VE… KUPA’DA RAKİBİMİZ….ANTALYASPOR

VE… KUPA’DA RAKİBİMİZ….ANTALYASPOR

BÜYÜKKILIÇ’IN ENİŞTESİ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

BÜYÜKKILIÇ’IN ENİŞTESİ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

TOPLANAN VERGİLERLE ÇEVRE YATIRIMI

TOPLANAN VERGİLERLE ÇEVRE YATIRIMI

MOBİLYANIN “SİLİKON VADİSİ” KAYSERİ’DE AÇILACAK

MOBİLYANIN “SİLİKON VADİSİ” KAYSERİ’DE AÇILACAK

BEDİR: HESABIMIZA, KİTABIMIZA, TAKIMIMIZA BAKAR VE GEREKENİ YAPARIZ

BEDİR: HESABIMIZA, KİTABIMIZA, TAKIMIMIZA BAKAR VE GEREKENİ YAPARIZ

YOKLAMA BORUSU…
  • İBRAHİMPEKBAY
    • İBRAHİM PEKBAY
    • ibrahimpekbay@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Ağustos 2017 - 11:37:39

Genelde sınıf mümessili, şimdiki deyimle sınıf başkanı, gürültü halindeki sınıfa bakar, gelmeyen var mı tespit eder, not alır. Öğretmen sınıfa girince de gelmeyenlerin numarasını kendisine verir.
Bu, yoklamanın bir şeklidir.
İkinci şekli, pimpirikli öğretmenler, yoklama defterini önüne alır, tek tek numaraları okur, karşıdan “Burdaaaa…” nidasını duyarak, öğrencinin sınıfta olup olmadığını kontrol eder. Her “Burdaaa…” nidası sırasında da kafasını kaldırıp öğrenciyi görmeyi ihmal etmez.
Üçüncüsü, askerlikte olur ama adı “Yoklama” değil “Ta’dad”, yani toplama yapmaktır. Önce bölük, sonra tabur, ardından alay kendisini toplar, en son Tugay seviyesinde “Tekmil verme” şekli ile toplama yapılır, bir nev’î yoklamadır bu.
Diğer bir şekil, Fransızcadan dilimize geçme “Sondaj” işidir. Bir durumu, bir düşünceyi öğrenmek için yapılan araştırma, yoklamadır. Bazen de toprağın bağrına saplarsın çelik boruyu, salarsın derine doğru, aramaya başlarsın. Ne çıkarsa bahtıma gari…
Bu sistemi, yoklama ya da sondaj, en iyi kullanan parti AKP…
Öyle bir çelik boru salar ki gövdenize, beyninize, anlamazsınız n’olduğunu… Demez “Ben şu konuda düşüncelerinizi almak istiyorum” diye, söylettirir.
Örneğin bu ağızlardan ikisi, ne yazık ki “Kayseri” doğumlu, birisi Burhan Kuzu, ötekisi Devlet Bahçeli’nin “Meczup” diye tanımladığı Ayhan Oğan denilen şahıs.
Aslında ne meczup ne başka bir şeyi, bunlar AKP’nin sondaj ameleleri. Kullanılırlar, karşılığında bir şeyler alırlar, ama bakan olamazlar, bir dönem bir şey olurlar, ondan sonra da “Olabilir miyim acaba” düşüncesi ile ameleliğe devam ederler.
Mesela siz AKP’nin “Din devleti kurmak istiyoruz, ne dersiniz” dediğini duydunuz mu?
Duymadık ama ikide bir “Davamız” dediklerini, “Dava adamıyız” diye de kendilerini tanıttıklarını, ifade ettiklerini biliyoruz.
Eğer memleketin bağrına çakılan çelik sondaj borusuna karşı kayıtsız kalırsanız, uygulamaları da sırasıyla görürsünüz.
Bunun en güzel örneği, genel seçimlerde ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldıkları oy sonrası, aldıkları tavırlar ve uygulamalardır.
Ben, kendi köşemde onlarca kez sordum; “Davamız diyerek anlatmaya çalıştığınız nedir, içini doldurun da bilelim” diye. Bugüne kadar hiç kimseden cevap alamadım. Aslında cevabını da “Tek adam”dan başkası da bilmiyor. Her şey onun kafasında ama onun da kafası karışık. Bir gün söylediğini, bir başka gün aksini söyleyebiliyor.
Biz biliyoruz davasının ne olduğunu ama kendisi ifade etmeli diye bekliyoruz. Biz bekledikçe o, çelik boruları sondaj ameleleri ile barımıza saplamaya devam ediyor.
Ne desek boş, “Bir musibet, bin nasihatten iyidir” sözüne doğru gittiğimizi de ne yazık ki görüyoruz. Umarım o sondaj borusu ile bağrımıza çakılan “Musibet”, döşümüzü delip de sırtımızdan çıkmaz.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz