BÜYÜKŞEHİR KONSERVATUVARI 2 BİN MEZUN VERDİ

BÜYÜKŞEHİR KONSERVATUVARI 2 BİN MEZUN VERDİ

KAYSERİ DİŞ HEKİMLERİ ODASI 17. GENEL KURULU YAPILDI

KAYSERİ DİŞ HEKİMLERİ ODASI 17. GENEL KURULU YAPILDI

ŞEHİT TÜMGENERAL AYDOĞAN AYDIN’IN İSMİ BU CADDEDE YAŞAYACAK

ŞEHİT TÜMGENERAL AYDOĞAN AYDIN’IN İSMİ BU CADDEDE YAŞAYACAK

PROFESYONEL LİGLERDE 2018-2019 SEZONU BAŞLANGIÇ TARİHLERİ AÇIKLANDI

PROFESYONEL LİGLERDE 2018-2019 SEZONU BAŞLANGIÇ TARİHLERİ AÇIKLANDI

BAŞKAN ÇELİK:TÜRKİYE’NİN EN İYİ HAVACILIK LİSESİ KAYSERİ’DE OLACAK

BAŞKAN ÇELİK:TÜRKİYE’NİN EN İYİ HAVACILIK LİSESİ KAYSERİ’DE OLACAK

ÜÇ AŞAĞI BEŞ YUKARI
  • MUSTAFAACAR
    • MUSTAFA ACAR
    • MUSTAFAAC@kayserihakimiyet2000.com
    • 9 Nisan 2018 - 13:20:10

Bu gece, gecelerden bir gece veya sıradan bir gece değildi. Akşamdan belliydi böyle olacağı ve bunu adı gibi değilse bile ona yakın bir kesinlikle biliyordu. Çünkü ruhunda inkılâpların olduğu akşamlar üç aşağı beş yukarı böyle geçerdi.
Necla ile tanışmaları kesinlikle bir tesadüftü. Tertipli ve sade bir oda, kenarda sanki beklemekten yorulmuş tozlu ders kitapları, ortada bir Anadolu kilimi, karşılıklı iki köşede üstündeki battaniyeleri solmuş birer somya ve pırıl pırıl bir hava.
Müşterek arkadaşları Necdet tanıştırmıştı onları. Tabii görgü kurallarına uyarak önce Necla’yı ve sonra Ahmet’i takdim etmişti yekdiğerine.
Bugün gibi hatırlıyordu Ahmet.
-Kaba saba görünümüne aldanmayın Necla hanım, Ahmet tam bir Anadolu çocuğudur demiş ve eklemişti şairdir de hani…
Necla’nın ilk bakışı alaycı mıydı? Tepeden mi bakmıştı yoksa ilginç mi bulmuştu anlayamadı Ahmet. Ama tepeden tırnağa kızardığını hissetmişti. Ahmet ilk tanıştığı bir kızdan utanacak kadar kapalı, Necla ise bu davranışı gerçekten normal karşılayacak kadar anlayışlı birer üniversite öğrencisi idiler. Daha sonraları bu sıkılganlık defalarca söz konusu olacak ve katıla katıla gülünecekti.
Kısa bir sohbetten sonra her ikisi de birbirlerinin kafa dengi olduklarını kavramakta gecikmemişlerdi. Kısacası yıldızları kaynaşmış denilebilirdi. Her ikisine de kısa gelen dört-beş saatlik çaylı sigaralı sohbetten sonra Necla, Necdet’in nişanlısı Figen’le çıkarken yakında yeniden görüşmek istediğini belirtmiş ve bu isteğin derecesini gözleriyle yeteri kadar îma etmişti. Yalnız kaldıklarında ilk konuşan Necdet olmuştu. Nişanlı olmanın verdiği güvenle Ahmet’e bir yığın nutuk çekmişti. Ahmet ise iç dünyasıyla çekişmeye çoktan başlamıştı bile. Mutluluktan mı yoksa Necdet’in ninniyi andıran, durmadan tekrarlanan cümlelerinden mi? Somyanın üzerinde uyuyakalmıştı. Uyandığında hava kararmış ve Ahmet belki de mutluluk büyüsünün bozulmasından korktuğundan o geceyi okul arkadaşının evinde geçirmeye karar vermişti.
Gerçi şimdiye kadar öyle kızlı toplantılarda filan pek bulunmamıştı ama yine de birçok kızla tanıştırılmıştı. Lakin bu bambaşka bir şeydi. Bu ani çarpılışa bir türlü isim bulamıyor, kendisini bir boşluk içerisinde sarhoş gibi hissediyordu.
Bilmem kaç günlük uzun bir bekleyişten sonra, bodrum katın penceresinden göründüklerinde saatlerdir sakin durmaya çalışan Ahmet’in eli ayağı dolaşmış bir hoş olmuştu. Kısa bir durgunluktan sonra ilk günkü atmosferi yakalamışlardı. Sonra…
Sonrasını bilemiyordu Ahmet. Dolmuşa nereden binmişler? Nerede inmişler? Yolda çarptığı adam ona ne demişti, bileti kim almıştı, filmin konusu ne idi? Hiç birini bilmiyordu. Gerek te yoktu bilmesine. Bildiği tek şey Necdet’le Figen’i takip ederek yürüdükleri ve kolkola oldukları idi.
İlişkileri kolkola girmekten ileri gitmeyerek altı yedi ay devam edecek ve Necla bir gün –kendi deyimiyle kahrolarak-
-Burada keselim. Artık arama beni diyecekti.
Ahmet yıkılacaktı birden ve belli etmemeye çalışarak, nedenini niçinini soramadan, yılların yorgunluğunu omuzlarında hissederek dönüp gidecekti. Her gece aramaya, bulmaya karar vererek yatacak ve her sabah arayamamanın verdiği ıstırabın yükünü gururuna küfrederek hafifletmeye çalışacaktı.
Nereden bilirdi ki; beş yıl kadar sonra bir dostun düğününde karşılaşacaklar. Necla Ahmet’i kocasıyla tanıştıracaktı.
-Nasılsınız? diye sormuştu Necla.
Öyle ya ne denirdi ki başka.
-Nasılsınız? demişti durgun ve kuru bir ifadeyle.
-İyiyim yuvarlanıp gidiyoruz işte cevabını vermişti Ahmet.
Ve Necla’nın kocasıyla her saniyesi bir asır gibi gelen ve her kelimesi yüreğine bir balyoz inmişçesine tahrip edici on onbeş dakikalık iş, piyasa ve saireden müteşekkil bir sohbete katlanmıştı.
Kocası bir dostunu karşılamak için müsaade isteyip masadan kalktığında, Necla’ya biraz evvelki (Nasılsınız?)’ın gerçek cevabı olan (Bıraktığın gibiyim)’i söylemeden sadece iyi akşamlar dileyerek kalkmıştı.
Bu gece, gecelerden bir gece veya sıradan bir gece değildi. Akşamdan belliydi böyle olacağı ve bunu adı gibi değilse bile ona yakın bir kesinlikle biliyordu. Çünkü ruhunda inkılâpların olduğu akşamlar üç aşağı beş yukarı böyle geçerdi…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz