ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

TÜRKİYENİN KARANLIK YILLARI (8)
  • MUSTAFA METEİSLAMOĞLU
    • MUSTAFA METE İSLAMOĞLU
    • m-meteislamoglu@hotmail.com
    • 11 Ağustos 2017 - 12:28:29

“DÜNYA TÜRKLERİN ÜSTÜNE HEP YÜRÜDÜ”
—Dünya Devletlerinin İslam’a karşı olan nefretlerinin devam etmesi,
—Müslümanlara karşı uygulanan bir yaptırımın doğru görülmesi, gayrimüslimlere karşı uygulanmasının ise haksızlık olarak görülmesi,
—Silah toplama meselesi sırasında Bulgaristan’a göç eden 100 kadar Bulgar’ın Türk zulmünden kaçtığının ileri sürmesi (Oysa bunları komiteciler yapmıştır)” .
Sofya ve Atina merkezli bu karışıklıkların temel amacı Makedonya’yı ilhak etmek ve Osmanlı aleyhinde bir kamuoyu oluşturmaktı. İşte bunun için silahsız masum halk hunharca katlediliyor, köprüler, şimendiferler havaya uçuruluyordu . Böylece Avrupa’nın Makedonya işlerine karışmasına zemin hazırlanmış oluyordu.
Bu topraklarda gözü olan hükümetler kendi ırkına mensup insanları çeşitli vaatlerle kandırıyorlardı. Bölgenin müsait olması, çete faaliyetlerinin çoğalmasına sebep oluyordu. Bunların başlıcasını “Sofya Bulgar FesadCemiyeti”nin tertip ve idare ettiği çeteler oluşturmaktaydı .
“Manastır Bulgaristan Metropolit”i; Manastır civarındaki köyler, Papaz, muhtar ve ihtiyar heyeti ile genel Hıristiyan halk adına 1910 sonbaharında bir beyanname yayınladı. Bu beyannamede şöyle deniliyordu:
“Malumunuzdur ki, bir kaç günden beri Manastır ve civarında örf-i idare ilan olunmuştur. Örf-i idareden maksat, ırk ve mezhep ayırmaksızın tüm ahalideki yasak silahların toplanmasıdır.
Memleketin sulh ve asayişi için silahlar toplanacaktır. Binaenaleyh kendi menfaatiniz için, hükümetin çağrısına uyarak silahlarınızı bizzat teslim edip vatanseverliğinizi göstermelisiniz. Aksine hareket edenler şiddetli bir şekilde cezalandırılacak ve hiçbir şekilde affedilmeyeceklerdir.
Metropolit hane, hükümetin bu buyruklarına tam bir itaatla uyulmasını arzu eder ve buna muhalefet edenlerin cezalandırılacaklarını tekrar beyan eder.
Manastır Bulgar Metropolitliği” .
Nedense vatanın selameti için silahlarını hükümete teslim eden masum insanlar vahşi bir şekilde öldürülüyorlardı. Makedonya’da baskıya ve zulme uğrayan Makedonya Bulgarlarının ve onların fesatçılarının Türkleri Avrupa’ya şikayet ettikleri bir dönemde bu tür olayların meydana gelmesi dikkate değer bir gelişmeydi .
Bulgar komitelerinin asayişi bozmak için ellerinden geleni yaptıkları kaçınılmaz bir gerçekti. Bununla ilgili 15 Temmuz 1910 tarihli bir vesikada şunlar yazıyordu:
“ÜSKÜP İHTİLAL DAİRESİ”
“ MÜSTACİL EMİR” Ellerinde silah bulunanların bilindiği yol vasıtasıyla, SaneÇavuşof ve arkadaşları refakatiyle Bulgaristan’a gitmek üzere derhal toplanmaları gerekir. Tüfekleri ile birlikte gelmeyenler refikaları (arkadaşları) tarafından derhal katledileceklerdir. Bulgaristan’a kaçacakların sağlam çarıkları, kalın giysileri, iki üç günlük ekmekleri ve 50–100 kuruş kadar para bulundurmaları gerekmektedir. Tüfeklerini Türklere teslim edenler derhal idam olunacaktır.
İthal Dairesi Reisleri Üsküp Dairesi Çavuşof İhtilal Komitesi Aleksandrof.
20.10.1910 tarihli bir diğer vesikada ise şunlar yazılıydı.
“Krovodol’deifreme ( ) Tüfekle silahlanmış 100 köylü bizimle beraberdir. Bulgaristan’a gitmek üzere iki gecede huduttan geçeceklerdir.
Dün akşam, bilinen yol ile gelmenizi silahlı köylülere beraber bekledik. Bu mektubu alır almaz Bulgaristan’a geçmeğe razı olan köylüleri toplayacak ve bizim geçtiğimiz yoldan onları sevk edeceksin.
Yakında görüşeceğiz ve silahlarıyla birlikte bizimle Bulgaristan’a gelmeyenleri şiddetle cezalandıracağız.
Hainler mahvolsun ne yaptığını anlamak için cevabını şiddetle bekliyorum.
İthal Dairesi, İthal Dairesi Voyvodası,Mühür,Ya Hürriyet Ya Ölüm, Bocidan ”
İttihat Gazetesi’ndeki bir mülakatta Divanı Harp üyesi Miralay Nasuhi Bey Makedonya’da faaliyet gösteren çetelerle ilgili olarak şunları söyler.
“Çete meseleleri incelendiğinde Rum ve Bulgar çetelerinin Atina ve Sofya’dan idare edildiği görülür. Bakınız işler nasıl yürüyor:
Atina’da hariciye nezaretinde “Etnik-i Eterya” adında bir özel kalem vardır. Bu kalemin vazifesi Makedonya’da Yunan propagandası yapmaktır. Bunlar Makedonya’daki Yunan konsolosluklarına kâtip olarak gönderilirler. Diğer Yunan propagandistleri mektep muallimleridir (sonraları bunların yerine Osmanlı-Rum muallimleri tayin edilir). Bir diğer önemli propagandistler, daha çok köylerde etkili olan papazlardır. Papaz bulunduğu merkezdeki görevini yerine getirdikten sonra, hemen durumu konsoloshane kâtibine bildirir. O da Atina’ya yazarak silah ve para ister. Bu yardımlar papazlar aracılığıyla dağıtılır. Çete oluşturacak olan köylüler silahtan başka para da alırlar. Lakin bu kadar parayı “Etnik-i Eterya”nın karşılaması zordur. Bu nedenle Makedon halkından zorla para toplarlar” .
1911 başlarında Drama’da miting düzenleyen Makedonyalı Bulgarlar Bulgaristan’ı adeta yalanlıyorlardı. Bu mitinge katılan Bulgarlar, zulüm görmediklerini, devletin kendilerine çok iyi davrandığını, Bulgaristan’ın ektiği nifak tohumlarını hükümetin kökünden kazıdığını” belirttikten sonra “Yaşasın meşruti hükümetimiz” diye bağırıyorlardı.
Yine bu günlerde Osmanlı Rum ve Bulgarları adına bir miting düzenlenir. İngiltere Parlamentosu ve bazı Avrupa devletlerinin Osmanlı devleti aleyhindeki hareketlerini protesto etmek için düzenlenen mitingde; Osmanlının kendilerine daima adalet ve hoşgörü ile davrandığı dile getirilir. Ayrıca Osmanlıya şükranlarını arz ederler. Bu mitingdeki bildiriyi sunanlar; Papa Mişo, Don Mişo, RuhaniliderPapalof, ArlorcaklıMiralo, Papa Gorgi, KostrıyanlıGorgiMito, Erbucef, Kostriyanlı İvan Muhtar ve İvan Kulu .
1911 başlarında silah toplama, kilise ve mektepler, şekavet ve cemiyetler kanunlarının çıkarılması ve tek tük Müslüman göçmenin gelmesi üzerine Makedonya’’da çalışan türlü örgütler, ayaklanma komitelerinin çoğu, aralarındaki karşıtlıkları bir yana bırakarak Makedonya’nın özgürlüğü dileği üzerinde birleştiler .
1911–1912 yıllarında Makedonya’nın durumunu anlamak için, o sıralarda Serez’de mutasarrıflık ve Selanik’te valilik yapmış olan Hüseyin Kazım Bey’in şu yazılarını aşağıya koymak uygun olacaktır:
“Konsoloshaneler Makedonya’nın her tarafında pek fena bir rol oynadılar. Bu işler gözümüzün önünde yapıldı. Fakat hükümetin zaaf ve aczi bir şey söylemeye imkân bırakmıyordu…
Metropolitler açıktan açığa hükümete hıyanet ediyorlardı. Köy muhtarları ve papazları konsoloslardan talimat ve tahsisat almakta idiler… Bulgar ve Sırp hükümetleri maaşlı eşkıya çeteleri gezdiriyor ve her yerde huzur ve asayişin ihlaline gayret ediyorlardı. Biz bu büyük sıkıntılar arasında mesleksiz, programsız, maksatsız duruyorduk… Yapabildiğimiz şeyler, çeteler için uygulanması mümkün olmayacak bir kanun çıkarmaktan, çetelerin arkalarından faydasız yere koşup yorulmaktan ibaret kalıyordu… ”
Rum, Ermeni ve Bulgar patrikhanelerinin belirttiğine göre Bulgar ve Yunan hudutlarından her gün yüzlerce eşkıya, ortalığı karıştırmak için Makedonya’ya giriyordu. Senelerden beri devam eden çete faaliyetleri zaman zaman durmakta ise de bazen tekrar hareketleniyordu. Büyük Bulgaristan emelleri veya Yunanistan Megaloİdea’ları peşinde koşan bu çetelerin bir an evvel cezalandırılmasını bazı Bulgar ve Yunan devlet adamları dahi istemekteydi . Sırplar da Makedonya’daki eşkıyalığın yalnızca Bulgar ve Rum çetelerinden kaynaklandığını ileri sürmekteydiler .
1911 yazına gelindiğinde Pirlepe kazası dahilinde faaliyet gösteren Bulgar çeteleri halka korku salmaya devam ediyordu. 80 kişilik Bulgar çetesi birkaç gün içinde şehri yağmaladı.. Çetenin ileri gelenlerinden Nikolof ve 20 adamı Pirlepe kazasının Papatya köyünde kalarak Bulgar eşkıya reislerinden Milan Porlukof ile ittifak kurarak kötülüklerine devam ediyordu.
Manastır’da bulunan Bulgar çetelerinin genel başkanı, yanına aldığı birkaç kişi ile Demirhisar havalisine geçerken, bir diğer Bulgar çetesi de Demirhisar’dan Drimlok ( ) karyesine giderek Ohri’deki çete reisi Çavlef’e katılarak bölge halkının çete kurmalarına yardım ediyordu. Bu çetelerin amacı Arnavutlarla işbirliği kurarak beraber hareket etmekti .

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz