AGÜ’DE TÜRKİYE-GÜNEY KORE ORTAK SEMPOZYUMU

AGÜ’DE TÜRKİYE-GÜNEY KORE ORTAK SEMPOZYUMU

NURULLAH AYDIN’IN KALEMİNDEN ABD-TÜRKİYE ANTLAŞMALARI

NURULLAH AYDIN’IN KALEMİNDEN ABD-TÜRKİYE ANTLAŞMALARI

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYI ÖZDEMİR’E ÖZVATAN’DA YOĞUN İLGİ

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYI ÖZDEMİR’E ÖZVATAN’DA YOĞUN İLGİ

ZEHİR TACİRİ İKİ KİŞİ YAKALANDI

ZEHİR TACİRİ İKİ KİŞİ YAKALANDI

MELİKGAZİ EMLAK VERGİSİ İÇİN VEZNELER HAFTA SONU AÇIK

MELİKGAZİ EMLAK VERGİSİ İÇİN VEZNELER HAFTA SONU AÇIK

ZAMAN VE DEĞİŞEN İNSANLAR
  • MUSTAFAACAR
    • MUSTAFA ACAR
    • MUSTAFAAC@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Nisan 2018 - 12:26:51

Kuruntulu oturup, emredercesine konuşmasından, sonradan görmüş olduğu bir çocuk tarafından bile anlaşılacak kadar bariz olan Hüseyin Efendi, çift yüzüklü sol elini masaya vurarak garsona;
-Hadisene lan hergele, ne oldu bizim nargile? diye çıkıştı.
Bu söz üzerine garson ne kadar hareketlenmişse, karşıdaki pos bıyıklı Ali Dayı da bir o kadar durgunlaşmıştı.
İçinden böylelerine küfreder bir hali vardı. Semtte hemen hemen herkes Ali Dayı’ nın böyle şeyleri sevmediğini, sadelikten hoşlandığını bilir; onu hoş tutmaya çalışırdı. Şu Hüseyin Efendi bu durumu bildiği halde inadına üsteler, yüzsüzlüğünü her fırsatta belli etmekten adeta sinsice bir zevk alırdı.
Biraz sonra semtin kabadayısı Hançerli Recep damladı kahveye. Ses tonunu elinden geldiğince kalınlaştırarak bir selam patlattı ki; her kabadayının becereceği cinsten değildi.
Tek tek “aleyküm selam” denildi. Ve o hepsine de elini göğsüne koyarak ayrı ayrı laubali bir şekilde hürmet gösterisi yaptı. Sonra Hüseyin Efendi’ nin yanına oturdu.
Biraz sonra Hüseyin Efendi nargilesine dalmış düşünürken, Recep yine o yapmacık kalın sesiyle;
-Ver bir de biz çekelim şu mereti dedi. Ve demesiyle elinden çekerek adeta zorla alması da bir oldu. Öyle ya kabadayılığın en önemli unsuru, istisna tanımadan herkese nispetince hükmetmek, daima kuvvetli ve cesur olduğunu her fırsatta kimlik kartı gösterir gibigöstermekti.
Recep bir iki çekişten sonra, alışındakinden hiçte geri kalmayan bir kabalıkla marpucu
geri verdi. Yüzü turşu gibi bir hal almıştı. Çıkışarak;
-Amma zıkkımmış be! Vallahi bir şey anlamadım, en iyisi bizim sigara diyerek, yelek cebinden filtreli bir sigara paketi çıkardı.
İçinden bir tane yakıp, paketi masaya koydu.
Hüseyin Efendi’ nin karşısında oturup bu ana kadar konuşmayan Asım Dayı asalak yaratılışının icabı Recep’ e manalı bir şekilde başını sallayarak;
-Etrafı yine senin sigaranın kokusu aldı, gönder de biz de yakalım dedi.
Recep bu isteği pek olumlu karşılamışa benzemiyordu.
-Biz bunu alın teriyle kazanıyoruz
-Tabii ne zannettin? Hem sen biliyor musun, bu sigaralar neden bu kadar hoş geliyor?
-Ne bileyim, müneccim başı mıyım?
-Bilmezsin tabii. Ben bunları sabaha kadar Feride’ nin göğsüne koyuyorum,
sutyeninin arasına, ondan tadına doyulmuyor.
Asım Dayı bu söz üzerine eski çapkınlıklarını bire beş katarak, sağdan soldan duyduklarını da kendine mal ederek anlatırken; Ali Dayı bıyığının teli sayısınca dostluk, kabadayılık gördüğünü; fakat kabadayılık dostluk denen şu nesnenin bu zamanda olduğu kadar hiçbir devirde ayağa düşmediğini, her şeyin kendisine göre bir hususiyeti ,olduğunu
düşünüyor ve şimdi adilik derecesine inen bu münasebetler onu büsbütün rahatsız ediyordu.
Birden acı acı gülümseyerek;
-Zaman, dedi durdu ve ekledi değişen insanlar.
Bu sözün içindekileri ocakçı dahil oradakilerin hiçbiri anlamadı.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz