ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

YAZIM SANATINDA MİZAH
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Haziran 2015 - 15:48:41

Toplumsal gerçekliğe gülünç, sıradışı, eğlenceli, satirik bir dille yaklaşımın adı olan mizahın ana karakteri eleştirel olmasıdır. Batı kültüründe “humour” olarak geçen mizah, toplumsal işlevi ile değerlendirilmekte, güldürürken sorgulamayı hattâ yıkıcılığı içermektedir. Gelenekler, töreler, toplumsal sistem ve yönetimler, iktidarların yarattığı adaletsizlikler mizahın konusu ve temel eleştiri nesnesidir. Mizah bu nedenle insanlığın özgürleşebilme özne/ergil olma bilincini ve mümkün/bütünsel insan olma özlemini ayakta tutan dönüştürücü praksislerden biridir.
Eski Yunan’da öncelikle Dionysos şenlikleriyle ve daha sonra Aristophanes’in komedyaları ile başlayan Eski Yunan toplumuna eleştirel bir tavır alabilen mizah ve gülmece, Ortaçağ’da soytarılar ve karnavallarla, modern esprinin atası Chaucer’la, Rönesansı müjdeleyen Boccaccio’nun Dekameron’u ile, Rönesans’ta Rabelais, Shakespeare ve Cervantes’le, 17. yüzyılda Moliere ve 19. yüzyıl sonu Dickens, Shaw, Çehov, Gogol ve Wilde gibi yazarlarda inceltilmiş bir biçimde işlenen mizah insanlığın trajik gerçeği ile birlikte Gerçeküstücüler’de, Beckett ve Ionesco’nun yapıtlarında kara ve yıkıcı mizaha dönüştü. Özellikle 20. yüzyılda ‘modernleşmenin sınırsızlaştırılamamasının’ yarattığı elinleşme/yabancılaşma mizahın (öncelikle kara mizahın) temel eleştiri noktasıydı.
Türk toplumu, sosyo-ekonomik formasyonunun, siyasal ve kültürel yapısının farklılığı nedeniyle Batı mizah kültürünün temel ögesi olan “humour” dan farklı bir gülmece anlayışına sahipti. Sözlü gelenekten günümüze kadar gelen fıkralar farklı bir mizah anlayışına ve birikimine işaret eder. Nasrettin Hoca başta olmak üzere Bekri Mustafa ve Bektaşi fıkraları halkın yaşama karşı alaycı ve öfkeli tutumunu dile getirir. Divan Edebiyatında mizah ögesi taşıyan eserler de vardı (Nef’î’nin ve Şeyhî’nin eserleri). Fakat Divan şiirinde belirli bir eleştirel dünya görüşünü görebilmek mümkün değildi. İnsan ile insan arasındaki ilişkiyi değiştirebilecek zihinsel dönüşüm, insanı ve toplumsal gerçekliği sorgulayan mizah anlayışı 20. yüzyılla birlikte gelişecekti. Ömer Seyfettin ile başlayan sosyal eleştiri, Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz gibi isimlerle anılan Marko Paşa dergisinde siyasal mizah anlayışına evrilecek; Gırgır dergisi ile birlikte toplumsal mizah anlayışı kitleselleşecekti.
İnsan doğal ve toplumsal sınırlayıcılıklara karşı isyan edebilen bir varlıktır. Bu insanın Prometeci bir özelliğidir. Bu isyanın gerçekleşmesi ile insan “insan” haline gelmiş verili -ister doğa ister Tanrı tarafından- gerçekliği değiştirip kendi gerçekliğini yaratmış; kendi gerçekliğini yani şu anın insanını yaratarak ‘mümkün insan’ın yaratılabilmesinin maddi koşullarını da oluşturmuştur. Evren içindeki somut sınırlılığın aşılması, Andre Malraux’un deyimiyle “karşı-yazgı” oluşturması bilim, felsefe ve sanat üretimiyle mümkün olmuştur.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz