yazıyordu: “Meşrutiyet, Rumeli’nin durumunu yalnız eşitliği tesis etmekle düzeltemedi. Kötü fikir ve emellerin yol açtığı maddi, manevi tesiratı da kökünden kazımak için çeşitli tedbirlere başvurdu. Çünkü yalnızca eşitlikle durum düzelseydi hürriyet ile silahını bırakan eşkıya, Bulgar ve Rum çeteleri Balkanlarda tekrar faaliyete geçemezdi.
Acaba bu karışıklıklar yalnız hükümetin zayıflığından mı? Yoksa o eskiden beri devam eden ırk ve mezhep ayrılığından mı kaynaklanıyordu? Eğer Rum ve Bulgarların ayaklanmaları zannedildiği gibi hükümetin tutumu neticesinde oluyorsa; şimdi meşrutiyet idaresi altında olan unsurların birlik içinde olması gerekmez miydi?
O halde ortada bir gerçek vardı. O da hükümetin durumu ve tarzı ne olursa olsun Makedonya’da sakin bulunan Rum ve Bulgar ahali, yalnız Yunanistan ve Bulgaristan namına yaşamakta ve oralarda teşkilatlanan kötülük yuvalarından aldıkları emir ve talimata göre hareket etmekteydi. Meşrutiyet ve hürriyet her türlü ümide rağmen bu acı durumun neden olduğu yaraları saramadı.” .
Bu arada 17 Aralık 1908’de İstanbul’da açılan mecliste, seçimle gelen 260 milletvekilinden 25’i Arnavut, 23’ü Rum, 5’i Yahudi, 4’ü Bulgar ve 3’ü Sırp’tı . 13 Ocak 1909’da Meclis-i Mebusan’da Makedonya ile ilgili görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelere Dâhiliye Nazırı Hüseyin Hilmi Paşa ve 17 mebus katıldı.
Bu görüşmelerde Hüseyin Hilmi Paşa Makedonya ile ilgili olarak kısaca şu izahatta bulundu: “1313 (1896–97) senesinden beri Makedonya’da 110 Bulgar, 80 Rum, 30 Sırp, 5 de Ulah çeteleri türetiş ve bunlar icra ettikleri cinayetler ile asayişi bozmuşlardır. Bu çetelerin ortaya çıkışı, baskı ve zor kullanan Bulgar çetelerinden kaynaklanmaktadır. Bulgarlar tarafından zapt edilen Kiliseler II. Meşrutiyet’in ilanından sonra iade edilmiştir. Bununla beraber bu mesele, meclisçe oluşturulacak bir komisyonca halledilecektir” .
Görüşmelere katılan Bulgar mebusu Delçef; Kiliselerle ilgili olarak, Rumlarla Bulgarların bir sorunu olmadığını ileri sürüyordu. Nali Efendi ise, Makedonya Meselesinin Ayastefanos Antlaşması ile başladığını belirttikten sonra, Bulgar komitelerinin faaliyetlerinden bahsederek, Hüseyin Hilmi Paşayı bu çetelerin lehinde hareket etmekle suçluyordu. Karolidi’de, sorunun hariciyeden kaynaklandığını söyleyerek, Vilayet-i Selasenin diğerlerinden ayrılmasını ve genelde bir ıslahat yapılmasını öneriyordu.
2 Şubat 1909’da Meclis-i Mebusan’da Makedonya ile ilgili görüşmelere devam edildi. Bu görüşmelerde H. Hilmi Paşa kilise meselesinin halli için komisyon kurulmasını önerdi. Bulgarlar bu fikri kabul etmişlerse de, Rumlar bunu reddederek meselenin Rum kiliselerinin haiz olduğu imtiyaz dâhilinde hallolmasını istediler. Dünya papazlar başı (papa) nınVatikandan dünyaya uluyarak Türkiye’yi Ermeni soykırımını kabul etmesi alçaklığı ile küçük düşürmesinin bir başka ve tarihi versiyonu başlamıştı. 3 Şubat 1909’daki görüşmelerde Meclis-i Mebusan; Makedonya’daki kapalı kiliselerin tasarruf meselesini hal ve tanzim eden bir kanun lahiyasının tanzim ve Meclis-i Mebusan’a takdimine, ait olduğu bakanlıklara gönderilmesine çoğunlukla karar verdi . Harbiye Nezareti genel müfettiş vekili Şevket Paşa Manastır ve Kosova’daki Bulgar ve Sırp çetelerinin faaliyetlerinin durdurulması için Mart 1909’da yardım istedi. Bunun üzerine 3.Ordu’ya bu çetelerin imha edilmesi emri verildi. Bundan başka 2.Ordu’dan dört taburun Kosova ve Manastır’a sevk edilmesi emredildi . Alınan tedbirlere rağmen Nisan 1909’da Yunanistan’dan Yanya’ya geçen Yunan eşkıyasının bölgede baskısını arttırmaya başladığı görülür .
II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki gelişmeler, olaylar ülkeyi 31 Mart Vakası’na götürdü. 13 Nisan 1909’daki bu ayaklanmaya Türk Balkan Eyaletleri, ordu ve bazı gayrimüslimler (Makedonlar) karşı çıktı. Bu bunalımlı günlerde Makedon devrim kadroları, Jöntürkler’in Makedonya’daki siyasi etkinliklerine katılarak onlara destek oldular. Selanik, Üsküp, Köprülü, Strumiça, Drama gibi kentlerde Jöntürkler’le Makedon devrimcileri ortak toplantılar düzenlediler. Bu toplantılarda; ortak eylemlere katılmak, anayasal düzeni savunmak, ülkede barışı sağlamak gibi kararlar alındı .

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz