ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI: EYÜPSPOR: 0 – KAYSERİSPOR: 2

ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI: EYÜPSPOR: 0 – KAYSERİSPOR: 2

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KAYSERİLİ TURİZMCİLERE EĞİTİM VERDİ

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI KAYSERİLİ TURİZMCİLERE EĞİTİM VERDİ

VALİ KAMÇI KOCASİNAN BELEDİYESİ İLE PROTOKOL İMZALADI

VALİ KAMÇI KOCASİNAN BELEDİYESİ İLE PROTOKOL İMZALADI

720863.MELİKGAZİ BELEDİYESİ.15.12.2017

720863.MELİKGAZİ BELEDİYESİ.15.12.2017

BAŞKAN MEMDUH BÜYÜKKILIÇ’IN ACI GÜNÜ

BAŞKAN MEMDUH BÜYÜKKILIÇ’IN ACI GÜNÜ

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ-6

Amerikan   – Türk Baharının Ortaya Çıkışı                                                   

İngiltere’nin yıktığı Osmanlı İmparatorluğunun yıkıntıları üzerinden, milletimizin “Anavatan Anadolu’yu koruma kararlılığı”, 1918 – 1922 zaman diliminde “Türk İstiklal Harbi” nin verilmesine sebep olmuştur. Milletimizin, vatan olarak gidebileceği başka toprakları olmadığından “Ya istiklal ya ölüm”  denilerek başlatılan savaş sonucu zafer milletimizde kalmış, ardından 24  Temmuz 1923 Lozan Antlaşmasıyla Misak-ı milli sınırlarımız için  bağımsız “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” nin varlığı, antlaşmaya taraf devletler ve  uluslararası  platformda kabul edilmiştir.

Devletlerin temel içgüdüsü “güvenlik” açısından  Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde yaşanan en önemli olay, yine “Kuzeyden Gelen Tehdit” sebebiyle, tarihin üzerimizde tekerrürü ile bu sefer de  dünyanın süper gücü İngiltere yerine dünyanın süper gücü haline gelen Amerika Birleşik Devletlerinin nüfuzuna girmesi  olmuştur.

  1. Dünya Harbi’nin bitiminde Avrupa devletleri büyük güç kaybına uğramışlar, harbe Amerika’nın girmesi ile birlikte, Avrupa’da yaşanan bu güç kaybı, bununla da kalmayarak adı geçen kıtanın sömürgeci devletlerinin sömürgelerine de yansıyarak, buralarda bağımsızlık hareketleri hız kazanmış, bütün bu gelişmeler, Amerika’nın işine yarayarak, İngiltere’den dünyanın süper gücü olmasını elinden alması sonucu kendisi süper güç haline gelmiştir.
  2. Dünya Harbinin getirdiği ikinci büyük  gelişme ise, rejimi Kapitalizm olan  Amerika’nın karşısına rejimi Komünizm olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dünyanın ikinci süper gücü olarak çıkması olayı olmuş, ideolojik, siyasi, ekonomik, kültürel yapıları ve jeopolitik emelleri  birbirinden farklı bu iki süper gücün karşı karşıya gelmesi, adına “Soğuk Savaş Dönemi” denilen dönemin başlamasına yol açmıştır.

Amerikan ve  Sovyet blokları  arasında “Soğuk Savaş Dönemi” ne damgasını vuran iki ana sebep üzerinde durmak gerekir:

1-İdeolojik sebepler: 19. Yüzyıl Avrupasındaki ekonomik düzen anlayışına hakim “Bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler” anlayışı  adına “Vahşi Kapitalizm” denilen ve siyasi yapılanmayla da desteklenen  bu düzen ortamında, Avrupa’nın yayılmacı ve sömürgeci büyük devletleri nezdinde dışta adına  “Emperyalist hegemonya” ya denilen “dış sömürü” ye  içte ise, adına “iç sömürü” denilen, sanayi ve ticaret olarak ekonomiye hakim olan zenginler sınıfı” nın (Burjuvazi) kuruluşlarında çalıştırdıkları işçileri  (Proleterya) neredeyse her türlü haklardan mahrum olarak “karın tokluğu” na çalıştırmaları sonucu, Avrupa’da  “durumundan  memnun  olmayan büyük bir işçi kitleleri”ni ortaya çıkmıştır.  Bunların bu kötü durumuna bir çözüm bulmak için yeni felsefi, siyasi ve ekonomik cereyanlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunların en büyüğü, Karl Marx tarafından kurulan ve adına “Komünizm” denilen cereyan olmuştur. Marx, adına “Komünizmin İncili” denilen “Kapital” isimli kitabında, getirmek istediği yeni ideoloji ve sistemini anlatmış, işlediği ana tema, “ezilen ve sömürülen” dediği toplumların büyük bir kısmını meydana getiren “proletaryan sınıfı” nın kendi arasında teşkilatlanıp, ihtilalini yaparak, kendilerini sömüren “burjuva sınıfı” nın kültürel, siyasi ve ekonomik hakimiyetini son vererek, kendi “Proleterya Diktatörlüğü” nü (Komünizm) kurmasını işlemiştir.

Avrupa’da Komünizmi erkenden hayata geçirmek için birçok ayaklanmalar ve ihtilaller yaşanmış, en sonunda Komünizm, bir devletin sistem anlayışı olarak adına “Octobur (Ekim) Devrimi” denilen Ekim 1917’de Rusya’da Lenin’in liderliğinde yapılan “Komünist İhtilal” ile bu ülkede yürürlüğe konulmuştur.

Komünizmin kurucusu gerek Marx olsun ve gerekse Rusya’da fiiliyata geçiren Lenin olsun, “Vahşi Kapitalizm” e bir tepki olarak doğan Komünizmi, “proletarya diktatörlüğünün elinde dünyayı cennete çevirecek bir düzen” olarak nitelendirirlerken, düzen anlayışlarında  temel alternatifleri ve düşmanları olan Kapitalizmi ise “şeytanları” ilan ederek, onu bütün dünyadan tasfiye hareketine de başlayarak (Özellikle  Komünist Rusya’dan başlayan dünyaya Komünizm ihracı) sonucu, Avrupa’da adlarına Meşrutiyet, Cumhuriyet ve Demokrasi (Komünistlerin tabiriyle ‘Burjuva Demokrasisi’ )  denilen yürürlükteki  “Kapitalist Düzen” in sahibi büyük devletler, kendilerine aykırı bir ideoloji olması yanında giderek   Rus milliyetçiliği   yayılmasının da   bir aleti haline gelen Komünizme cephe almışlar, onlar da bunu “kendi şeytanları” ilan edince, işte , 1947 – 1990 zaman dilimine damgasını vuracak olan Kapitalist Amerikan Bloğu ile Komünist Rusya Bloğu arasında “Soğuk Savaş Dönemi” nin ana kavga sebebi ideolojik yapılanma ve farklılık böyle ortaya çıkmıştır.

Bloklar arası “ideolojik Savaş” ta, Amerika, Komünizmi ve Sovyet Rusya yanında diğer komünistleşen  ülkeleri, insanlığı mutlu etmek yönünden “Çağın en geçerli ve iyi  rejimi” denilen Demokrasiye olan düşmanlıklarını sürekli işleyerek, bu ülkelerde en tabii insan hak ve hürriyetlerinin bulunmadığını, demokrasiyi katlettiklerini, ülkelerini bu uygulamalarıyla “cennet” e değil “cehennem” e çevirdiklerinden bahisle bu ana temada onlara yüklenir, “Komünizm saldırganlığı” na karşı “Demokratik ülkeleri koruma” şampiyonluğuna soyunurken, Komünist ülkeler de, “Kapitalist  Emperyalizm” i yanında onun başı olarak gördükleri” Amerikan Emperyalizmi” ne yüklenmişler, bunun “hegemonik hakimiyeti” sonucu dünyadaki bütün huzursuzlukların kaynağı olarak onu göstermişler ve hatta bu uğurda Lenin “Geberen kapitalizm” isimli kitap bile yazmıştır.

2-Jeopolitik Sebepler: Bloklar arası rekabette, coğrafya da etkili olmuş, SSCB’nin Avrasya’da Atlas Okyanusundan Pasifik Okyanusuna kadar sınırları olması ve özellikle bu sınırların batı (Batı Avrupa) ve güney (Ortadoğu, Güney ve Doğu Asya) kanatlarına yönelik öncelikle sınır ülkelerini Komünizm ihraç ile buraları işgal emelleri ön plan çıkınca, ABD, bunun önünü geçmek için, adına “SSCB’ni çevreleme hareketi” denilen bir hareketin içine girerek, Batı’ya yönelik yayılmacılığı önlemek için askeri bir ittifak olarak NATO’nun kurulmasını sebep olmuş, “çevre ülkeler” olarak buna Yunanistan ve Türkiye de alınmıştır.

Sovyet yayılmacılığının önünü geçmek için Avrupa’da Almanya “merkez ülke” olurken, Türkiye ise, Ortadoğu’da bulunması sebebiyle, burasının gerek büyük jeopolitik önemi ve gerekse dünyanın en zengin petrol  ve doğal gaz yataklarının burada bulunması sebebiyle, Amerika bu avantajları kendi elinde bulundurması için “Türkiye’nin korunması” na özel bir önem vermiş, bu ülke, SSCB ile geniş sınırı bulunması sebebiyle, onun Ortadoğu’ya yılmasını önlemek uğrunda bir “Yangın Duvarı “ statüsünde görülmüştür.

Amerika, Ortadoğu’da “çevreleme hareketi” olarak Türkiye’yi NATO yükümlülükleri dışında da kullanmış, bu cümleden 1954’de kurulan “Bağdat Paktı” nın öncü rolünü, Amerika’nın teşvikiyle, Sovyet yayılmacılığı önünde bir “Kuzey Seddi” oluşturmak için Türkiye oynamıştır. (J.C. Hurevitz, Middele East Politiccs: TheMilitaryDimension,Frederich A.  Praeger, New York, 1969, s. 75)

Badat Paktı’nın temelleri  2 Nisan 1954’de Türkiye ile Pakistan arasında imzalanan Dostluk ve İşbirliği Antlaşmasının imzalanmasıyla atılmış,  bu ikili antlaşmaya 5 Nisan 1955’de İngiltere’nin,  23 Eylül 1955’de Irak’ın ve 23 Ekim 1955’de İran’ın katılmasıyla  beşli antlaşma halini almıştır.

Bağdat Paktı’nın kurulması   Irak dışındaki Arap ülkelerinin büyük tepkisini üzerine çekmesi sebebiyle ölü doğmuş,  14 Temmuz 1958’de   Irak’ta çıkan ihtilal sonucu Irak Kralı  Nuri Said’in öldürülmesiyle birlikte Irak’ın paktın çekilmesi sonucu  pakt işlerliğini kaybetmiştir.

Bağdat Paktı dağılınca, yine Amerika’nın teşviki, yeni bir “Ortadoğu çevreleme örgütü” olarak merkezi Ankara olmak üzere 19 Eylül 1959’da  CENTO ( Central TreatyOrganization – Merkezi İşbirliği teşkilatı) kurulmuştur.  Üyeleri, Türkiye, İran, Pakistan ve İngiltere idi. (Hüseyin Bağcı, Demokrat Parti Dönemi Dış Politikası,  İmge kitabevi,  Ankara, 1990, Ankara, s. 99)

Doğu Asya’da ise,  Komünizm yayılmacılığına karşı “güvenlik çemberi” oluşturmak için  6 Eylül 1954’de  Amerika, Avusturalya, İngiltere, Filipinler, Fransa, Pakistan, Tayland, Yeni Zellanda ve  Manila arasında  SEATO (SoutheastAsiaTreatyOrganization –  Güneydoğu  Asya Antlaşması Teşkilatı) kuruldu.  Teşkilat,  30 Haziran  1977’ye kadar yürürlükte kaldı. (Devam Edecek)

 

  • Etiketler
  • Açıklama
  • Amerikan   – Türk Baharının Ortaya Çıkışı                                                    İngiltere’nin yıktığı Osmanlı İmparatorluğunun yıkıntıları üzerinden, milletimizin “Anavatan Anadolu’yu koruma kararlılığı”, 1918 – 1922 zaman diliminde “Türk İstiklal Harbi” nin verilmesine sebep olmuştur. Milletimizin, vatan olarak gidebileceği başka toprakları olmadığından “Ya istiklal ya ölüm”  denilerek başlatılan savaş sonucu zafer milletimizde kalmış, ardından 24  Temmuz 1923 Lozan Antlaşmasıyla Misak-ı milli […]
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz